Hani derler ya hüznü bakışlarına inmiş ya da ne bilim hüznü gözlerinden okunuyor Werther da hissettiğim, duyumsadığım duygu adete buymuş gibi hissediyorum. Hikayenin sonu evet başından belliydi ama yine de böyle olamaz veya olmamalı diye kendime yinelediğim çok fazla an oldu. Severken incitmemek kavramını o kadar naif bir şekilde işledi ki kitap okurken Werther'in duygularıyla kendimi bütünleştirken buldum. Tabi sevgi eylemini bu kadar dorukta yaşadığı gibi hüznü de dorukta da yaşayan bir karakterdi benim için Werther... Lakin hüznü de acıyı da eğitmek gerektiğini düşünen insanlardanım. Acıyı dönüştürmek gerektirdiğine inanıyorum çünkü intihar sadece bir kaçıştır ve hatta bencilliktir bile diyebilirim. Tıpkı Werther'in intihar etmesiyle ardında bıraktığı Lotte de gördüğümüz gibi...
Gelgelelim aşkın tanımına... Belki bir direniş ya da başkaldırı diyebiliriz ama daha çok sevdiğim bir sözle betimlemek istiyorum, yazar diyor ki:"Bir nevi kimya ki âlimi yoktur, tecrübe ettikçe biriken cahilliktir aşk" yani hali aşk olanın anlatmaya mecali olmaz. Kelimelere döküldükçe perdelenen bir duygu gibi.Gönlü lal etmeden halinizden anlayan güzel insanlara... Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe