8/10
·287 syf.··
2024 2. kitabı
Bu eseri tek kelimeyle özetlememiz gerekirse "haykırış" kelimesi en uygun tercih olacaktır. Koca bir sosyoloji tarihi, Batı'nın ideolojileri ve bu ideolojilerin ülkemizdeki yansımalarını 300 sayfalık bir kitapta inceleyerek Türk aydını eleştirisi yapmaya kalkışmak için Cemil Meriç olmak, onun gibi ülkenin hal-i pürmelalini görüp ızdırap duymak gerekir. Kitabın her satırında "Batı hayranı, ruhunu ve özünü kaybetmiş aydıncıklar"ın acı eleştirisi, sadece eleştirisi de değil, onlara duyulan acıma hissini görebilirsiniz. İthal ideolojilerin tornadan geçmeden, yerelde dayanağı olmadan Türk toplumuna doğrudan yamanmasının ortaya çıkardığı toplumsal bölünmüşlük, bu bölünmüş güruhları peşlerinden sürüklemeye ya da onlara doğruyu göstermeye iddialı "aydın"ların ortaya çıkardığı kakafonidir Meriç'in derdi. Yazara göre bu kakafoniden bir düşünce çıkmaz, çünkü ancak bir ülküye hizmet ettiği sürece düşünce anlamlıdır. "Mukaddeslerin emrinde olmayan her düşünce, şüursuz bir debeleniş, fikri bir istimnadır". Yeni bir tarih anlatısı ortaya koymak isteyen yazar, ""okuyucunun tedirgin olmaktan haz etmediğini, tarihte aradığının ezelden beri bildiği saçmalıklar olduğunu, onları aydınlatmaya çalışmanın gururlarını incitmek ve öfkelendirmek anlamına geleceğini" de bilmektedir. Bu haykırışın bir tezahürü olsa gerek, kitabın akışı oldukça sorunludur. Çok geniş konuların ansiklopedik bilgiler şeklinde özetlenmiş olması, oldukça fazla alıntı, isim, kişi ve eserden bahsedildiği için yazarın kendi görüşü ile eleştirisini ayırt etmek zor hale gelmiştir. Bölümler belli bir sonuçla bitmediği veya net sorular soramadığı için bilimsel bir bakış ortaya koymakta zorlanmaktadır. Esasen bir "isyan" olarak kalmaktadır bu muhteşem eser. Ne yazık...
Felsefe-Düşünce
MağaradakilerCemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20033,673 okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.