·463 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Şubat 2024 15:52 İtalya'da bir dağ köyünde Türk Sokağı var desem? O köyde yürümeye başladığınızda Türk Kahvesi, Türk Evi tabelalarını rastlayacağınızı söylesem? Ve yürümeye devam ettikçe karşınıza bir büst çıkacak ve o büstün üzerinde "Türk" yazıyor desem?
İtalya'da Moena adında bir köy var ve o köyün kahramanı bir Türk. İşte bu kitap da o Türk'ü anlatıyor.
Yazar tesadüfen gittiği bu yerde gördüklerine çok şaşırmış ve araştırmaya başlamış. Köylünün hikayelerini dinlemiş ve bunu yazmak istemiş. Çok da iyi yapmış. Bu yazarı bir arkadaşımın tavsiyesi ile duydum ve başka bir arkadaşımın hediyesi olarak da bu kitabı okudum.
Bu kısımdan sonra yazacaklarım kısa bir özet niteliğinde.
İkinci Viyana Kuşatması'na giderken özel olarak eğitilmiş dört kişilik bir grup da Ordu'yu Hümayun'da yer almaktadır. Bir çok faydaları olan iş bitirici ve çok donanımlı bir gruptur bu. Birkaç dil bilirler, Avrupa Tarihi'ne hakimler, silahları kullanmada çok yetenekliler, keskin bir zekaları var. Bu grubun lideri Hasan'ın lakabı Balaban'dır.
Viyana'yı kuşatmaya sadrazam karar verir ve padişah başkente geri döndükten sonra bu kararın ağırlığı altında ezilir ve alınabilecek kaleyi maalesef alamamışlardır. Sadrazam'ın ağırdan alması, bazı beylerbeyleri ile ters düşmeleri ve başka sebepler ile malesef mutlak bir zafer hezimetle sonuçlanmıştır. İşte burada Balaban mevkisini unutup Sadrazam ile konuşmaması gereken bir dilde konuşunca sadrazam idamına karar verir. Yeniçerilerden sorumlu Bekri Ağa'ya bir an önce bu talimatı yerine getirmesini söyler fakat ellerinin gevşek bağlandığını fark eden Balaban bunun kendisinin kaçması için bir işaret olduğunu anlayarak kaçar. Kaçarken de yine Osmanlı Devleti'ne yardımlarına devam eder. Maalesef yaralanır. Aslında belki de Maalesef dememeliyim çünkü hayatını değiştiren de bu olur. Atı ile kaçar ve bir müddet sonra bilincini kaybeder ve düşer. Düştüğü Moena köyünün çok yakınıdır ve onu köyün bilge ihtiyarı iyileştirir. Bilge ihtiyar iki torunu ile birlikte yaşamaktadır. Bunlardan biri de Marianna'dır ki tahmin edeceğiniz üzere Balaban ile evlenir. Balaban'ın lakabı artık bu köyde Türk olmuştur. Herkes ona ismi ile değil Türk diye seslenir. Türk onlara demirciliği öğretir. Bir gün köyü yapmaya gelen senyörün adamlarını görünce ise köyün savunulması ve savaşılması gerektiğini söyler.
Köyü teşkilatlandırır, onlara askeri eğitimler verir. Ok ve yay yapmayı onları kullanmayı, kılıç ve hançer yapımlarını, dövüş tekniklerini öğretir. Moena'nın senyörün adamlarına karşı aldığı zafer çevre köylerin de cesaretlenmesine yol açar ve artık Türk bir kahraman haline gelmiştir. Adı Viyana'da bile duyulmaya başlamıştır. Dağlarda saklanan kişileri örgütler ve zaferler peş peşe gelir.
Vatanından ayrı yaşamak zorunda kalan bir Türk 'ün yaşadığı yeri her bakımdan güzelleştiemesini anlatan bir roman.
İyi ki okumuşum