Kör Baykuş

Sadık Hidayet
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·104 syf.··
2025 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 19:05
Başta ağır bir depresyon geçiren platonik bir aşığın anlatılarına benzeyen bu kitap sayfaları çevirdikçe depresyondan çok daha ötede bir hastalığa-belki şizofreniye- sahip birinin saplantılarına, takıntılarına dönüşmesiyle hazmetmesi zor bir edebi eser haline gelmiş. Herkesin beğenebileceği türden bir kitap değil. Hayatta hiç delirmemiş veya delirmenin eşiğine gelmemiş kimselerin empati kurabileceği türden bir karakter değil karşımızdaki, anormal biri. Hassas kalplere ve psikolojisini durduk yere bozmak istemeyenlere önermiyorum. İlgilisi uzun uzun kitap hakkında incelemelerde bulunabilir ama ben çok bir şey yazmak istemiyorum. Ağır, çarpıcı ve rahatsız ediciydi.
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
"Ölüm"e Methiye
Puan vermedi·104 syf.·
2025 8. kitabı
Sadık Hidayet'in Kör Baykuş eseri, İran edebiyatının en önemli modern klasiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitapta, varoluşsal sorgulamanın karamsar, son derece karanlık atmosferi öne çıkıyor. Eser, Virginia Woolf'dan bildiğim bilinçakışı tekniği ile yazılmış. İç monolog şeklinde anlatım var, karakterin zihninde seyahate çıkmış gibi ilerliyorsunuz. İlk cümleleri okuru anında yakalayan türden. Sonrası ise o karamsar atmosferde psikolojik bir ağırlığa dönüşüyor. Karakterin içinde taşımakta zorlandıklarını kendi gölgesine, dolaylı olarak da okura aktarma çabasını görüyoruz. Yazar, karakterinin derin yalnızlığını, sürekli ölümle ilişkilendirerek ve de gerçek mi hayal mi ayırt edemediğimiz "büyülü gerçekçilik" tekniğini de kullanarak anlatıyor. Fakat bu tema eserin baskın özelliği değil. Yine de, kesin bir mekan ve zaman olgusu göremedim eserde. Okurken de açıkçası, bu türde okuma yaptıysanız, az çok ne olabileceğini tahmin ediyorsunuz. Fakat bu tekniğin belki de en iyi tarafı, olayların gerçekleştiğinden kitabın sonuna kadar asla emin olamamamız ve ters köşe olayların olması.. Kitapta, bolca İran kültürüne ait terimler, yer isimleri, Farsça kelimeler öğrendim: "kalemdan, sizdehbeder, kursi" ve benzerleri gibi.. Eser, varoluşsal sorgulamayı insanın anlamsızlığını, hiç olma duygusunu merkeze alması; gerçek ile düşün sınırının belirsiz olması sebebiyle dünya yazarlarına benzetilmiş. Özellikle Franz Kafka'ya. Jean-Paul Sartre ve Albert Camus gibi varoluşsal yazarlarla benzerlik taşıdığı bilgisi de araştırmalarım sonucunda öğrendim. Karakterin ağır melankolisi, okura gayet sağlam geçiyor, psikolojik olarak bunalımı siz de yaşıyorsunuz.. Sembolik öğeler kullanılmış. Kitabın isminde de yer alan "baykuş"un ölümsüzlüğü, karakterin karanlık iç dünyasını yansıtması gibi.. Franz Kafka'nın Dönüşüm kitabını
Psikoloji
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Kör Baykuş'un Mistik Kibri ve İnsan Olma Beceriksizliği
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 08:15
