·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ağustos 2017 00:00 Yazarın okuduğum ilk kitabı. İnsana, varoluşa, kimlik bunalımına, yaşlılığa ve aşka ilişkin kısa, arada sırada kendini tekrar eden ama yine de akıcı ve keyifli (kimi zaman da keyifleri kaçırabilen) bir hikaye. 90 yaşındaki bir adamla 14 yaşındaki bir bakirenin cinsellik ve aşk yaşama olasılığı başlarda okuyucuyu ürkütebilir; ancak sayfaları çevirdikçe yazarın derdinin farklı olduğunu, bu aykırı ilişki üzerinden insanın yalnızlığını, içinde bir yerlerde asla dolduramadığı korkunç boşluğa karşın yaşama tutunma inadını ve dünyevi zevklere yönelik hiç bitmeyen açlığını konu alan freudyen bir anlatı kurgulamış olduğunu görüyorsunuz. Kitabın baş kahramanı olan yaşlı adam, belki de yaşamının son günlerinde aşkı bulduğu düşüncesine tutunuyor; gerçek olmasa bile, geçirdiği uzun ömre anlam katabileceğine inandığı yegane şey bu... Açıkçası hikaye, kahramanının 90 yaşında olduğuna pek inandıramasa da yaşınız ve görüp geçirdikleriniz ne kadar farklı olursa olsun, ilginç bir şekilde kendinizi onun yerine koymaktan da geri duramıyorsunuz.