·112 syf.····Okunma: 17 Ocak 2024 19:03 "İnsanı herhangi bir şey yapmaya iten biricik dürtü; kendi ruhunu hoşnut kılma dürtüsü; ruhunu hoşnut kılmaya ve kendinden razı olmaya duyduğu ihtiyaç." ifadelerini tüm yönleriyle aydınlatmış yazar kitabında. Okudukça o kadar çok hak verdim ki kendisine...
Geçen gün okulumuzun öğrencilerini akvaryum gezisine götürdük. Yılanlar, balıklar derken son durak olarak kar dünyasına giriş yaptık. Burdur'da doğmuş büyümüş biri olarak kara doyduğum, hatta kardan kar kadar soğuduğum için kaymak, karla buzla oynamak hiç cazip gelmedi haliyle bana. İçeride bulunan küçücük ve bir o kadar sevimli kafede kahvemi içmeye koyuldum ben. Bazı öğretmen arkadaşlarım bana eşlik ederken bazıları çocukların yanından saniye ayrılmadı. Ve bu durumu, kitaba göre yorumladığımda müthiş bir farkındalık yaşadım.
- Çocukların yanında kalmam, onların keyfini arttırır mı?
- Hayır.
- Yokluğum onların tadını kaçırır mı?
- Hayır.
O zaman neden orada kalıp kendime eziyet edeyim?
Oysa yakın bir arkadaşım, veliler ne der, çocuklarla ilgilenmemiş diye düşünür mü, ya düşerse çocuklar, ya hoca gelmedi yanımıza derlerse evhamıyla bir yudum kahve içemedi.
Sonuç itibariyle ben kendimi manen keyifli hissedeceğim durumu seçtim. Arkadaşım da vicdan azabı çekmemek adına yine kendini manen iyi hissedeceği durumu seçti. İkimiz de özgür irademiz olmasa da özgür seçimlerimizle yol aldık...