·240 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Ocak 2024 00:00 Kitap mektuplaşma şeklinde ilerliyor, öncelikle ana karakter Celie’nin Tanrı’ya yazdığı mektuplar var, ardından romanın ortalarında kardeşi Nettie’nin Celie’ye yazdığı mektuplar var. Nettie’nin mektupları o kadar güzel ve öğretici ki… Afrika ile ilgili birçok bilgi içeriyor. Kültürleri hakkında detaylar içeriyor. Kitap ilk sayfadan yüreği ve aklı sarsan bir hikaye ile başlıyor. İnsanlık tarihinin en korkunç ahlaksızlığı ve katlanılmaz bir suçu olarak gördüğüm ensest bir durumdan bahsediliyor. Böyle de kalmayıp, ırkçılık, istismar, şiddet, sömürgecilik, kölelik, taciz, tecavüz ne tür suç ararsanız mevcut gibi romanda. Genelde bu tür kitapları okumaya kalbim katlanamaz ama bu kez hem sinirlenerek hem üzülerek okumayı sürdürdüm. Tüm zulme uğrayan karakterlerin sabrına eşlik ettim , çekip gitsem sanki öyle güçsüz olacaktım ki, öyle ayıp etmiş olacaktım ki onlara. Yaşadıklarını dinlemeye bile tahammül edemezken onlar bu durumu yaşadılar ve anlattılar. Böylesi katlanılmaz acılara eşlik ettim. Hem acı hem hayatın fazlasıyla içinden gerçeklerle başedecek gücü tüm karakterlerle beraber bulmaya çalıştım.
Neden mor diyecek olanlar için; Mor renk baş kaldıran, her türlü acıya dur diyebilen kadınların rengidir. Anadolu’da da yörük kadınları genç kızların çeyizlerine mor cepken hazırlar, bir gün eşinden şiddet görürse o mor cepken’i giymesi her şeyi sessizce anlatırmış çevresine. Ne adam bir daha ona yaklaşabilirmiş, ne de ortak bilinç içerisinde başka insanlar o adama kız verirmiş. Öyle bir saygısızlığa dahil olup mor cepken giymeye sebebiyet yaratmak istemezmiş erkekte. İşte böyle tarifsiz, susarak çok şey anlatan bir rengi taşıyor kitap adının içinde. Ayrıca kitabın benim için en şaşırtıcı yanı kuir özellikleri de taşıyor olması çıktı.