Herkese merhaba ; Modern İran Edebiyatının babası modern öykücülüğün öncüsü, Doğunun Kafkası , hikâyeci, romancı, halkbilimci, oyun yazarı, denemeci, araştırmacı, çevirmen ve ressam olan Sâdık Hidâyet’in meşhur Kör Baykuş’ u ile geldim bugün.
Aslında kitaptan önce Sadık Hidayet’i tanımak ve tanıtmak,onu anlamak daha doğru olur.
Sadık Hidayet 1903 yılında Tahran’da doğmuştur, Koyu bir afyon tiryakisidir.
Bir dönem Budizm’e merakından dolayı Hindistan’a giden Hidayet Budizm konusunda incelemelerini Kör Baykuş isimli kitabında işledi.
Farsçayı Çağdaş Edebiyat alanına sokan ilk isimdir.
Sadık Hidayet ve Stefan Zweig’ın edebi anlayışları birbirine oldukça benzer. Keza ölüme sürüklenme süreçleri ve nedenlerinde birbirine çok yakın, 25 Yaşlarında iken Paris dolaylarında bir marinada yaşamına son vermek için kendini denize atar bir kayığın yetişmesi ile hayatı kurtulur.
Sadık Hidayet İran’ın gittikçe dindarlaşan bir toplum olmasından rahatsızdır.Kör Baykuş buna ciddi bir başkaldırı, isyan döneme çelme takan bir baş yapıttır. İnanılmaz cesaret isteyen bu satırları yazanın kellesi ipe gidecek nitelikte kaleme alınmıştır.(O dönem için)
Hem Doğu hem Batı etkisinde kalan Sâdık Hidâyet, eserlerini Farsça’ya çevirdiği Çehov Anton Pavloviç ve Franz Kafka’nın yanı sıra Edgar Allan Poe, Guy de Maupassant ve Dostoyevski’den etkilenmiştir.
Doğu’da ise hikmet dolu veciz rubâîlerini okuduğu Ömer Hayyâm’ı geçmişin en sevilen ve sözü en ölçülü şairi olarak kabul etmiştir.
Sâdık Hidâyet’in dili eserlerinde farklılık gösterir ve yer yer Farsça sentaks kurallarına uymaması çevirmenler için sorun oluşturur.
Yazarlığının ikinci dönemindeki eserlerinde aşk ve mutluluğun her insanın hakkı olduğu, fakat gerçeğin böyle olmadığı düşüncesi hâkimdir.
Kerelerce intihara kalkışan Hidayet