·185 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Şubat 2024 22:01 Klasik roman okurları için oldukça sıkıcı ve anlamsız paragraflar yığını olarak görülebilir. Kitapta birbiri ile ilişki ve ilişkisiz olan farklı karakterler hakkında anlatıcının hayali ve gerçek olarak da birbirine girmiş yaşantıları anlatılıyor. Bunlara eşlik eden baş kahraman olarak yazarın bunalımları var. Konu bu yüzden biraz ağır, dikkati toplayarak okumak gerekiyor.
Peki bu kadar ağır ve karamsar bir kitabı ne için okumalı? Sanırım ben Selim İleri'nin melankolik dili, İstanbul betimlemeleri için okudum. Onlarca sayfa arasında karşımıza çıkan envai çeşit çiçekler de cabası. Bu nedenle 4 günde bitirmisim farkında olmadan . Yine, günümüz romanları ile klasik eserler arasında 2000 li yıllardan bir eserle devam etmek istedim. 80 sonrası değişen Türkiye ve 90' lı yılların derin maddi ve kültürel bunalımları kitapta en sade hali ile anlatılmış.
Kitabın içinde altı çizilecek onlarca cümle var. Üzerinde düşünülecek, kendi hayatimizdan ders çıkarılacak, örnek alınacak güzel cümleler.Yaslilik, yalnizlik, tercihler, kültürel erozyon gibi konular roman boyunca eşlik ediyor. Kitap ayrılık cümleleri ile geçiyor gibi görünse de daha çok seçilmiş bir yalnızlığa ağıt gibi görünüyor.
Kitabın Orhan Kemal roman ödülünü almış olması beni çok şaşırtmadı açıkçası. Edebi eser olduğunu, sağlam bir kurgu ve üslubu olduğunu kabul ediyorum. Yalnız yine de körler sağırlar birbirini ağırlar kafası ile edebiyat çevrelerinin birbirini ödüllendirildiği fikri bende daha ağır basıyor. Zira o yıl bu kitaptan çok daha sağlam eserler de basılmıştır ama belki de başvurusu yetersiz kalmıştır.
Kitapla ilgili bana çok ilginç gelen iki nokta daha var. İlki, kitapta Selim olarak verilen yazar kahramanı gerçekten Selim İleri' midir? İlk sayfada yer alan "Her roman aslında bir otobiyografidir." Alıntısı ile biz gerçekten Selim İleri'nin iç sesini mi okuruz? Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Selim İleri'nin bu kadar açık seçik, göstere göstere kendi iç dünyasını romana aktardığını düşünmüyorum. Yazar engin edebi bilgisi ile bizi kendisini anlattığına inandirmaktadır. En azından ben öyle inanmak istiyorum.
İkinci nokta ise kitapta yer alan farklı cinsel fantazilerin yer aldığı mütareke yıllarında geçen kitap yazma fikri. Bu fikir bana aynı yıllarda Ahmet Altan tarafından yazılmış ve yayımlanmış "İsyan günlerinde aşk." Kitabını hatırlattı. Selim İleri o yıllar içinde büyük ses getiren bu kitaba bir gönderme yapmış ve hatta eleştirmiş olabilir mi? Bu kitabın başımı Ekim 2001. Ahmet Altan'in kitabı ise Mayıs 2001 de yayımlanmış. Belki İleri benim bilmediğim bambaşka bir kitaptan bahsetmiştir. Yine de Selim İleri kitaplarinda daha önce hiç rastlamadıgim rahatlıkta cümleler beni şaşırtmadı değil.