Gönderi

“Ben buradayım, sevgili sanatsever, sen neredesin acaba?”
10/10
·252 syf.··
2024 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2024 19:17
Bu kitap yorumunu Instagram'daki "alintilarlayasiyorum" profilimde de okuyabilirsiniz: instagram.com/p/C3nbk4Qt_Tb Bir ressamın anlaşılmak konusunda Oğuz Atay'a benzemesi mümkün müdür? O halde gelin sizle sanatın Oğuz Atay'ını konuşalım... Bu incelemenin yorumlar kısmındaki her yoruma karşılık olarak size harika tablolar önerdim. Bu yüzden öneri almak için yorumlara bakmayı unutmayın. Sanatçıları anlamanın biyografi niteliğinde eserler okumaktan geçtiğini düşünüyorum. Bu kitaptaki mektuplar Van Gogh'un eserlerini o kadar iyi açıklıyor ki, işçilere ve çalışma eylemine saygı duyuşunun bile Tanrı'ya hizmeti yücelten İncil kıssalarından geldiğini bu kitap sayesinde öğrendim. Van Gogh’un kardeşine yazdığı mektupları okurken kendisinde inanılmaz bir hedefe adanmışlık hissettim. Eğer bir gün kendinizi kötü ve mental olarak düşmüş hissederseniz bence bu kitabı okuyup tekrar ayağa kalkabilirsiniz. Bu yüzden gerçekçi olmayan kişisel gelişim kitaplarından çok daha iyi bir kitap bu bence. Hem de her yaşa uygun! Bu kitapla birlikte tablolarının içinden çıkacakmış gibi yaşayan çizimlerinin sebebini de öğrenmiş oldum. Van Gogh, hayatı her şeyin bütünleştiği ve karıştığı bir arena olarak görüyor. Bu yüzden nesneleri birbirinden ayrı olarak değerlendirmek yerine hepsinin birbiriyle karıştığı ve böylece bütünleştiği bir çizim tarzını tercih ediyor. Aynı hayatın kendisi gibi, değil mi? Bu kitapta genel olarak Van Gogh'un ilk resim taslakları ve kardeşiyle mektuplaşmaları olsa da, kendisini gerçekleştirmek için durmadan uğraşan bir insanı da görüyoruz. Hayal kırıklıkları, sevinçleri, hüzünleri ve arzularıyla eksiksiz bir insan duruyor karşımızda. Yine de onu ölümüne doğru sürükleyen esas kaygıyı da satır aralarında okuyabiliyoruz: Anlaşılmak. Van Gogh'un yaşadığı dönemde sadece tek bir tablosunun, yani Kırmızı Üzüm Bağı'nın satılması ve hayatı boyunca anlaşılmadığının düşünülmesi bana hep Oğuz Atay'ın yaşadıklarını anımsatmıştır. Bu yüzden Oğuz Atay'ın “Ben buradayım, sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?” demesi gibi Van Gogh da sanki mektuplarında böyle diyordu bize: “Ben buradayım, sevgili sanatsever, sen neredesin acaba?” Hayata ve sanatına bu kadar sıkı tutunan bir insanın intihar etmesi benim çok ilgimi çeken bir konu oldu okuma sürecimde. Hatta Van Gogh'un son mektuplarını okurken aklımdan hep Albert Camus'nün Sisifos Söyleni kitabında intihar hakkında söylediği şu cümleler geçiyordu: "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir." (s. 21) Hayata bu kadar tutunmaya çalışıp yaratıcı bir faaliyetle sanat eseri üretirken insanın birden intihara sürüklenmesi mümkün müdür? Van Gogh, hayatının yaşamaya değmeyeceğini neden düşündü acaba? Bence intihar, uzun bir düşünce sürecinin ürünü olabilir ancak. Bu yüzden kardeşiyle yaptığı pek çok mektuplaşmanın içinde gizliden gizliye bu düşüncenin etkisine giren bir Van Gogh olduğunu düşündüm hep. Sanatçıların emeklerinin karşılığını yaşarken alabilmesi o kadar önemli ki, bu konu sanat ve edebiyat tarihinin ilerleyişini bile