Onların Tomris Uyar’ı olan Lou sanat dünyasının en baba adamlarını kendisine aşık etmiştir (bkz: friedrich nietzsche) Lou, devrimci feminist düşünceleri ve hayatı çok açık görüşlü yorumlamasıyla Tezer Özlü’den sonra en sevdiğim kadındır. Çok seyahat etmiş yazarımız psikanalizle de uğraşmaktadır.
Hatta meşhur fotoğraf olan Lou Salome'un elinde Nietzsche'ye ve yakın arkadaşı Paul Ree'ye yönelen kırbaç tuttuğu resim kırbaçın temsil ettiği erotik, politik, ahlaki bütün işaretler Nietzsche felsefesinin karakteristik hattını oluşturmaktadır. Ne tesadüftür ki bu fotoğrafın çekilmesinden 7 yıl sonra Nietzsche Torino’da gördüğü kırbaçlanan at ile kendisi arasında ortak bir kader görmüş olmalı ki ilk zihinsel çöküşünü o an yaşamıştır.
Nietzsche, wagner, freud gibi adamları kendisine hayran bırakan kadınımız bu kitabında hayata dair çoğu düşüncesini aktarıyor bize. Bir erkekle birlikte olmak için her daim kadının kendinden vermesi, potansiyelinin baskılanacak olması, bir birey olarak görülmeyeceğine değinir. Bir erkek farkında bile olmadan karşısındaki kadının birey olmasını sürekli baskılamaya çalışır. Yüzyıllardır içinde doğup büyüdüğü kalıpları içselleştirmiştir neticede. Bir kadının özgürlüğü hayatında bir erkek olmamasıyla mümkündür. Bir kadının özgür olması demek yaşadığı toplumdaki çoğu bireyin ona gelenekselci fikirleriyle laf söyleme ve akıl verme haddini bulması da demektir. Olay örgüsüne hayata dair bu çıkarımlarını işleyerek yine çok güzel bir öykü çıkartmış. ArayışlarLou Andreas-Salomé