Herkese merhaba . Oldukça etkileyici bir kitapla geldim bugün. #son
Trajik bir kaza neticesinde cereyan eden suçluluk, özgürleşmesine engel Özgür’ün. Her ne kadar çevresi onu masum olarak değerlendirse de “ses” öyle demiyor.
Kafasının içindeki sesler susmuyor Özgür’ün. İşte o “ses” tüm benliğini ele geçiriyor.
Hayatının baharında… üstelik son derece titiz bir insan Özgür. Her şey için bir planı var…düzenli, hem de hastalık derecesinde…ama işte o elim kaza hayatını etkilemekle kalmıyor olayların akışındaki kıvılcımı tetikliyor.
Artık okur, sayfaları yutarcasına okumaya başlıyor bu aşamada.
“Ses” susmuyor.
Sürekli kafasında…
Zihnini ele geçiriyor, ne yapması gerektiğini söylüyor. Öyle ki artık seçeneklerle karşısına çıkıyor Özgür’ün…
Tıpkı kaderi belirleyen kapılar gibi bu seçenekler…ve seçilen anahtar yön veriyor o yola.
Nedir doğru? Kime ve neye göre değişir bu olgu?
Verdiğimiz kararlar hayatımızı şekillendirirken atılan adım her zaman istenilen sonucu verebilir mi?
Tıpkı Özgür’de olduğu gibi…Kendisine verilen üç seçeneğin ya da bir anlamda “üç hayat”ın anahtarı onun elinde.
Ve üç kadın…
Peki hangisini seçecektir?
Gizemin peşi sıra çevrilen her sayfada Özgür’e dair satırlar hayat bulup suçluluk duygusu ve vicdan onun peşini bir avcı gibi takip ederken okur, bu duyguyu yüreğinde hissediyor.
İşte bu karmakarışık yolculuğun gerçekleştiği labirentte tuzaklara yakalanmadan ilerleyebilmek, işleyen çarkın devrinde dönerek o labirentten çıkmak mümkün mü?
Gerçek, hayal; doğru, yanlış girift yapmış
zihin hapishanesinin koridorlarında… O labirentin bir sonu var mı peki?
İşte onun için okumanız gerekecek
Özgür ile tanışmalısınız.
“Son” olay örgüsü, gizem ve heyecandan ödün vermeyen satırları ve anlatımıyla #tavsiye edeceğim bir #kitap