·712 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Mart 2024 03:14 19. yüzyılda İngiltere'de geçen bu romanda gerçek adı Phillip olan ancak çocukken ismini doğru telaffuz edemediği için herkes tarafından Pip diye adlandırılan ana karakterimizin hayatını okuyoruz. Karakterimiz ailesini küçük yaşta kaybettiği için ona kötü davranan ve her fırsatta "seni ellerimle büyüttüm" diye karakterimizin başına kakan ablası ve Pip'e hayat yoldaşı olan ablasının demirci eşi Joe Gargery ile birlikte yaşadığı köyde başlıyoruz Pip'in büyük umutlarının ilk bölümüne. Bu bölümde karakterimiz Pip'in ailesinin mezarlarının yanında bir mahkum tarafından sıkıştırılıp korkutularak ona yemek ve eğe getirmek zorunda kalır. Daha küçük bir çocuk olan karakterimiz korkusuyla, ablası ve Joe'dan bir şeyler çalmak arasında kalmıştır. Korkusuna yenik düşen karakterimiz mahkuma istediği şeyleri götürmek zorunda kalır. Daha sonraları küçük Pip'in bu olanlar yüzünden çokça suçluluk duyduğunu da okuruz. Bu arada aile dostları ve ablasının karakterimizi hor görmesini ne kadar yaramaz olduğundan bahsetmesini de bolca okuruz ilk bölümde. Daha sonraları ise aile dostlarından biri olan Mr. Pumblechook zengin bir tanıdığının evinde oyun oynaması için bir erkek çocuk aradığını ve Pip'i ona tavsiye ettiğini söyler böylece Pip istemeyerek de olsa Miss Havisham ve Estella ile tanışır. Miss Havisham zamanın adeta durdurulduğu odasında üzerinde parçalanmış gelinliği, teki ayağına giyilmiş teki ise elinde duran hiç giyilmemiş gelin ayakkabısı ile yıllardır gün ışığı görmediği odasında yaşayan zengin bir kadındır. Evlat edindiği kızı Estella ise güzelliğinden kitapta çokça bahsedilen ana karakterimiz Pip'in yaşlarında bir kızdır. Pip bu eve getirildiğinde Estella kapıyı açar ve eve sadece Pip'in girmesine izin verir ve ona Miss Havisham'ın yanına kadar eşlik eder ve gider. Miss Havisham çocuktan oyun oynamasını kendisinin de onu izleyeceğini söyler ancak geldiği yer ve yanındaki kadından oldukça korkan Pip hiçbir şey yapamadığını çok gergin olduğunu söyler böylece Miss Havisham, Estella'yı çağırmasını onunla kart oynamalarını söyler. Bu noktada söylediklerinden ve tavırlarından Miss Havisham'ın Estella'yı erkeklerden intikam almak için evlat edinip bunun için büyüttüğü açıkça gösterilir. Daha sonraları Pip birçok kez bu evi ziyaret eder. Bu ziyaretler sonucunda hayattan beklentileri değişen ve büyük beklentiler içerisine giren karakterimizin karşısına bir gün hayatını değiştirecek büyük bir fırsat çıkar. Bir gün köye çok tanınan bir avukat gelir ve Pip'e onu büyük umutlar beklediğini müvekkili olan birinin onun Pip ismini kullanması ve kim olduğunun ancak kendisi söyleyene kadar bilinmemesi ve araştırılmaması şartı ile kendisinin hamisi olacak birinden bahseder. Avukat bu kişinin onun istediği eğitimi almasını ve rahat bir yaşam sürmesini mümkün kılacak bir parayı kendisine verdiğini ve bu köyden hemen şehre taşınması gerektiğini söyler böylece Pip'in büyük umutlarının ilk bölümü tamamlanmış olur.
Kitapta zengin-fakir ayrımını bolca okuruz. Pip'in eskiden aynı hayatı yaşadığı Joe'dan utanması onu artık ait olduğu şehre uygun görmemesi ve ilerleyen süreçte Joe'nun da artık şehre geri dönmeyeceğini onu görmesinin tek yolunun köye onun ait olduğu ve ikisinin birlikte olabilecekleri tek yere gelip onu demirci ocağında görebileceğini söylemesi gibi sınıf ayrımının iki taraf için de net bir çizgi gibi var olduğunu bize gösterir. Ayrıca paraya sahip olan Pip' kendini daha çok daha çok para harcayarak borç içinde bulur. Bu sırada çocukluğundan beri canını yakmasına karşın Estella'ya aşık olduğunu fark eder karakterimiz ve büyük umutlarına Estella ile birlikte olmak da eklenir. Daha sonra Pip'in hamisi ortaya çıkar ve Pip'in büyük umutlarının ikinci bölümü de son bulur. Hamisinin ortaya çıkmasıyla Pip'in altüst olan hayatını okuruz üçüncü bölümde. Romanımızın iki tane sonu bulunmakta. İlki yazarımız Charles Dickens'ın yazdığı son ve ikincisi ise yazarımızın arkadaşı Sir Edward Bulwer-Lytton'un eleştirisi üzerine tekrardan düzenlediği son.
Şimdi gelelim benim düşüncelerime. Bu kitabı okumayı planlamamıştım. Merak ettiğim kitaplardan biri olduğu için alıp kitaplığıma eklemiştim. Kitapların bir zamanı olduğuna inanıyorum ve bu kitap da aynen öyle kendi zamanını buldu. Kitaplığıma bakarken durmadan gözüm bu kitaba takıldı ve içimden bir ses sürekli "oku oku oku" deyip durdu. Böylelikle okumaya başladım. Her ne kadar kalın kitapları sevsem de ilk elime aldığımda gözümü korkutan bu kitabı tüm gün elimden bırakamayıp gece gündüz okumaya başladım. Anlatım tarzının inanılmaz derecede akıcı olduğunu düşünüyorum. Okurken sevindiğim, üzüldüğüm hatta kafamı yastığa gömüp ağladığım yerler oldu. Pip'in yaptığı şeyler bazen beni hayal kırıklığına uğrattı. Kısacası kitabı okurken gerçekten kitabı yaşadım diyebilirim. En sevdiğim kitaplar listesine girmeyi daha kitabı bitirmeden başardı. Kitabın son sayfasını da çevirdiğim zaman ise 'ya bu kadar güzel bir kitabı yıllar sonra tanısaydım' ya da 'ya hiç tanışamasaydım' diye düşünürken buldum. Bu yıl okuduğum kitaplar arasından kalbime en çok dokunan, beynimde en çok gezinen, içimde en çok yer kaplayan kitap bu oldu sanırım. Yazarın diğer kitaplarını da merak etmemi sağladı doğrusu. Bu arada ben arkadaşının önerisi üzerine değiştirilen sonu daha çok beğendim açıkcası orjinal son ile bitse muhtemelen bir süre hayal kırıklığımdan kurtulamazdım. Bu kitabın hayatıma dahil olduğu için minnettar olduğumu belirterek de yazımı sonlandırmak istiyorum.