Marie Lu... Savaş, mücadele, intikam ve hırs ile kalemini güçlendiren yazar. Sanki yalnızca bu konularla kitap yazmak için doğmuş, yalnızca bu alana kendini adamış. Üslubu, sürükleyiciliği, karakter seçimi ve özellikleri, sevgiyi ve nefreti işleme yöntemi, herbiri ayrı ayrı konuşulası şeyler.
Ben inceleme yaparken konuya inmeyi fazla sevmem. Okuyacak olan okuduğu anda öğrensin, seveceği ve eleştirecek yerleri kendi seçsin isterim. Yönlendirme işini sadece yazarın konuyu ele alış biçimiyle yaparım. Burda da karakterlere ve bir cümle ile akışa değinip nokta koyacağım.
Talin, Jeran, Adena, Corian, Red, Aramin ve daha fazlası. Herbir karakteri ayrı ayrı, içimize işleye işleye yazmış Marie Lu . Hepsinin hayatını, haklarında yer verdiği cümlelerle özetlemiş ve kişilik özelliklerini favori karakter seçmemize yardımcı olacak kadar güzel anlatmış. Zaten Lu'nun, karakterlerine verdiği değer ve okuyucuya tanıtırken gösterdiği itina, her zaman beni etkilemiştir. Şampiyon serisinde de bu hayranlığım epey artmıştı. Yeri gelmişken Marie Lu okumaya başlayacak olanlar için ilk önce bu seriyi okumalarını tavsiye ederim.
Konudan bahsedecek olursak; ülkede oluşan savaşlar sonucu ortaya çıkan hayaletler, insanlara temas ettikçe, daha doğrusu yara verince onların da yavaş yavaş hayalete dönüşmelerini sağlıyor. Biz de, bu akımın son bulması için mücadele veren karakterlerimizin mutluluğu fazla tadamadıklarını fakat aynı zamanda birçok şeyi de başardıklarını okuyoruz.
Aralara eklediği güzel mesajlar, kahramanların yaşadıkları yeri korurken takındığı tavırlar ve aldıkları karşılıklar kitabın çekiciliğini artırıyor. Sakıncalı unsur bulundurmayan, güzel bir roman. Savaş ve intikam konularını sevenlere tavsiye ederim.