Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

her devrin adamı..:
10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 23:25
“Zamanımız böylelerine hayran işte, böyle günün türküsünü çağıranlara!” Hamlet - William Shakespeare Karşınızda Hacı Aga: olmaz olasıca dedirten türden bir garip efendi… Kimin kağnısı gıcırdıyorsa yükünü oraya yükleyen, kimin sazı çalıyorsa onun türküsünü çığıran bir efendi… İran siyasi hayatında vuku bulmuş tüm olaylardan zerre yara bere almadan sıyrılıvermiş. Bir film vardı: A Man of the All Season… olayımızın kahramanı Utopia kitabından hatırladığımız Thomas More … Filmde kralın fermanını kabul etmeyen More, gazaptan nasibini alıp idama mahkum ediliyordu. Düşününce, kralın kişisel danışmanlığına kadar yükseltilmiş bir şahsiyet, neden böyle bir riske girsin diye sormadan edemiyor insan. Zaten filmin adı da buradan mülhem olsa gerek: dönem ne olursa olsun kendi duruşunu koruduğu için onu Thomas More yapan şey tam olarak buydu. Şimdi Hacı Aga ‘yı bu yapan şeyi varın siz hayal edin diyebiliyorum sadece. Halk çok düşünmesin ki o ve onun gibilerin borusu ebediyete kadar üfürülsün. Babasından devraldığı bu debdebeli yumağı o da evladına sağ salimen bırakabilsin. Din mi, pazarlansın bezirganlarda en safsatalı hâli ile… Şah yanlısıyla şaha methiye düzülsün, özgürlükçü ile aynı şah yerin dibine geçirilsin. Yeter ki bu çark, bu düzen hiç bozulmasın… Namus ve ahlak şövalyesi(!) her devirde adam olamasa da her devrin adamı Hacı Aga… Bir gün onun da karşısına bir Öğretmen Kemal çıkıp, “sen susacaksın yobaz! ben oldukça sen susacaksın… ben senin kaderinim; baş kaldırdıkça karşına çıkacağım, ezeceğim…” der mi acep..?
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
Sadık hidayet- Hacı aga
9/10
·105 syf.·
2024 1. kitabı
Sadık hidayet ile tanışmam çoğu kişide olduğu gibi benimde kör baykuş sayesinde oldu. Ama devamının geleceğini biliyordum. Uzun bir aradan sonra bu kitabı okumaya karar verdim ve hiçte pişman değilim. Çok güzel bir anlatım çok güzel bir dil. Ve anlatılanların tarihte kalmadığını görmek beni üzdü açıkçası. Hacı ağa; dini ve ahlaki ilkeleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanan, din kisvesi altında eski gelenekleri din olarak insanlara peşkeş çeken bağnaz para kölesi olmuş bir insan. Paranın nereden geldiğinin önemi yoktur onun için. Kısacık bir kitapla bunu derinlemesine inceleyen bu kitabı çok severek okudum. Kalemini sevdiğim bir yazarın sevdiğim bir kitabı oldu.
