Cep Boy

Hacı Ağa

Sadık Hidayet
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kendime Notlar
9/10
·176 syf.·
2026 16. kitabı
Sadık Hidayet bazı edebiyat çevrelerince, “Modern İran romanının kurucusu , “Doğu’nun Kafka’sı” olarak da tanımlanır. Çok sayıda bürokrat ve bakan yetiştiren önemli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. 1951 yılında İslamcı radikal Fedaiyan-ı İslam örgütünce suikast sonucu öldürülen Hac-Ali Razmara da bu aileye mensuptur. Sadık Hidayet’in kız kardeşinin eşidir. Hidayet‘in büyük dedesi Rıza-Kuli Han Hidayet de Kacar döneminin önemli bürokrat ve yazarları arasındaydı. Rıza Han’ın (1925-1941) Avrupa’ya tahsil için gönderdiği başarılı öğrenciler arasında seçildi. