Sema Kaygusuz; Doğan Kitapçılık; İstanbul, 2009, 176 sayfa
(Pazartesi,9 Kasım 2009)
Yayınevinde çalışan Faruk adlı bir tanıdığım ile Cumartesi günü Tüyap Kitap Fuarı'nda görüşürken Sema Kaygusuz'u sordum, Bugün burada mı? diye. Bilmiyormuş. Sonra birlikte Fuar Etkinlikleri'ni gösteren broşüre baktık, yokmuş Yazarımız.
Sema Kaygusuz'un YERE DÜŞEN DUALAR başlıklı romanını okumuştum Faruk Bey önermiş olduğu için, kitabını da getirmişti armağan değil,,, ödünç olarak. Pek beğenmiştim. Yeni bir romanını okumak istiyordum. Sema Kaygusuz'un yeni romanı YÜZÜNDE BİR YER yeni yayımlanmıştı Doğan Yayıncılık'tan. Ben alacağım kitabı, dedi Faruk Bey. Doğan Kitap hemen yanı başımızdaydı; gitti, kitabı satın aldı, geldi,,, ve bana uzattı. Ödünç veriyorum, önce sen oku! dedi.
Hepi topu yüz yetmiş altı sayfalık bir romancık Yüzünde Bir Yer. Dün akşam devrettim. Sema Kaygusuz kelimelerle âdeta oyun oynuyor. Romanını ikiye bölmüş bize sunarken: 'tüh' ilk ve 'ah' ikinci bölümü. Hepsi de bu zaten. Tüh ve Ah. Önce yazıklanıyoruz sonra,,, sonra Yazarımız'ın aklındakileri anlayabilmek için romanı devretmemiz gerekiyor ki bu 'ah' bölümünü de anlayabilelim. Ah, pişmanlık mı, kızgınlık mı, sızlanmak mı yoksa içini dökmek için söylediği bir ünlem mi?
Aklımda en çok Huriye Kadın'ın sık sık söylediği 'pisimlay' kaldı. Çok güldüm ama sonra hak verdim Kaygusuz'a. Roman bir kadının Dersim Katliamı sonrasındaki suskunluğunu anlatıyor. Bu suskunluktaki gizem, içe kapanıklık, hissedilmiş olması gereken acı,,, Yazar tarafından aktarılmaya çalışılmış. Pek de güzel aktarmış olduğunu YÜZÜNDE BİR YER başlıklı romanı okuduğum için biliyorum. Edebiyat eşiğini pek yüksek atlamayı başarmış bir Yazarımız Sema Kaygusuz. Bu bir övgü değil bir sitem: Sadece, azıcık daha anlaşılabilir olmasını diliyorum.