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
9/10
·105 syf.··
2018 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2018 21:49
Sadık Hidayet; "Hiç kimse intihara karar vermez. İntihar bazılarına mahsustur. Onların yaradılışında vardır. Herkesin yazgısı alnına yazılmıştır. İntihar da bazı kimselerle birlikte doğmuştur. Ben, yaşamı sürekli alaya aldım. Dünya, tüm insanlar; gözümde bir oyuncak, bir rezillik, boş ve anlamsız bir şeydir. Uyumak, bir daha uyanmamak istiyorum. Rüya da görmek istemiyorum." diyerek Paris'te günlerce hava gazlı bir apartman aramış ve 9 Nisan 1951'de dairesine kapanıp bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açıp intihar etmiştir. Aslen İranlıdır; fakat kitapları İran'da yasaklıdır. Varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen alçak gönüllü bir yaşamı tercih etmiş ve melankolik yazılar yazmaktan hiçbir zaman uzak duramamış. Kendisini Kör Baykuş isimli şahane eseriyle tanımıştım. Şimdi ise ikinci kitabını okudum ve bu kitabını da oldukça beğendim. Hacı Aga isimli bu kitap, yazarın topluma bir eleştirisi olarak görülebilir. Yazar, birçok toplumsal konuda fikirlerini ortaya koymuş ve eleştirilerini korkusuzca dile getirmiş. Benim Sadık Hidayet'te en sevdiğim özellik korkusuz olması oldu. Çünkü İran gibi baskı rejimlerinin sıkça görüldüğü ve toplum baskısının bir hayli fazla olduğu bir coğrafya içerisinde doğru bildiklerini söylemekten asla kaçınmamış ve doğru bildikleri doğrultusunda hayata gözlerini yummuştur. Kendisini severiz sevmeyiz; ama saygı göstermek zorundayız. Hacı Aga ise, 1945 yılında yazılmış; ama hala günümüze ışık tutmakta. Keşke Hacı Aga'lar Sadık Hidayet'in öyküsünde kalsaydı ve 1946 senesine geçemeselerdi. Ancak ne yazık ki, Hacı Aga'lar her devirde vardı ve korkarım halk boyun eğdikçe var olmaya da devam edecekler. Bildiğim bir şey var ki, biz onlara dur demediğimiz sürece onlar bize çobanlık yapmaktan asla vazgeçmeyecekler. Peki ama kimdir bu
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2023 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2023 22:55
Çürümüş bir İran düşünün. Ya da hep çürüktü. İnsani , ahlaki , vicdani yönden çürük bir İran tasviri Hacı Ağa karakteri üzerinden yansıtılıyor bizlere. Sadık Hidayet sen kral bir gözlemci, icselci ve yazarsın. Keşke intihar etmiş olmasaydın... Hacı Ağa dışardan pürü bak bir insan ama içine girdiğinizde , insanın tüm pis ve kötü yanları onda toplanmış gibi. Hain, içten pazarlıklı , pinti , kadın düşmanı, insanlık düşmanı, yüksek mevkilere yaranmak için , çalmaktan yüksünmeyen korkunc ötesi bir karakter. Devletlere özgü bir insan biçimi değil Hacı Ağa zannımca... İnsanlara özgü bir kişilik.... Paranın her kapıyı açtığını düşünen bir adam düşünün, Allah'ı ( estağfurullah )para dedikleri cinsten. Dönem kitabı olarak yazılsa da yukarda da bahsettiğim gibi, dönem değil bir insan tanıtım kitabı bence. İran'ın siyasi devinimleri içinde anlatılmış, bir eser... Sadık 'çım canım ciğerim keyifle okudum , yine yeniden seni ...
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
Hacı Agalanmak ya da Hacılanmamak?
10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2018 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:53
Hacı Agalansak da mı Hacılansak, Hacılanmasak da mı Hacı Agalansak? Efendim? Peki, peki yeterince anlaşılmadı farkındayım… Biraz daha açık olmakta fayda var... Kitaba tam 35 alıntı yapmışım. Daha fazlasını pek ala yapabilirdim. 105 Sayfalık bir kitap nasıl bu kadar anlam yüklü olabilir, nasıl bu kadar halimizi ve ülkemizi anlatabilir size tam olarak bunu anlatmaya çalışacağım. İncelemelerimi bildiğiniz üzere, kitap kritiği yapmıyorum. Bana ne verdiyse, ne hissettirdiyse sizlere onu aktarıyorum. Biraz alıntılardan yararlanıp sizlere ufakta olsa bir fikir veriyorum. Kesinlikle spoiler yok, gönül rahatlığıyla okuyup, kitabı alıp almamaya karar verebilirsiniz. Kesinlikle kitabın çizgisinin dışına çıkmayacağımı bildireyim. Hazırsanız, nasıl güdülüyoruz, nasıl kandırılıyoruz, nasıl inançlarımızla dalga geçilmesine izin veriyoruz bir bakalım. Bakalım ki, belki kafamız da birkaç soru işareti oluşturur, acaba dedikten sonra bir şeyleri araştırma yoluna gideriz. Sadık Hidayet’in okuduğum ikinci kitabı. İlk Kör Baykuş’u okumuş, istediğimi alamamıştım. Ama bu kitapta düşündüğümden de fazlasını aldım. Bana neler hissettirdi, neleri hatırlattı bir bakalım. Baştan uyarayım, eyyam yapmadan ve hiç kimseden çekinmeden “Gaddar” bir inceleme yapacağım. Günümüz: Türkiye - 27.06.2018 18:00 En çok yakındığımız şeylerin başında ne geliyor? Dinin, devlet işlerine karıştırılması ve Din üzerinden maddi-manevi kazanç sağlanması. Mustafa Kemal Atatürk 1930 yılın da “Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi çıkar sağlayanlar iğrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna izin vermeyeceğiz.” demiştir. Hacı Aga işte bu sözün tam olarak karşılığıdır. Kısa bir tanımlama yapalım; - Parayı çok sever, - Din ile ilgisi yoktur, - Borç verir faizi ile alır, - Kaçak
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
Ne Çok Bize Benziyorsun İran: "Hacı Aga"
9/10
·107 syf.·
2019 32. kitabı
Ne çok bize benziyorsun İran! Ne çok bizi anlattın Sadık Hidayet! Ağa zihniyeti ülkemizde de etkisini alan bir süreç; yani ağa dediğimiz mevzu, düşünmeyi değil, gücü ister. Düşünmezsin, güçlüye hizmet edersin. Yapımıza baktığımızda monarşik bir yapının içinden çıkageldik, İran gibi meşruti monarşi ile yönetildik, sonra cumhuriyete geçtik. İran'da ise, en son İslam Devrimi oldu ve öylece kaldı. Tabii mevzu İran Devriminin öncesini anlatıyor. Nasıl Zweig, Hitler zulmünden psikolojisi bozulup intihar ettiyse, benzer şeyi Sadık Hidayet de yaşamış olsa ki, 1951'de Paris'te intihar etmiştir. Bu bunalımını, bunun izlerini kitabın içeriğinden görmek mümkün. Haykıramadığı şeyleri hem dolaylı olarak eleştiriyor, hem de direkt olarak eleştirmekten geri kalmıyor. Kitapta bahsi geçen isimlerden birisi de Rıza Şah. Rıza Şah Pehlevi, 1934'te ülkemize ziyaretinde Adnan Saygun tarafından, Şah Pehlevi'ye ithaf edilmek üzere "Özsoy Operası" yazılmıştır. Demokrasi adı altında İran'da ön plana çıkmasının yanında, Türkiye açısından da böyle bir önemi vardır. Aynı zamanda 1937 yılında, Türkiye ile İran'ın içinde bulunduğu "Sadabat Paktı" da ortaya çıkmıştır. Kendisi de tahttan indirildikten sonra İran, devrime giderek yakınlaşmıştır. İnsanların bir şeyleri farkına varması için okuması gereken kitaplardan birisi. Böyle kitapları okuduktan ve farklı bir bakış açısı kazandırdıktan sonra, "iyi ki kitaplar var" diyorum. Sade diliyle, insanı içine çeken, başarılı bir eser.
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
10/10
·105 syf.··
2019 42. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2019 14:04
Çoğunluk onu Kör Baykuş ile tanırken ben Hacı Aga ile tanımıştım. İyi ki de öyle olmuş. Bugüne kadar okuduğum ve her satırına ayrı ayrı hayran kaldığım kitaplardan biri oldu. İran ve İran edebiyatının çağdaş yüzü Sadık Hidayet bu kitapla aslında yıllardır bizimde içimizde var olan, böyle giderse var olmaya da devam edecek yüzlerin kirli peçesini bir kez daha indiriyor okurları karşısında. Bu kitap kitaplığımın, hacı ağalar ise ahımın baş köşesinde kalacak. Mutlaka okuyun. • Şiddetle tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
İnsan çabuk unutur !
9/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2023 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 23:34
1940’ lı yılların İran’ında her devrin adamları olan, dini bile çıkarlarına alet eden, güce ve özellikle paraya tapan bir karakter hacı ağa , demokrasiden savaşa, hastalıktan , ticarete, paraya kadar bir çok konuda konuşurlar. Son zamanlarda okuduğum, en beğendiğim kitap oldu. Tavsiye edilir.
1000k
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl başlasam Sadık Hidayet'i anlatmaya bilmiyorum. Bu mümkün mü, ondan da emin değilim ancak bir şeyler söylemeden de geçersem içim rahat etmeyecek. İran'ın Avrupai anlamda ilk modern öykücüsü Hidayet. 1903 yılında geldiği dünya, onun gençleştiren, büyüten zamanlarda tam bir savaş meydanına dönüyor. O zamanın görece aristokrat bir ailesine mensup olduğundan Avrupa'ya gidiyor mühendislik okumaya, okulunu bitirmeden dile ve edebiyata olan ilgisinin daha kuvvetli olduğuna yarar verip bırakıyor yarıda. Edebiyatla iyice haşır neşir oluyor bu dönemde; öyküler yazmaya, dergiler yayımlamaya başlıyor çevresiyle. Zamanı geldi Tahran'a döndü, zamanı geldi Hindistan'a gitti. Sanskritçe'yi ve Buda'yı öğrendi. Memurluk ve tercümanlık yaptı. Doğu'nun Camus'ü dediler ona. Camus gibi Hidayet de azıcık roman yazdı. Bir sürü de öykü bıraktı kendinden geriye. Sonra 1951'in nisan ayında kıydı canına. Paris'te yaşamaya başladığı bunalımların sonuncusundan kendini havagazına boğarak kurtuldu. Ben, Kör Baykuş'un kısa ve buhranlı, keskin ve ağır atmosferiyle girdim Hidayet'in hayal dünyasına. Cesur ve gerçeklikle bir cambaz gibi oynayan bir romandı. Daha ilk satırlarıyla zaten melankoliye yatkın iç dünyamı direkt çekmişti kendine. Ancak Hacı Aga'yla anladım ki, bu kitap onun kalemini tanımak için daha doğru, daha yerinde bir seçim olurmuş. Zamanı daha lineer, anlattıkları daha reel bu kitapta. Hidayet, Hacı Aga'da "şark kurnazı"denilen stereotipi çok yerinde bir hicivle, en kaba tabiriyle, dövüyor sözleriyle. Bir günde geçiyor 100 sayfa. Ve Hacı Aga'nın geleni gideni bitmek bilmiyor bir türlü, bir de fıtık derdi var ki aman aman. Dediğim gibi bir olay da yok, taşlığında taşlığında geçiyor Aga'nın her şey. Oda tiyatrosu tadında. Yazar eleştirdiği zihniyeti siyasete de bulaşan Aga'nın
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2019 46. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2019 11:48
Sadık Hidayet karamsar ruh halinin egemen olduğu roman ve öykülerinden sonra farklı bir kimlikle çıktı karşıma Hacı Aga'da. Bir hiciv romanı ile. Kitabın ilk üçte birlik diliminde gerçekten sıkıldım, gereksiz diyaloglar, hiç sevmediğim tiplemeler sonucu sıkılacağım bir roman okuyacağım diye düşündüm. Ancak bu kısacık romanın seyri bir anda değişti ve beğenimi kazanmayı başardı. Korkusuzca yazmış Sadık Hidayet, hak verdiğim, yerinde ve oldukça iyi tespitleri var millet, yöneten, yönetilen, toplumsal düzen ve daha pek çok konu üzerine. Hacı Aga öyle bir karakter ki herkesin çevresinde hemen düşünüp bulacağı, yakıştıracağı, evet gerçekten de böyle diyeceği özelliklere sahip. Çok var Hacı Agalar ne yazık ki çok. Tek emeli güç, şan, şöhret olan, dilinden dini düşürmeyen ancak iş eyleme geldiğinde hiç de uygun davranışlar sergilemeyen, hak hukuktan bahsedip kendisinde bu kavramların izine rastlanmayan, paraya aşık, her şeyi parayla satın alabileceğini -ibadetleri bile- düşünen, yenilikten, ilimden uzak duran kısaca ve tam anlamıyla yobaz mı yobaz bir insan Hacı Aga. Halkı düşünmekten alıkoyarak, cahilleştirerek, baskılayarak, onları kendilerine muhtaç bırakarak iyi bir insan, siyasetçi olabileceğini düşünüyor. Roman aynı zamanda o dönem İran toplumunu, siyasi yapısını, politikacılarını gözler önüne seriyor. Sadık Hidayet'in dönemin çirkin yüzlerini her yönüyle açığa çıkarması, dile getirmesi büyük başarı hiç kuşkusuz. Sadık Hidayet bize bildiğimiz bazı gerçekleri yeniden hatırlattı, onun yorumuyla, gözlemleriyle aramızda bulunan Hacı Agaları bir kez daha görmüş olduk.
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,879 okunma

Yazar Hakkında

Sadık HidayetYazar · 27 kitap
Sadık Hidayet (Farsça: صادق هدایت) ‎ (17 Şubat 1903, Tahran - 9 Nisan 1951, Paris), modern İran edebiyatının önde gelen düzyazı ve kısa hikâye yazarı. 17 Şubat 1903 tarihinde Tahran'da dünyaya geldi ve bu kentteki Fransız Lisesi'nde eğitim gördü. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa'ya gitti. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da mühendislik okumak için diş hekimliğinden vazgeçti. Fransa ve Belçika'da geçirdiği dört yılın ardından İran'a döndü ve kısa sürelerle çeşitli işlerde çalıştı. İlk hikâyelerini Paris'teyken yazdı. 1936'da Hindistan'a giderek Sanskritçe öğrendi. Buradayken Budizm'i inceledi ve Buda'nın kimi yazılarını Farsçaya çevirdi. Sadık Hidayet sonunda tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adadı. En çok, Guy de Maupassant, Çehov, Rilke, E.A. Poe ve Kafka'nın eserleriyle ilgilendi. Hidayet birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme aldı. Yazıları arasında ayrıca birçok edebiyat eleştirisi, İran folkloru ile ilgili araştırmalar ve Orta Farsça ile Fransızcadan yapılmış çeviriler yer alır. Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, zamanın sosyo-politik problemlerinin de etkisiyle, İran'ın gerilemesinin sebebi olarak gördüğü monarşiye ve ruhban sınıfına yoğun eleştiriler yöneltmeye başladı. Eserleri aracılığıyla bu iki kurumun su-i istimallerinin İran milletinin sağırlığının ve körlüğünün sebebi olduğunu gösterme çabasına girdi. Çevresine, özellikle de, çağdaşlarına yabancılaşan Hidayet, son eseri Kafka'nın Mesajı'nda ancak ayrımcılık ve baskı sonucunda yaşanabilecek bir melankoli, umutsuzluk ve ölüm halinden bahseder. Sadık Hidayet'in en tanınmış eseri 1937 yılında Bombay'da yayımlanan Kör Baykuş'tur. Beethoven ve Çaykovski dinlemeyi seven ve afyon tiryakiliği bilinen Sadık Hidayet, resimle de uğraştı. Günümüze kalabilen resimleri Hassan Qa'emian tarafından bir araya getirildi. Kimileri bu eserlerde sanatsal bir değer bulmazken, kimilerine göre de bunlar geleceğin resimleridir. Ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı Bozorg Alevi şöyle anlatır: "Paris'te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu." Yılmaz Güney'in de yattığı Père Lachaise (okunuşu: per laşez) mezarlığında gömülüdür. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâdık_Hidâyet