değiştirebiliyor. Düşünsenize, Dostoyevski daha Suç ve Ceza'yı bile yazmamışken I. Nikolay tarafından idam edilseydi şu an kim bilir kaç tane yazarı hiç tanımamış olurduk... İşte bütün bu yazdıklarım bize bazı soruları sordurmalı. Van Gogh gibi anlaşılmadan bu dünyadan ayrılan sanatçılar için ne yapılabilir? Her şey çok geç olmadan gerçek sanatçıyı ve sanatı diğerlerinden nasıl ayırabiliriz? Yaşamaya değer bir hayat yaşamak için ne yapmalıyız? Bu tür sorular bu kitaptaki mektupları okurken hep aklınızdan geçen sorular olacak. Belki de günlük hayatta yanımızdan öylece geçip giden insanların aklında dünyanın en büyük varoluş sorunları yatıyor olabilir. Çok geç kalmadan bu tür düşüncelere sahip olan sevdiklerimizin elinden tutmak gerekiyor. Çünkü söyleyeceğimiz tek bir cümle bile bu tür insanların hayatlarını kökten değiştirecek bir potansiyele sahip. İnsanları onlar yaşarken anlayabilmemiz dileğimle...
Edebiyat
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Yapı Kredi Yayınları · 20168,1bin okunma
··
8 +1'leme
·
603 Gösterim
28 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
ben buradayım, sevgili 1000kitap takipçim, sen neredesin acaba? :d
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
bu incelemeye yorum yazan herkese harika tablolar öneriyorum. böylece yepyeni sanat eserleriyle tanışabilirsiniz! 🖼️
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
incelemeye yorum yazanlara tablo önermeye bugün de devam ediyorumm
"Resim, sessiz bir şiir; şiir, konuşan bir resimdir. " der Leonardo Da Vinci. Şiir önerimi alabilir miyim 🙃
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
tabii ki önerim: - francesco petrarca, canzoniere
sonunda baslayabildim, van goghu ayri seviyorum
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
keyifli okumalarr tablo önerim: - johannes vermeer, inci küpeli kız
Reklam
Bence her kesin içinde bir sanatçı yatıyor.Kimisi şarkısıyla kimisi resmiyle kimisi sözleriyle..Ama bazen ya hayat koşulları ya da kısacası kader yüzünden içimizde sıkışıp kalan hayallere çevriliyor bu sanatlar..Ben Van Goghun yıldızlı geceler eserini çok görüyorum.Severimmi diye sorsan cevap veremem ama gördüyüm en tuhaf olan eserlerden birisi.Bazen ressam ya da bir sanatçı bize bir şey anlatmak için sanatını kullanıyor.Işte bunu anlıyorsak ne güzel ama anlamıyorsak bu bazen üzücü ola bilir..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
bu da güzel bir bakış açısı olmuş, değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum tablo önerim: - kathe kollwitz, ekmek!
Van Gogh insanlara aktarmak istedigi sanatı bulmuştu fakat o zamanlarda bulamadığı şey insanlardı, sanatını anlayabilecek insanlar. Bu durumun doğurduğu yalnızlık ve umutsuzluk ise trajik cinayetin gerçekleşmesine sebep oldu. Evet cinayet. Zira Van Gogh' u öldüren kendi sıktığı kurşun değil anlaşılmamak, yalnızlık ve akabinde umutsuzluktu. Başkalarının da bu katillere kurban gitmemesi için insanları çürümeye bırakmayalım. Van Gogh un dediği gibi "yalnızlık bir çürüyüş, bundan sadece bir başkası kurtarabilir".
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
maalesef. işte bu yüzden de oğuz atay ile çok benziyorlardı bence tablo önerim: - pablo picasso, guernica