Hamlet'ti sa­nırım: 'Bir hüznün resmi gibi / Kalpsiz bir yüz.'
Puan vermedi·258 syf.··
2024 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2024 20:34
"O tablo bana bir oyunun dizelerini çağrıştırıyor; Hamlet' ti sa­nırım. Dur bakayım, nasıldı: 'Bir hüznün resmi gibi / Kalpsiz bir yüz.' Portre tam öyleydi." Yazıma kitaptan bu alıntılarla başlamak istedim. Çünkü sevgili Oscar Wilde 'ın kitabında yazdıkları ve benim az sonra burada aktaracaklarımı en iyi şekilde özetleyen bu satırlarla başlamak kitap hakkında diğer okurlara fikir vermek açısından çok daha anlamlı olacak. Öncelikle aranızda bilenler vardır tabii ki ancak burada da belirtmiş olalım: Dorian Gray'in Portresi , yazarın mevcut tek romanıdır. Bunu özellikle belirtiyor olmamın sebebi ise satır aralarında dolaşırken sizin de fark edeceğiniz üzere, Wilde tüm kurgu gücünü ve karakterleri aracılığıyla ortaya koyduğu özdeyişlerini tek seferde bir kitaba sığdırmayı başarmış olması. Bu durum, yazarın kendisini tek bir kitap aracılığıyla ne kadar yoğun ve güçlü bir şekilde ifade edebildiğini göstermesi açısından kanımca oldukça önemli bir meziyet. Kitaptaki ana karakterlerden, Lord Henry ve Dorian' ın sohbetleri üzerinden okura aktarılan bu deyişler yer yer Shakespeare gibi edebiyatçılardan alıntılar da yapılarak kitapta oldukça titizlikle işlenmiş. Özellikle Lord Henry' nin ağzından okura iletilen yukarıda bahsettiğim özdeyişler -kendisinin güçlü bir "hedonist" oluşu da göz önünde bulundurulursa- okurun kendisi ile aynı görüşlere sahip olup olmamasından bağımsız olarak her türden fikre sahip okurları ikna edebilecek ölçüde etkili şekilde ifade edilmiş. Lord Henry 'nin hedonist yaklaşımını bu açıdan konuya dahil etmemin sebebi ise aslında siz kitabın kapağını kapattığınızda ve olaylara objektif olarak yaklaştığınızda gerçekte Lord Henry' ye ait olan birçok fikrin pek makul ve gerçekçi olmadığını idrak edebilmeniz. Açıkçası bu da kitaptan uzaklaştıkça kendi düşünce dünyanıza doğru olan kilidi yeniden ele geçirmek gibi. Neden mi? Çünkü Oscar Wilde, ilk sayfadan itibaren düşüncelerinizin kapısına ait olan o anahtarı siz farkına bile varmadan alıveriyor ve kitap boyunca da elinde tutmayı başarıyor. Haliyle bu durum, kitabı okur açısından daha bir büyülü hissettiriyor. Ayrıca tesadüf mü bilemiyorum ancak kitapta Lord Henry'nin Dorian' a okuması için ödünç verdiği bir kitap vardı ve Dorian kitabı okurken büyüsüne kapıldığı ve kulübe geç kaldığı için Henry' i suçlamıştı. Hatta romanın devamında, Dorian' ın yıllarca o kitabın etkisinden kurtulamadığı yazıyordu. Belki de Oscar Wilde bu romanı yazarak, sözde "o" kitabı biz okurların hepsine ödünç vermiş oluyordur. Tabii bu bir teori sadece ve gerçekte bunun cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Buraya kadar olan kısımda kitabın yazar tarafından başarılı şekilde kurgulanışından bahsedip yazarın kalemini methetmiş olduk. Peki içerik ve olay örgüsü hakkında tarafımca neler söylenebilir? Kitapta yukarıda bahsettiğim iki karakterin yanı sıra üçüncü bir ana karakter daha var: Ressam Basil Hallward. Dorian, Henry ve Basil' in merkezde yer aldığı kurguda bu üç karakterin etrefında gelişen olaylar, Basil' in Dorian'ın bir portresini yapması ile başlar. Kendi portresine hayranlıktan öte bir kıskançlık duyan Dorian, portredeki yansıması ile zaman içinde aynanın karşısında ona yenik düşecek olan gerçek yansıması arasındaki boşluğa düşer. Ve bir seçim hakkı olsa portesindeki daimi genç görünümü seçmeyi diler. O gün bu dileği kabul olacak kadar şanslı mıdır? Yoksa portredeki anlık yansımasını ruhuna tercih edecek kadar kibri onu kendi benliğine düşman mı etmiştir? Portre, kitabın ilerleyen kısımlarında tahmin edeceğiniz üzere Dorian' ın tüm zayıflıklarının kibrinin, bencilliğinin ve düşkünlüğünün sembolü olur. Çünkü kitapta gelişen olaylar zincirinin her bir halkası aslında Dorian'ı kendi felaketine götürür. Yaptığı bu seçim ya da dilediği "gençliğinin" her bir yanlışının ve günahının bedeli o portreye yüklenir. Aslında Dorian, kendi ruhundaki yüklerden bunu yaparak arındığını zanneder. Ve birbirini izleyen olaylar zincirinde zannımca artık tablonun kaldıramadığı yükün sorumluluğunu artık tablonun sahibine yükler. Belki de bunu yaparak tablodaki suretinde oluşan her bir kırışıklığın izini silebileceğine inanmaktadır. Ancak görünen odur ki başından beri insanın kaçmaya çalıştığı tüm yükler her zaman yine insanın kendisine aittir. Nihayetinde Dorian' ın ne yaptığını ya da taşımaktan utanç duyduğu yüküne veya kendisine ne olduğu hususunda bilgi vermeyeceğim. Eserde işlenen gerçekliği, ilgililer kurgunun gidişatı boyunca bizzat kendisi okuyarak ve üzerinde düşünerek yine kendisi gözlemleyebilir. Nitekim, eserde Dorian üzerinden, kendi var oluşunun yükünü ve eylemlerinin sorumluluğunu alamayan ve sonlu bir evrenin içinde sonsuz bir var oluşu kovalayan tüm ruhların portesinin yazar tarafından nasıl ustalıkla temsil edildiğini göreceksiniz. İyi okumalar.
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,4bin okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.