İstanbul'da kalan son günlerimde kapanışı İstanbul'a yakışır bir kitapla yapıyorum.
Korku Dozu TAŞ
Betimlemeleri ile beni benden alan bir kitap oldu. Yazarın kalemi oldukça akıcı ve betimlemeleri sayesinde karakterler ve yer/mekan öyle bir canlanıyor ki gözünüzde, Halil Usta sanki bizim mahalledeki kaportacı.
Olayların içindeymişsiniz hissine bayılıyorum.
E, gerilim/korku olunca zaten kitap akıp gidiyor. Dili ve dil bilgisi çok iyi kullanılmış. Bir Türkçe öğretmeninin yazmış olmasına şaşırmadım açıkçası.
Şimdiki zamanda kaportacı Halil Usta vasıtasıyla karakterleri tanıyarak başlıyoruz. Oğlu Yaşar ile arkadaşı Kubilay alkol ve madde bağımlısı. Beraberinde haliyle olumsuz karakter özellikleri de gelişmiş. Son derece dürüst ve çalışkan Halil Usta'nın aksine yaşayan Yaşar ve Kubilay'a ister istemez aile içi tepkiler de mevcut.
#alıntı
"Anlık kararlar, onarılmaz hasarlara gebe ya da paha biçilemeyecek kazançlara. Değişen tek şey eylemler, değişmeyen tek şey samimi iyilikler ya da çoğu zaman pişmanlıklar."
Bu iki arkadaşın başlarına açtıkları bir dertten kurtulmak için ormanda kazdıkları bir alanda buldukları taş ile başlıyor macera. Tarihi eser olduğunu düşündükleri ve okutup zengin olma hayalleri kurdukları bu taş tahminlerinden çok daha fazlası aslında. Hatta bir felaket habercisi. Hikayeyi anlatıcı rolündeki yazarın zaman zaman kattığı yorumlarla okuyarak, gizemli taşın sırrını çözmek üzere ikinci bölüme geçiyoruz.
Artık günümüzde değil M.Ö. 1200'lü yıllarda, Mısır-Hitit savaşının ortasındayız.
Hititler, savaşı kazanmak için Marşe adındaki bir iblis ile anlaşıyorlar. Burada Hitit kralı Muvatallli'nin insanlığın iyiliği için sonsuza kadar saklanmasını istediği bir tabletin yeniden gün yüzüne çıktığını öğreniyoruz.
Sonrası mı?
Sonrası gerilim, heyecan, macera, korku ve aksiyon dolu..
"Kapının kapandığını duyan kadın, numaradan kapattığı gözlerini açtı. Dönüp kapıya baktı. Mutsuz ve kaygılıydı, birazcık uyumak umuduyla yorganı başına çekti ama sabaha kadar gözlerini kırpmayacaktı..."
Devamı ikinci kitapta... Heyecanla bekliyorum Mehmet Ali Özmen