8/10
·320 syf.··
2017 38. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2017 23:20
Murakami’yi biliriz, eserlerinde fantastik öğeler ile masalı bir tutup gerçekler ile harmanlayarak ortaya hem inanılması güç hem de inanılması çok kolay eserler verir. Akla yatmasa da, inanılması güç unsurlar olsa da aslında çok da fazla sorgulayamayız bu harmanlanmayı; ama bazen de rüya ile hayali gerçekle harmanlar, neyin gerçek neyin rüya olduğunu unuturuz kitaplarında, kafamızı karıştırır bu kısımlarda, bir bilinç kaymasına maruz kalırız, çok keyif alırken de sanki bir şeyler de içimize sinmez. Bunları yaparken de bir şey hâkimdir kitaplarına çoğunlukla, cinsellik ve seks. Bu tip konularda Murakami seksi bir metafor olarak kullanır, uç noktalarda yaşanılan seksi anlattıkça aslında tek bir manası ile seksi anlatmaz. Bir şeyler gizlidir her zaman arkasında, okura farklı bir şeyler daha vermek ister Murakami, vermek istemese de seksi bağlayıcı bir unsur olarak da kullanır; ama nedense Murakami böyle bir yöntemi kullanmış olmasına rağmen sırıtmaz eserlerinde, abes kaçmaz çünkü. Uç noktalarda yaşanılan bir şeyi anlatmasına rağmen, sanki seks değil de farklı bir şeyi yazmış gibi de normal karşılanır, tabii ilk kez Murakami okuyanlar için değil, hele bir de ilk okudukları kitap Sahilde Kafka ise okurun farklı tepkiler vermesi de son derece yüksek ihtimal oluyor. Renksizliğin, dışlanmışlığın, yalnızlık temasının baskın olduğu bir kitap. Bu temanın neden olduğu hac yıllarını, hac yolculuklarını oluşturduğu ve bu temalarla yüzleşmenin olduğu bir kitap. Murakami’nin diğer kitaplarına göre daha sade bir kurgusu var, Tzukuru bizden biri olduğu kadar, başından geçenler de tamamen bizlerin başından geçebileceği olaylar, yaptığımız yolculuklarda kitaba kurgu veren temalara cevaplar arıyoruz, cevaplar alırken de karşımıza yeni soru işaretleri çıkıyor ve tabii ki de kitap bitince cevaplanmayan soru işaretleri de kalıyor. Bir Murakami kitabı olduğunu düşünürsek cevaplanmayan soru işaretlerinin olması kadar normal bir şey olamaz, Murakami yine birçok şeyi okura bırakıyor ve bizlerin düşünmesini istiyor. Bunlarla beraber kitaba bir şey daha hâkim, aslında giriş gelişme ve sonuç olarak hâkim ama kendini de aynı hayatımızdaki gibi unutturuyor. Kitap ölüm üzerine düşüncelerle başlıyor, ortalarda üzerine sohbet ediliyor ve son kısımlarında da yazar az çok bu konuya değiniyor ama bir sayfa sonra unutuluyor, aynı yaşamımızdaki gibi. Murakami sanki kitap boyunca da okuru ile oynamış, eğlenmiş gibi geldi. Murakami fantastik öğeleri dersem, kitaplarda verilen sinyaller dersem ve devamında yazılanlar dersem kitabı okuyanlar beni çok iyi anlayacak. Kediler yoktu bu kitabında da, ara ara birkaç sayfada köpekler geçiyordu ama kedilere rastlayamamak az da olsa üzdü beni. Sanırım fantastik öğeleri içinde barındıran kitaplarında Murakami kedilere yer veriyor, onlara görevler yüklüyor. David Lynch filmlerini sevenler Murakami kitaplarını da sever, baştan sona içinde olan atmosferler birbirine çok benzerdir, zaten yanılmıyorsam Murakami de kitaplarını sadece David Lynch ve Woody Allen’e olur onayı verdi diye biliyorum. Bir Murakami kitabı olur da o kitaba hiç bir müzik eserinin egemen olmadığı olur mu? Olmaz tabii ki, kitabın belki de birçok havasını notalarından bizlere veren eser. youtube.com/watch?v=XZlO_mN...
Sinema
Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac YıllarıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20142,535 okunma
··
1.477 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"Bir Murakami kitabı olur da o kitaba hiçbir müzik eserinin egemen olmadığı olur mu?" Gerçekten de öyle. Müziksiz olmaz.
Uğur
Gönderi Sahibi
Kesinlikle öyle, Murakami ve müzikler, olmazsa olmaz.
Güzel tespitler... Benim en sevdiğim ikinci eseri bu ama ilk bunu okumuştum. Güzel hatırlıyorum
Uğur
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Abi, diğer kitabı Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında olabilir mi? Benim için hâlâ bir 1Q84 değil ama ben de beğendim diyebilirim.