Hiçkimse doğuştan potansiyel suçlu değildir.
Hepimiz içten içe iyliğin ve kötülüğün savaşını veriyoruz. Hepimizin içinde iyiliğin olduğu kadar kötülük te vardır.
Şartlar ve koşullar insanı şekillendirebiliyor "iyi insan'' ve "kötü insan" diye.
Ve tabi çıkar çatışması.
Makyevelli'nin de dediği gibi ; " Amaca giden tüm yollar mübahtır."
Yoksun bırakmışım insan kalıbından...
Görmezden gelmiş beni sahtekâr doğa...
Hileli ve yarım yamalak yapıp
Vaktinden önce salıvermiş bu dünyaya...
Öylesine çarpık ve anormalim ki...
Yanlarından geçtiğim köpekler bile havlıyorlar bana Demiş Richard.
Doğaya sitem edip suçlayarak aslında kötü bir adam olmayı kendisinin seçmediğni, kötülüğün zaten var olduğunu vurgulamış.
Bana göre, Shakespeare Richard karakterini yaratırken onu görünüşte çok kötü ve ahlaksız bir adam olarak gösterse de içten içe bize bu karaktere karşı empati yapmamızı sağlayarak düşündürtüyor.
Hangimiz mükemmel derecede masum ve dürüstüz ki ?
İşler çığrından çıktığında sözde medeni bu insanlar birbirini yiyecek.
Çıkarlar üzerine varolmuş insanoğlu...
Dedim ya amaca doğru giderken önünde duran engelleri erdemsizce dahi olsa yok ediyorsunuz. Dolayısıyla gerektiğinde insan acımasız da olucak erdemsiz de. Ne de olsa savaşı ilk kaybedenler genelde kahramanlardır.
Şimdi Richard gibi bir karakter düşünün. Doğuştan çarpık, topal, kambur, engelli biri...
Herkesin alay konusu olduğu ve sevilmediği.
Siz olsanız ne yapardınız ?
Belki de çok iyi bir adam olabilirdi bunca kusura rağmen ama toplum buna izin verir mi hayır.
Kötülüklerin sebebi kaynağı da biziz. Doğanın kötülüğünden kötülüğün doğasına cümlesi de çok iyi açıklıyor bunu.
Madem kimsenin sevgilisi olma şansım yok,
Ben de karar verdim kötü adam olmaya,
Bu hoş günlerin boş zevklerinden nefret etmeye...
Burda da zaten çok iyi açıklıyor Ricardın kötülüğü seçmediği buna mecbur bırakıldığı...
Jan kott da diyor ki ;
" İnsan tutkularına ve isteklerine göre şekillenebilen bir kil parçasıdır. "
Richard ta hem kendini hem de dünyayı şekillendirmeyi, kusurlarını görünmez kılmayı herkesin üzerinde bir güç olmayı hedeflemiştir.
O öyle bir karakter ki sivri dili, retorik hitabeti ve zekasıyla kocasını öldürdüğü Lady Anne i bile kendisiyle evlenmesine ikna ediyor. Başarı basamaklarına doğru adım adım ilerlerken, başarıyı elde ettiğinde, kral olduğunda ani bir düşüş yaşıyor.
Bunu da şöyle açıklayabiliriz ;
İnsanlar amaç ve hedefleri doğrultusunda var olup yükselirler. Amaçsız kalan insan, gözü kapalı bir uçuruma doğru ölümüne sürüklenendir.