Gönderi

Puan vermedi·200 syf.··
2024 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2024 14:32
Dante’nin daha öncesinde İlahi Komedya üçlemesini okumuştum. O zamanlardan beri Dante’nin dindarlığı üzerine belli bir izlenimim vardı. Şimdi okuduğum siyasi içerikli bu eserinde de Dante’nin o dindarlığını çok açık bir şekilde gördüm. Öncelikle toplumsal yapı gereği bir devletin zorunluğu konusunu işleyen Dante, devlet yapısının Monarşi olması gerektiğini ileri sürüyor. Tanrının tekliğinden yola çıkarak “İnsan türü en çok bir birlik olduğunda, yani bir hükümdar tarafından yönetildiğinde, Tanrıyı andırır.” (s.75), Eski Ahit, Yeni Ahit , Aristoteles ve Cicero gibi kaynaklara da dayanarak tek lider yönetiminin yani Monarşinin doğanın özü yani “ereği” gereği olduğunu dile getiriyor. Mantık kuramlarından ve dini ayetlerden yararlanılarak oluşturduğu argümanlarla bu monarşik sistemin aslında tanrısal bir tasarının doğal ve olması gereken bir getirisi olarak sunuyor. “Sonuç olarak, akılda tutulması gereken ilk nokta, Tanrı ve doğanın hiçbir şeyi boşuna yapmadığı, tersine varlığa getirdiği her şeyin bir ereğe göre tasarlandığıdır.” (s.65) “…bir bütün olarak insanoğlunun tek bir ereğe yöneldiği şüphe götürmez: O halde insanlığı yöneten ve yönlendiren bir kişi olmalıdır ve o kişi layıkıyla 'hükümdar' ya da 'imparator' olarak anılmalıdır. O halde, dünyanın refahı için monarşinin ya da hükümdarlığın gerekli olduğu gösterilmiş oldu.” (s.72) Sonraki adımda ise Roma imparatorluğunun meşrutiyeti üzerinden bir tartışma konusu açıyor. Roma halkının dünya üzerindeki evrensel hâkimiyetinin haklı olduğu, bu noktada ilahi metinlere da atıflar yapıyor , Roma imparatorluğunun meşruiyetinin tanrısal ve olması gereken bir şey olarak sunuyor. Hatta bu noktada diğer imparatorluklarla da karşılaştırma yapıyor, bu imparatorluklar arasında Büyük İskender vs. olmasına karşın tanrının ve doğanın seçimi üzerine Roma İmparatorluğunun monarşisinin “olması gereken, seçilmiş monarşi” olarak tanımlıyor. “Romalıların hiçbir dirençle karşılaşmadan kendilerini tüm dünyanın yöneticileri yapmaları, meseleye sadece yüzeysel bir şekilde baktığım ve üstünlüklerine yasayla değil yalnızca ordu güçleriyle eriştiklerini düşündüğüm için, beni bir zamanlar hayrete düşürmüştü. Ama zihin gözüm aracılığıyla meselenin özüne iyice nüfuz ettiğimde ve yanılgıya yer vermeyecek işaretlerle bunun ilahi bir sunuş olduğunu gördüğümde hayretim yok oldu.” (s.100) Bu konuda Romalıların seçilmiş bir halk olarak gördüğünü de ifade etmek gerekir ki eser baştan sona kadar “Asıl din Hristiyanlık” ve “Seçilmiş kavim Roma İmparatorluğu” temelinde ilerliyor. “Bu ilk olarak şöyle kanıtlanabilir: En asil türün diğerlerine hükmetmesi gerektiğini söylemek uygundur; Romalılar en asil halktı; o halde diğerlerine hükmetmeleri uygundur.” (s.104) “Romalılar, doğa tarafından yönetmek için atanmıştır.” (s. 121) Kitapta bir “savunma” havası hakim. Bir şeyi kanıtlamaya ve ikna etmeye çalışıyor gibi… Bunun temelinde de Roma hakimiyeti savunusu var. Aslında monarşi savunusunun altında Roma İmparatorluğunun meşruluğu yatıyor ki Dante de bunu kitabında dile getirmektedir. “Romalıların imparatorluğu düelloyla elde ettikleri açıktır; o halde onu hakkıyla elde etmişlerdir, ki bu da bu kitaptaki ana savımızdır.” (s.137) Dante’nin bu görüşleri kendisinden sonra gelecek olan önemli siyaset felsefecilerine de yol göstermiştir. Bunlardan biri olan Machiavelli ve T. Hobbes gibi isimler, kitlelerin iyiliği için bir devletin veya imparatorun gerekliliğini vurgulayarak kuramlarını oluşturmuştur. Dönemin ruhunu anlama bakımından okunulabilecek bir kitap. Kitap okunurken tarihi ve felsefi bir temel gerektiriyor bundan dolayı ilgisi olanın okuyabileceği bir kitap diyebilirim.
Felsefe-Düşünce
MonarşiDante Alighieri · Pinhan Yayıncılık · 201775 okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.