Kör Baykuş bitti bitmesine ama insanın burnunun direğine o mezar kokusu, o odadaki afyon dumanıyla karışık çürüme hissi yapışıp kalıyor işte. Kitabı kapatınca, bu kitabı sadece güzelleme yaparak yorumlayan, incelemesini yazan insanların bana kızacağını düşünüyorum; çünkü burada o körü körüne yapılan güzellemelerin tamamen dışına çıkıyorum. Fakat tüm bu sert eleştirilerime rağmen bu kitabın ruhuma bıraktığı o tekinsiz tadı, o her cümlesindeki muazzam doygunluğu ve entelektüel doluluğu asla inkar edemem; çünkü bu satırların arkasında müthiş bir akılcılık, insanı çarpan muazzam bir zeka ve muazzam bir kurgu dehası var. İşte o odadaki lambayı yakıp o yoğun karanlığı biraz dağıttığımda karşıma çıkan şey, sadece dış dünyanın sahteliğinden kaçan yaralı bir kurban değil; meşru bir yalnızlığın ürettiği o narsisistik kibir ve "tanrılaşma" krizidir. Anlatıcı o fildişi kulesinden dışarıya öyle bir tiksintiyle bakıyor, o insanları "ayak takımı" diyerek öyle bir yaftalıyor ki, aslında o insanların sadece hayatı ıskalamadan, o acı-tatlı dengesiyle, yani basitçe insan olmanın o en yalın doğasını yaşadıklarını gözden kaçırıyor. Kendini o kadar yukarıda, o kadar benzersiz bir acı eşiğinde konumlandırıp çevresinin sığlığına o kadar odaklanıyor ki, bir süre sonra kendi içindeki o meziyetleri besleyecek somut bir alan bile bırakmıyor ve ortada sadece devasa bir başkalarından iğrenme seansı kalıyor. Kaldıramadığı, o ağır buhranın altında ezildiği asıl ikilem de tam burada düğümleniyor zaten; ya o nefret ettiği kalabalık gibi yalın ve filtresizce insan olmayı beceremiyor, o hayata katılamıyor ya da o sığ çevrede entelektüel olarak gerçekten tek ve nadir bir yerde durduğu için bu benzersiz yalnızlığın yarattığı o narsisistik hapishanede kendi kendini imha ediyor. Kozmik bir sonsuzluğu
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Kahpe
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 144. kitabı
Kör Baykuş, 99 sayfalık minicik bir novella. Ama bu incecik kitabın içinde müthiş bir kaybolmuşluk, bitmeyen bir kendini bulma çabası, hayata tutunamama, sürekli bir zihinsel ve ruhsal savrulmalar, derin bir nefretle iç içe geçmiş hastalıklı bir aşk, çok karanlık bir yaşam görüşü, sürekli şarapla ve afyonla bulanıklaşan bir zihin ve tüm bunlarla örülü olan ve hangi kısımlarının gerçek hangilerinin hayal veya rüya olduğunu anlayamadığımız, yazarın da böyle bir çabaya hiç tenezzül etmediği müthiş bir karanlık hikaye okuyoruz. 48 yaşında intihar ederek hayatına son veren Sadık Hidayet'in gerçekten de bu kitaptaki gibi karanlık ve alıntılarımdan da görebileceğiniz gibi sürekli uçlara savrulan bir ruh durumu olduğunu ve gerçekten kendi hayatında da tıpkı kitaptaki gibi afyon ve şarap ile yakın bir ilişkisinin olduğunu kanıtlayamam ama buna neredeyse eminim. Başka türlü böylesi yazılamazdı gibi geliyor bana. Bir an kendisini bir böcek kadar değersiz hisseden, hemen sonra Tanrılığını, hatta tanrılardan da üstün olduğunu ilan eden bu karanlık adamın bu karanlık eserinden çok karanlık bir zevk aldım ben. Ne çok karanlık dedim di mi? :)) Kitabı tek kelime ile tanımla deseler seçeceğim sözcük bu olurdu çünkü. Ben çok beğendim. Tavsiye ederim. :)) Başlık olarak "kahpe" kelimesini seçtim. Kitabı okuyunca anlarsınız münasip bir başlık olduğunu. :)
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 10. kitabı
·
61 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2023 00:22
Bu inceleme; uzun sayılabilecek bir zaman evvelinde kütüphaneme eklediğim ve okumaya başladıktan sonra bitirmem çeşitli nedenlerden ötürü epey bir zaman alan, İranlı yazar Sadık Hidayet'in Kör Baykuş isimli eserine dair fikirlerime ışık tutmaya çalışacak. Öncelikle yazarımıza değinmek istiyorum. Doğrusu bu eserle tanışmam öncesinde yazar ile ilgili herhangi bir fikre sahip değildim: Yazarımız, eserlerinde İran'ın kültürel mirasına ve de sorunlarına ışık tutmuş bir yazar olarak bilinmekte, bundandır ki modern İran edebiyatının önemli bir temsilcisi ve ülkesi toplumu üzerinde de önemli etkileri olan bir yazar olarak kabul görmekte. Bunu yaparak ülkesini uluslararası arenada tanıtan bir yazar olmayı başarmış. Hidayet ile ilgili olarak öne çıkan en önemli yönüne baktığımızda ise edebi üslubu ve dil kullanımındaki ustalığı ile tanınması yönü karşımıza çıkmakta. Bu ustalığını da eserlerine yansıtırken sıkça psikolojik analizlere ve sembolizme başvurmuş; bunu Kör Baykuş eserinde de sıkça görmekteyiz. Eser-yazar ilişkisi yönünden de söyleyebileceğim bir başka şey ise Kör Baykuş eseri yazarın en önemli ve etkili eseri olarak kabul edilmekte. Bazı eserler vardır; gözleriniz kelimeleri aşıp giderken kurgunun içinde kaybolmak yerine odağınıza anbean yazarı alırsınız. Daha ilk cümleyle birlikte yazarla kurguyu direkt eşleştirmeye çalışır, her cümlenin yazara dair bir ayna olabileceği şüphesine kapılırsınız. Kitabın ne gibi bir haletiruhiye içerisinde yazılmış olabileceği ve yazarın karakteristik yapısına ilişkin şeyler şekillenir, zihninizde. İşte bu da buna benzer hisleri bende uyandıran bir eser oldu. Eminim ki bu hissi yaşamış okuyucu-eser eşleşmesi çoktur. Kitabın ilk cümlesiyle psikolojik bir erozyonun içerisine çekildiğiniz çok açık. Bunu hissetmemek olanaksız. Evvela şunu
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Deliliğin metaforu
10/10
·99 syf.··
2025 129. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2025 22:52
Bitirince "Ne okudum ben ya ?"dediğim blr kitaptı.Kendisi kısa lâkin içerik olarak çok yoğun ve anlaması güç.Bazıları psikolojik olarak ağır bir kitap olduğunu söylüyor fakat bundan ziyade anlatılan şeyi anlamak asıl mesele.O da sadece okumakla olan bir şey değil, detaylı bir şekilde bağlantı kurmayla ve yazarın psikolojisini analiz etmekle mümkün. Kör Baykuş, anlatıcının zihninde kurduğu ideal dünya ve ideal kişi üzerinden ilerliyor. Ölü kadın figürü, gerçekte var olan birinden esinlense de, anlatıcının zihninde bambaşka bir hale bürünüyor; gerçek birini, kendi kafasında yarattığı ölü ideal ile birleştiriyor. Bu yüzden anlatıcının yaşadıkları, fiziksel bir astral seyahat değil, zihninde yarattığı bir metafor gibi okunabilir. Anlatıcıya empati duymak zor değil çünkü onun yaşadıkları, bizim de yaptığımız bir eylemin uç bir örneği gibi. Hepimiz gerçekleri kendi zihnimizde idealize ederiz; ancak anlatıcı bu ideale o kadar saplanıyor ki, gerçeklikten kopuyor. Eğer yüzleşmeyi bilseydi, belki kurtulabilirdi, ama cesareti yok; kendini sürekli kafasında kurduğu dünyaya ve kişiye bağlamış durumda. Yani yaşama ihtimali vardı ama kendi seçimiyle kendini ateşe attı. Bence Hidayet’in kendisi de bu metinle iç dünyasını, itiraf edemediği duygularını, karanlık yönlerini yansıtıyor. Yazmak onun için bir kurtuluş yolu ve bu ona içsel bir arınma sağlıyor. Bu açıdan Kör Baykuş, insanın kendi karanlıklarıyla ve saplantılarıyla yüzleşmesini okuyucuya net bir şekilde gösteren bir kitap.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
6/10
·104 syf.··
2024 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2024 05:34
Kısacık kitap elimde süründü de süründü. Tekrarlanan olay döngüsü içindeki bu huzursuz öykü beni psikolojik olarak zorladı. Okuduklarım gerçek mi yoksa deli saçması ya da ateşli ağır hastanın sayıklamaları mı bilemedim. Doğunun Kafka sının bu başyapıt görülen kitabını sevemedim. Zaten Kafka okurken de çok zorlanıyorum. Daha Kafka kafasına gelmek için çok yolum var anlaşılan... Kitapla ve sevgiyle...
