·192 syf.····Okunma: 14 Mart 2024 19:14 Gökhan Çelik, bu eserinde bir rivayete göre gerçekleşmiş olan Yavuz Sultan Selim Han ve Şah İsmail arasında geçen satranç mücadelesini detaylı bir şekilde işlemiştir. Üç eserini okuyan biri olarak söylemeliyim ki bu eserindeki anlatımını daha akıcı buldum.
Yavuz Sultan Selim Han henüz şehzade iken Tebriz yolunda Devlet-i Âliyye sınırları içinde bulunan birçok köyün yakılıp yıkılması, halkın işkence görmesi nedeniyle Osmanlı’nın doğusunda bulunan bugünkü İran topraklarının sahibi Safevi Devleti'ni bir tehdit olarak görmüştür. Safevi Devleti'nin kurucusu ve şahı ise Şah İsmail adındaki bir çocuktur. Yaşı küçük olmasına rağmen cesareti fazladır. Kendisine güvenen herkesle satranç oynadığı ve henüz hiç yenilmediği de bilinen bir gerçektir. Belki de onu yenmeye cesaret edebilen henüz çıkmamıştır. Fakat Şah kadar Şehzade Selim de satranca meraklıdır. Yani ikisinin her şeyleri farklı olsa da bir ortak noktaları vardır. Şehzade Selim, Şah İsmail ile satranç oynamanın Safevilere karşı yapacağı hamleler için önemli olabileceğini düşünür ve derviş kılığına girerek Tebriz'e doğru tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta atılan her hamle önemlidir. Çünkü hamlenin düşmana sezdirilmemesi gerekmektedir. Peki bu mücadelenin galibi kim olmuştur?
Hikâyenin gerçekliğini bilemiyorum. O nedenle yoruma başlarken rivayet olduğunu belirttim lâkin bölümüm gereği Divan Edebiyatı'nda bu konu hakkında beyitler geçtiğini ve önemli bir yere sahip olduğunu biliyorum. Yazarımızın esinlenerek kurguladığı bu roman hayal gücünün ne kadar kuvvetli olduğunu bize göstermiş oldu.