Kitabı okumaya başladığımda konuşma balonlarının olmaması, diyalogların sadece nokta veya virgülle ayrılması sinirimi bozmuştu. Basım hatası sanıp kütüphanede aynı kitaba başka bir yayın evinden baktığımda kitabın aynı şekilde olduğunu fark ettim. Zaten sabredip kitabı okumaya devam etsem sebebini anlarmışım. Körlerin dünyasını anlatırken kullandığı dille sanki biz de körmüşüz de bu kitabı kafamızda canlandırıyormuşuz gibi hissettirdi bana. Kitabı okumaya ara verdiğim çoğu anlarda yazarın da kitabın başında sık sık değindiği gibi acaba ben de kör olsam neler yapardım diye düşünürken buluyordum kendimi. İsimlerin önemi kalmazdı, ahlak değerleri bu kadar yok sayılır mıydı acaba ?
Körlük