Puan vermedi·56 syf.····Okunma: 15 Mart 2024 00:10 Bu incelemede modernist edebiyatın önde gelen temsilcilerinden Katherine Mansfield'ın 1919 isimli anı-günce türündeki eseri hakkında deneyim ve görüşlerimi ele alıyorum.
Öncelikle yazar ile başlamak istiyorum: Katherine doğum adıyla Kathleen, 1888 yılında Yeni Zelanda'da İngiliz kökenli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Genç yaşında edebiyata ilgi duymaya başlamış ve yazar olabilme idealiyle İngiltere'ye taşınmış. Londra'da öğrenim gördükten sonra Avrupa'nın birçok noktasına seyahatlerde bulunmuş. Bu seyahatler edebi kişiliğini ve edebiyat kariyerini şekillendirmesinde etkili olmuş. Mansfield, aynı zamanda hayatı boyunca sağlık sorunlarıyla mücadele etmiş. Verem teşhisi konulmasıyla birlikte başlayan bu süreç, hayatının sonuna kadar kendisini bırakmamış. Nitekim 1923'te henüz otuz beş yaşında genç bir kadın olarak bu hastalık yüzünden vefat etmiş.
Dünya edebiyatı açısından, özellikle yirminci yüzyılın önemli kısa hikaye yazarlarından ve modernist edebiyatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul görmüş: İncelikli anlatımı, karakter analizlerinde kullandığı ölçü ve derin insan iç dünyasını yansıtmadaki kabiliyeti ile öne çıkmış. Bilhassa hikayelerinde sıklıkla kullandığı modernist teknikler, iç monologlar ve sembolizm gibi unsurlar yazarın edebiyatındaki kimliğini yansıtan ve öne çıkaran detaylar olarak kullanılmış. Ayrıca o günün şartları da göz önünde bulundurulunca, mevcut düzende kendisine yer açmaya çalışan ve mücadele eden kadınlar açısından da son derece önemli rol model olarak görülmüş. Genç, kadın bir yazar olarak öne çıkmış, eserlerinde kadınların iç dünyasını ele almış, sosyal normlarla, toplumsal beklentilerle olan çatışmalarına ve bireysel özgürlük arayışlarına sıklıkla değinmiştir. Kısaca edebiyat dünyasındaki yerini öncü kadın kalemlerden biri olarak almıştır.
Eser özelindeki kısma gelince: 1919'un ilk basımıyla ilgili kesin bir bilgim yok ama sanırım yazarın günlüklerinden-anılarından 1919 yılına ait ve kapsayıcı olanlar derlenip bir eser haline getirilmiş: Doğal olarak bir anı-günlük eser olduğu için de içinde yer alan metinler kesik kesik, genel olarak bir bütünlük oluşturmayan cümle öbeklerinden oluşmakta. Bu açıdan, bir döneme veya olaylar silsilesine ışık tutmak yahut tanık olmak iddiası taşımayan bu eserin türünü farkında olarak okuyan her sağlıklı okuyucu, eserin hüviyetinden rahatsız olmayacağı gibi genç, tatlı bir kadının kaleminden çıkanları son derece keyifle okuyacağına eminim. Eserde bazı tarihler altındaki cümleler okuyucu için son derece anlamsız gelse bile genel olarak kurduğu cümleler, düşünce yapısı, ruhani ve duygusal tepkileri açısından çok keyifli izler vardı. Bu anılar arasında, yazarın bazen günlük ve ev yaşantısından, bazen insan ilişkilerinden, bazen toplumdaki yerinden ve rahatsızlıklarından, bazen iç dünyasından, bazen de küçük bir böceğe içten yaklaşımından izler bulmak mümkündü. Özellikle sonlara gelirken, duygusal olarak geldiği noktayı kaleme aldığı metni çok düşünsel ve etkileyiciydi.
Yazarın dili kullanımına gelince dil becerisi ve tekniği, her bir cümlesindeki samimiyeti ve içtenliği ile okunmayı ve üzerinde düşünüp keyif alınmayı mümkün kılmış. Teknik becerisi ve kullanımı yönünden eserin genel kimliğinden de dolayı, getirilebilecek bir eleştiri olduğunu sanmıyorum.
Genel olarak düşüncelerim bunlardan ibaret. Katherine Mansfield'ın keyifli üslubu ile yaşamı ve kendisine dair yansıttıklarını okumak son derece keyifliydi. Eserin bir anı-günlük olduğu bilinciyle okunması durumunda bu keyif daha da katlanacaktır. Bu bilinçle yaklaşmanız ön koşulu ile kitabı okumanızı tavsiye ederim.
| Ek: Eser ile ilintili asli ve genel eleştirimi bilinçsiz, akil olmadığını düşündüğüm ve ne okuduğundan haberi dahil olmayan okuyuculara getiriyorum: Eser hakkında genel olarak negatif yorumların çoğunlukta olduğunu gördüm. Yöneltilen bu eleştirilen büyük bir çoğunluğunun gerekçesi olarak gösterilen noktaların esaslı olmadığı kanısındayım. Eleştirel düşüncenin bir özgürlük ve hak olduğuna inancımı sürdürmekle birlikte ne tür bir eser okuduğunun bilincinde olmadan, kitap veya yazar hakkında en ufak bir ön bilgi edinmeden, türün özellikleri hakkında hiçbir fikre sahip olunmadan okunup, yöneltilen eleştirilerin son derece trajikomik sonuçlar verdiğini gördüm. Ayrıca yazarın eserlerinde Yeni Zelanda kısımlarında bahsi geçen toplumsal statü ve insan ilişkilerine bakışı etkileyen en önemli unsurların daha açık anlaşılabilmesi ve anlamlandırılabilmesi bakımından Yeni Zelanda'nın o dönemde dominyon* bir devlet olduğu ve doğal olarak da iki ülke vatandaşları üzerinde bunun etkileri olduğu bilinmeli.
——————————
* Britanya İmparatorluğu içinde özerk bir hükümete sahip olan ülkeleri ifade eder. Koloni devlet kavramı tercih edilmese bile bu da kısmen uygun gelebilir.