Eserin başkahramanı Peçorin, Lermontov’un günlük hayatta karşılaştığı çağdaş insanın bir prototipidir. Soylu ve zengin bir aileden gelen Peçorin felsefe, edebiyat ve tarihle ilgilenen kültürlü bir gençtir. Kıvrak bir zekası, sınırsız bir cesareti vardır ve elde etmek istediği değerler için çaba gösterir. Doğaya karşı duyarlı oluşu onun duygusal yönünü de ortaya çıkarır. Ancak bu olumlu özelliklerin yanında Peçorin çevresindekilere karşı soğuk, acımasız, alaycı ve kimi zaman da duyarsızdır. İçinde yaşadığı toplum koşulları onu ilgilendirmemekte, kimseyi mutlu edememekte, hatta çevresindekilere zarar vermektedir. Bireyci ve bencil yapısı onu yalnızlığa mahkum eder. İçinde büyük güçlerin varlığını hisseder ama bunu doğru kullanmayı beceremez.
Anlamsız tartışmalara, gereksiz düellolara karışır. Yazar, Peçorin’in ruhsal çöküşünün nedenini içinde yetiştiği toplumun şartlarına bağlar. Peçorin yaşadığı koşulları şu şekilde dile getirir:
Çocukluğumdan beri alınyazım böyleydi! Herkes yüzümde kötülük belirtileri okuyordu; bunlar mevcut değildi ama tahmin ediliyorlardı, onlar da doğdular (...) İyilikle kötülüğü derinden hissediyordum; kimse beni okşamıyordu, hep kırıyorlardı: kinci oldum (...) Bütün dünyayı sevmeye hazırdım, kimse beni anlamadı: ben de nefret etmeyi öğrendim. Renksiz gençliğim kendimle ve çevremle mücadeleyle geçti; en iyi duygularımı alaya alınır korkusuyla yüreğimin derinliklerine gömdüm: onlar da orada öldüler. Ben gerçeği söylüyordum, bana inanmıyorlardı: aldatmaya başladım (...) Ben manevi olarak sakat kaldım: ruhumun yarısı yaşamıyordu, kurumuştu, ölmüştü, onu kesip attım; oysaki diğer yarısı kımıldanıyor, herkesin emrine hazır yaşıyordu; bunu kimse fark etmedi, çünkü onun mahvolan yarısının varlığından kimsenin haberi yoktu Zamanımızın Bir Kahramanı