7/10
·480 syf.··
2024 2. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 00:56
Büyük şaşkınlıklar, üzüntüler veya mutluluklar vadetmeyen, onun yerine ağızda tatlı bir İngiliz kibarlığı bırakan bir kitap. En basit olaylar; mesela bir akşam yemeği en ince detaylarıyla anlatılıyor, öyle ki tüm diyaloglara ve bu diyalogların farklı karakterlerde doğurduğu çelişkili duygulara sohbette bizzat bulunmuşum gibi hakim olabildim. Kitapta en çok karakterlerin titizlikle tarif edilmesini sevdim, hepsini eksiksiz tanımış ve hikayenin devamını yazabilirmişim gibi hissettim. Ayrıca, ancak geçim kaygısı olmadan yaşayan İngiliz soylularının bu kadar kafa yorabileceği evlilikte denklik, beyefendilik şartları ve adap gibi durağan konular hakkında okumak hayatımın hızlı akışında biraz nefes molası vermemi sağladı. Fakat çok etkilendiğimi, bana yeni kapılar açtığını söylemem mümkün değil. - burası spoiler içerebilir- Bazı duygular çok iyi geçirilmişti, mesela BoxHill gezisinde bir türlü sohbet edemeyen kalabalığın can sıkıntısından sıyrılmak için kendini Frank ile normalde yapmayacağı şaklabanlıklar yaparken bulan Emma'nın gün sonunda yaşadığı iç sıkıntısı ve utanç hissi çok iyi anlatılmıştı ve bana da çok tanıdık geldi. Fakat birkaç eleştirim de var, öncelikle Jane Austen'ın hep güçlü kadın karakterler yazdığı fikrini çürüttüğünü düşünüyorum bu romanın. Gurur ve Ön Yargı'nın Elizabeth' i gerçekten güçlüydü, akıllıydı; yine bir şeyleri yanlış anlamıştı ama bu ona yanlış anlatıldığı için öyle olmuştu. Fakat Emma, yazar biz de Emma'nın gözünden okuduğumuz için şaşırtma unsurunu böyle yaratmak istedi galiba, sürekli bir şeyleri yanlış yorumladı. Sayfalarca okuduğumuz, mimiklerle ve diyaloglarla desteklenmiş bir fikrin aslında tümüyle yanlış olduğu, Emma'nın kafasındaki beklentiden dolayı öyle anlaşıldığına çok şahit olduk. Üstelik bir yerden sonra Emma'nın yanıldığı çok belli oluyor ve şaşırtma unsuru kayboluyordu. Mr. Knightley ise hep dikkatli ve akıllı, hep Emma'yı uyaran ve yola getiren rolündeydi. Emma'nın şımartılmış bir genç kız Knightley'ninse karakteri oturmuş bir beyefendi olduğu en başında yazılmışsa da insanın bazen canı sıkılıyor. Bence Jane Austen dendiği gibi güçlü kadınlar değil müthiş beyefendiler yazıyor, Mr.Darcy ve Mr Knightley de ilk elden örnekleri. Yine de Emma kitabın sonlarına doğru büyük gelişme gösterdi. Üstten bakan tavırları için samimiyetle pişmanlık duyması, aşkı bulunca gittikçe sevecenleşmesi beni çok tatmin etti. Her şeyde iyi seviyede olup hiçbir şeyde en iyi olmaması, sohbetlerden kopup kendi kafasında bir şeyler kurgulaması, bir türlü aşık olamaması ile onu biraz kendime benzetmiştim; nihayet doyurucu sohbetler yapabildiği tek kişiyle birlikte olmasına çok sevindim. Harriet hikayesi beni aşırı boğdu, Harriet'in zayıf karakteri ve gelgitli halleri yüzünden fenalık geçirdim. Yazar sınıfsal ayrılıklar hakkındaki görüşünü Harriet üzerinden özetler gibiydi, yani bu ayrılıklar çok da hoş değildi ama hayatın gerçeğiydi ve huzurun temini için gerekliydi. Elizabeth ve Mr. Darcy aşkının aksine bu kitapta tüm çiftler hep birbirine denk yazılmıştı. Bir eleştirim de Mr. Knightley'nin on üç yaşından beri Emma'ya aşık olduğunu söylemesine zira kendisi o civarlarda otuzlu yaşlarında olsa gerek. Emma yirmilerinde, o kırklarında iken bu fark göze batmıyor ama on üç ile otuz farkı kitap tarihin eski bir döneminde yazılmışsa bile biraz canımı sıktı. Son olarak, bu kitap bana yer yer keyif verdi ama pek bir şey katmadı. Belki o çağda yaşayan genç bir kız olsaydım yazarın evlilik ve ilişkiler hakkındaki görüşlerinden faydalanabilirdim. Fakat şu anki kişiliğime bir katkısı olmadı, sadece prensiplerin ve affediciliğin insanda çok klas durduğunu ve bu yanlarımı geliştirmem gerektiğini düşündürdü. Gurur ve Ön Yargı beklentisiyle okunmazsa tatmin olunabilecek tam bir Jane Austen eseri.
Edebiyat
EmmaJane Austen · Can Yayınları · 201814,2bin okunma
·
1 +1'leme
·
158 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.