Semerkant , şehirlerin şahı. Eski ve yakın tarihin, kurgu ve gerçekliğin eşsiz harmanı. Tarih kitaplarının beni fazla çekmemesine rağmen, her satırında beni etkileyen bir kitap. Sizlerle Ömer Hayyam'ı, aşkın resmi Cihan'ı, Hasan Sabbah'ı ve Nizamülmülk'ü tanıştıracak ve sayfaların arasında zaman kavramını sizlere unutturacak. Açıkçası kitabın ilk iki bölümü Rubaiyat'ın yazılışından ve Ömer Hayyam'dan bahsettiği için beni daha çok içine çekti. Son bölümler ise daha çok İran tarihi içerikliydi. Bu değerli kitap hakkında söylenecek çok şey var elbette, ama bırakayım siz onu yaşayın. Ömer Hayyam'ın el yazması Rubaiyat'ının yazılışı, çalınışı ve bulunduktan sonra Titanic ile okyanusun derin sularına gömülüşünü adeta bir film sahnesi gibi izleyeceksiniz sayfalar arasında. İncelememi Ömer Hayyam'ın bir rubaisi ile sonlandırmak istiyorum.
''Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeye,
Altınları gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer:
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.''
İyi okumalar