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Gerçeklik ne ki?
Puan vermedi·104 syf.··
2024 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2024 21:39
Öncelikle belirtmeliyim ki kitabı anlamak oldukça zor. İlk etapta fark etmediğim ayrıntıları kitabı bitirip tekrar başa dönünce farkettim. Karamsar, mutsuz bir adamın rüya mı, gerçek mi, kullandığı afyondan dolayı gördüğü ve algıladığı şeyler mi, yoksa çocukluğundan beri ruhuna kazınan bir hikaye miydi anlattığı, hâlâ anlamış değilim. Kitapta karakterler sürekli bir dönüşüm halinde buna kendisi de dahil. Baş karakter sürekli olarak güvensizlik içinde, eşinin onu aldattığını düşünüyor fakat ben kalemdanlara sürekli çizdiği resme bakınca durumun farklı olduğunu düşünüyorum. Servi ağacı altında başında şalıyla oturan bir ihtiyarın karşısında siyah uzun elbise giymiş bir kadın ona nilüfer çiçeği uzatır. Aralarında ise bir dere akar. Resmin betimlemesi bir çok anlam içeriyor muhtelemen, ana karakter onların annesi ve amcası olabileceğini tahayyül ederken ben belki de kendisi ve eşini çizmiştir diye düşünüyorum, yazar okuyucuya bırakmış nasıl anlamak isterse artık. Mutlaka okuyun diyemeyeceğim okuduktan sonra ilk başta hiç bir bağ hissetmedim bu kitaba karşı ancak şimdi bile aklımı kurcaladığını fark ediyorum. Zaten gerçeklik denilen şey bizim onu algılama şeklimizle değişen bir olgu değil mi?
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Zaman Kaybı
5/10
·104 syf.·
2025 90. kitabı
Bir solukta bitecek kadar kısa ama ne okuduğunu anlamayacak kadar iç boğucu ... belki edebi olarak güçlü ama konu olarak müphem ve zaten iddiası da yok. Bu kitabı beğenmedim derken kendimi derinliksiz hissetmenin verdiği huzursuzlukla yargıladım fakat yine de sonuç aynı ; bana hiçbirşey katmayan bir kaç etkileyici cümle ve zaman kaybı. Tavsiye etmiyorum !
