Üniversiteyi kazandığım sene (2012) okulun kütüphanesinden heyecanla aldığım ve eve gelir gelmez okumaya başladığım kitaptır kendileri. Daha ilk sayfada oldukça sinirlendiğimi ve kitabı duvara fırlattığımı hatırlıyorum. Okuyanlar "Canım insanlar!" diye başlayan o can alıcı cümleyi bilirler. Tabii bu anı annemin gördüğünü sonradan farketmiştim. Bana bir deliye bakar gibi baktı ve akabinde beni bir psikiyatriste götürdü. Evet yanlış duymadınız. Çok kitap okuduğumu ve okuduklarımı fazla ciddiye aldığımı düşünüyordu. Bundan sonrası da çok garipti, doktor bana hasta olduğum tanısını koydu, cokkitapokuduguicindelirengillermiş ismi. Oysa ben kendi devrinde anlaşılmamış o adamın derdine ortak olmuştum. Hissettiklerini hissetmiş ve sinirlenmistim. Çünkü bu eser onun en özel yaşantılarını kalbime aksettiriyordu. Neden onun gibi hissettiğim için ve sonucunda da sinirlendigim için hasta olarak nitelendiriliyordum bilmiyordum fakat emin olduğum bir şey vardı -şuan zaten eminim- kötü bir şey hissetmiyor ve yapmiyordum. O gün insanların fikirlerini çok da dikkate almamayı öğrendim. Velhasıl ben Oğuz Atay ile kendini bulmuş bir bireyim ve iyi ki onunla cok erken yaslarda tanistim diyorum. Eğer ki bu günlüğü okumayı düşünüyorsanız hemen eyleme geçin, çünkü o harika biridir.