·112 syf.····Okunma: 18 Nisan 2024 20:07 Kitap, afyonun etkisinde olan bir adamın düşünü ele alıyor, Uyku ve uyanıklık arasındaki bu düş, kafamı allak bullak ettiğini söylemek istiyorum.
Açıkçası kitabı okudum, anladım ancak kitabı bitirdikten sonra kitap hakkında düşündüğüm bir şeyi aklımda bile izahını edemedim ve sanırım böyle bir psikolojik roman kitabını okumak için kitabın yazarı hakkında da bilgi sahibi olunması gerektiğini düşünüyorum çünkü bu kitap yazarının iç hallerini ele alındığını söyler ve bence oldukça da başarılı. Ve bir de bende bıraktığı o hissin tanımını izah edememe rağmen, hayran kaldığımı söylemek istiyorum.
kitapta bende hayranlık uyandırdığı bir diğer nokta ise ıvır zıvır satan ihtiyar, "şırfıntı" olarak adlandırdığı karısı, penceresinin ardında seyrettiği kasap ve kendisinin içinde bulunduğu çemberin içinde hissettiklerini iç dünyasında ele alış şekli, kafamı karıştırmış olsada, bu düşüncelerin nasıl sonlanacağını kestirememiş olsam da ve bir miktar rahatsız ettiğini de buna eklersem hayran kaldığımı söyleyebilirim.
yazdıklarımdan ayrı olarak kitaptaki karakterin "gölgesi" hakkında ve "ayaktakımı" olarak adlandırdığı kendisi için ölü insanlara karşı duyduğu yabancılık ve nefreti hakkındaki alıntıları diğer satırlara bırakıp incelememi bitirmek istiyorum.
"Kandil ışığında duvara düşen şu yamuk gölgem yok mu; şu uğursuz gölge! Yazdıklarımı dikkatle okuyup yutuyor adeta. Kuşkum yok; şu gölge benden iyi anlıyor. Sadece kendi gölgemle güzel güzel konuşabilirim. Beni konuşmaya zorlayan da o zaten."
"Bu dünyanın benim için değil, bir avuç hayâsız, yüzsüz, dilenci tabiatlı, çok bilmiş, kabadayı, gözü gönlü aç insanlar için olduğunu hissediyordum. "