Edebiyat
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2025 11:21
” Öyle yaralar vardır ki hayatta ruhu cüzam gibi yalnızlıkta yavaşça yiyip bitirirler. Kimseye anlatılamaz bunlar; çünkü herkes bu inanılmaz yaralara genellikle tuhaf ve az rastlanan şeyler olarak bakar. Zira insanlık henüz bir çaresini bulamamıştır bu dertlerin….” Daha ilk cümlesiyle okurunu etkisi altına alan,sona erdiğinde insanı allak bullak eden bir roman düşünün.KÖR BAYKUŞ… Her ne kadar ince bir kitap olsa da bir solukta bitti diyemem.Sâdık Hidayet’’in ağır ve karanlık dili…Bir çok cümlenin altını çizdim,ara ara geri dönüp satırları tekrar tekrar okudum.Henüz insanların dilini anlayamadığımız yaşlarda,bazen oyunun tam ortasında durakalırız ya,işte öyle kaldım kitap bitince… İsimsiz bir ressamın hayatını zindana çeviren kâbuslarını,bir noktadan sonra gerçekle sanrının birbirine karıştığı itiraflar ve sayıklamaları okuyacaksınız. Romanın ana kahramanı şimdi ve geçmiş arasında gidip gelir,belli başlı sanrılar ve anılar odağında gelgitli bir ruh haline sahiptir.Çocukluk ve geçmiş özlemiyle dolu,andan kopuk huzursuz biridir.İnsanlara,özellikle de kadınlara güven duymaz… Sesler,görüntüler,izler,kokular,iç dökümü,çağrışımlar,düğümlerle örülü bu yolculuğa hazırsanız okuyun derim… Bir kaç alıntı bırakıp keyifli okumalar diliyorum. “Ahh ne çok hikâye var! Hiç biri gerçek olmayan hikâyeler…Yoruldum artık bu hikâyelerden,abartılı anlatılardan….” Ondan sonra kendimi bir sürüden farksız olan insanlardan,ahmaklardan ve mutluluk içindekilerden tamamen çektim…. “Ahh ne çok hikâye var! Hiç biri gerçek olmayan hikâyeler…Yoruldum artık bu hikâyelerden,abartılı anlatılardan….”
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sadık HidayetYazar · 27 kitap
Sadık Hidayet (Farsça: صادق هدایت) ‎ (17 Şubat 1903, Tahran - 9 Nisan 1951, Paris), modern İran edebiyatının önde gelen düzyazı ve kısa hikâye yazarı. 17 Şubat 1903 tarihinde Tahran'da dünyaya geldi ve bu kentteki Fransız Lisesi'nde eğitim gördü. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa'ya gitti. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da mühendislik okumak için diş hekimliğinden vazgeçti. Fransa ve Belçika'da geçirdiği dört yılın ardından İran'a döndü ve kısa sürelerle çeşitli işlerde çalıştı. İlk hikâyelerini Paris'teyken yazdı. 1936'da Hindistan'a giderek Sanskritçe öğrendi. Buradayken Budizm'i inceledi ve Buda'nın kimi yazılarını Farsçaya çevirdi. Sadık Hidayet sonunda tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adadı. En çok, Guy de Maupassant, Çehov, Rilke, E.A. Poe ve Kafka'nın eserleriyle ilgilendi. Hidayet birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme aldı. Yazıları arasında ayrıca birçok edebiyat eleştirisi, İran folkloru ile ilgili araştırmalar ve Orta Farsça ile Fransızcadan yapılmış çeviriler yer alır. Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, zamanın sosyo-politik problemlerinin de etkisiyle, İran'ın gerilemesinin sebebi olarak gördüğü monarşiye ve ruhban sınıfına yoğun eleştiriler yöneltmeye başladı. Eserleri aracılığıyla bu iki kurumun su-i istimallerinin İran milletinin sağırlığının ve körlüğünün sebebi olduğunu gösterme çabasına girdi. Çevresine, özellikle de, çağdaşlarına yabancılaşan Hidayet, son eseri Kafka'nın Mesajı'nda ancak ayrımcılık ve baskı sonucunda yaşanabilecek bir melankoli, umutsuzluk ve ölüm halinden bahseder. Sadık Hidayet'in en tanınmış eseri 1937 yılında Bombay'da yayımlanan Kör Baykuş'tur. Beethoven ve Çaykovski dinlemeyi seven ve afyon tiryakiliği bilinen Sadık Hidayet, resimle de uğraştı. Günümüze kalabilen resimleri Hassan Qa'emian tarafından bir araya getirildi. Kimileri bu eserlerde sanatsal bir değer bulmazken, kimilerine göre de bunlar geleceğin resimleridir. Ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı Bozorg Alevi şöyle anlatır: "Paris'te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu." Yılmaz Güney'in de yattığı Père Lachaise (okunuşu: per laşez) mezarlığında gömülüdür. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâdık_Hidâyet