Tamamen hayal kırıklığı ile dolu bir kitap...
Kitaba başlarken Türkiye'deki güncel tarihselcilik çalışmaları noktasında aleyhte güzel cevaplar okuyacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım.
Tahsin Bey'in aleyhteki argümanları tamamen sloganik ifadelerden öteye geçmiyor.
Tahsin'e Bey'e göre tarihselcilik:
*Emperyalist söylemlerin özü. (Sf:16)
*Fertleri köleleştiren bir ideoloji. (Sf:17)
*Müslümanım ve tarihselciyim iddiası dört köşeli üçgen kadar çelişiktir. (Sf:28)
*Bir insan ya müslümandır ya tarihselcidir. (Sf:28)
*Tarihselcilik abesle iştigaldir. (Sf:29)
*Tarihselcilik, konformizmdir. (Sf:31)
*Hem Allah'a inanmak hem tarihselci olmak çelişik bir tavırdır. (Sf:31)
*Panteizmi kabul etmeden tarihselci olunamaz (Sf:54)
*Tarihselcilik, siyasi bir ideolojidir. (Sf:107)
Bu söylemleri ile kitaba başlayan yazar, okuyucunun kafasında tarihselci fikri yerin dibine sokma işlemini başarıyla gerçekleştirdikten sonra aklımızla dalga geçerek aslında bu anlattıklarının Türkiye'deki tartışmalar ile doğrudan alakası olmadığını söylemektedir. (Sf:60) Kendini akıllı zanneden yazarımız, aklınca ters psikoloji yaparak kendi fikrini empoze etmeden önce tarihselcilik kavramını lekeleyerek yola devam etmiştir.
Türkiye'deki tartışmalara dair Fazlurrahman üzerinden bir kaç meseleye değinmesi dışında Mustafa Öztürk ve Ömer Özsoy tarafından söylenen şeylere dair elle tutulur hiçbir şey izah edememiştir. Hatta bu kitabı için çektiği tanıtım videosunda bahsi geçen kişileri kâle almadığını söyleyerek kitabında adlarını bile anmamıştır.
Velhasıl; büyük hayal kırıklığına uğradığımı ve sorularıma cevap bulamadığımı söylemek istiyorum.