·1808 syf.····Okunma: 27 Ocak 2024 00:31 Herkese merhaba arkadaşlar. Bugün karşınıza, Tolstoy’un büyük eseri,HAY klasiği,herkesin bildiği ama çok az kişinin okuduğu, klasiklerde ilk onda olan “Savaş ve Barış” kitabı ile geldim. Kitap iki ciltten ve 1800 sayfadan oluşuyor. Bu yüzden bu kitabın yorumunu,tahlilini yapmak bir hayli zor. Elimden geldiği kadar kitabı yorumlamaya çalışacağım.
Tolstoy bu kitabı 5 yılda yazmış. Yani 5 yıl boyunca kitabın kurgusunu örümcek ağı gibi örmüş. Kitabın ilk başlarında çok önemsiz bir karakteri çok sonlarda kilit bir yere yerleştirebilmiş.Kitapta 600 kadar karakter ve 5 büyük aile var. Evet yanlış duymadınız 600 karakter Ruslar da bir kişinin en az 3 ismi daha oluyor. Durum böyle olunca kitapta 1800 karakter ismi olmuş oluyor. Tabi her karakter aynı sıklıkta ortaya çıkmıyor. Kitabın iki yüz sayfasına kadar karakterleri tanımaya çalışıyoruz.O zamana kadar her karaktere vakıf olamıyoruz.Hatta bu kitabı okuyan çoğu kişi ellerinde kağıt kalemle adeta soy ağacı çizerek okumuşlar. Ben bu şekilde okumadım ama sizin isim hafızanız iyi değilse ve kitaba günlük çok fazla vakit ayıramıyorsanız kağıt kalemle not alarak okuyabilirsiniz. Ayrıca kitabın ilk cildinde çok fazla Fransızca orjinal cümleler var. Tolstoy ön sözünde neden bu kadar Fransızca cümleler olduğuna değiniyor. Asıl mesele bu cümlelerin çevirisinin dipnot olarak yazılması. Bu dipnotlar bazen sayfalarca olabiliyor. Haliyle okuma hızını olumsuz anlamda çok fazla etkiliyor.
Kitabın çerçevesinden genel manada bahsettiğimize göre asıl önemli olan kitabın konusuna,iletisine,bizde uyandırdıklarına gelebiliriz. Savaş ve Barış’ın adından da anlaşılacağı gibi bir savaşın olduğu aşikar. Ama sayfalarca savaş sahnelerin anlatıldığı,maceradan maceraya koşulduğu epik bir anlatım söz konusu değil. Napolyon’un Avrupa’yı aşarak Rusya sınırlarına dayanması ile Fransa ve ittifakları ve Rusya ve ittifakları arasındaki 20 yıllık bir savaştan bahsediyor. Tabiki savaş sahneleri ve anlatıları yok değil ama daha çok savaşın insan,toplum ve aile üzerindeki psikolojik,sosyolojik ve ekonomik etkileri üzerinde duruluyor. Zaten klasik eserlerin ortak özelliklerinden biri de bulunduğu zamanın sınırlarının dışına çıkarak başka zamanlarda da geçerliliğini ve doğruluğunu devam ettirmesi yani evrenselleşmesi değil midir ? Kitaptaki karakterlerin savaşla birlikte büründükleri ruh halleri,karakter değişimleri,yıkılışları ve yok oluşları savaşın sonuçları açıkça göz önüne seriyor.Savaş ve barış insanlığın kaderinde var ve dünya durdukça hep var olacak şeyler. İnsan,kendisiyle,bir grupla yada bir kişiyle daima savaş içindedir.
Yine kitapta o kadar fazla konuya değinilmiş ki bazen mason lobisi hakkındaki bilgileri okurken bir bakmışınız Fransa’nın savaş taktiklerini,Rusya’nın tarihinden yada kültüründen bilgileri okuyorsunuz. Zaten bu kitabı okuyan biri Rusya’nın belli bir aralıktaki tarihine çok fazla hakim olacaktır. Zaman zaman da savaş sırasında kendi çıkarı için arkadaşının ayağını kaydıran komutanlara şahitlik ediyorsunuz. Bunlar yetmezmiş gibi en sonda da Tolstoy tarihi, bağımsızlığı, iradeyi felsefi bir şekilde tanımlayıp kitaba son veriyor.
Herkese bu kitabı önermiyorum. Neden mi ? Çünkü kitap çok uzun. Klasik okumaya alış değilseniz,kitaba çok yoğun olduğunuz bir zamanda başlayacaksanız, tarzı farklı, akıcılığın ara ara olduğu kitapları okumayı sevmiyorsanız,dipnot okumaktan hoşlanmıyorsanız bu kitap size göre değil. Kitap çok emek istiyor. Ama ben kitabı çok beğendim. Kitaba yoğunlaştım sindire sindire hızlı bir şekilde okudum yani kitap elimde sürünmedi. Kendini iyi bir okuyucu olarak gören herkes okumalı. Herkese keyifli okumalar..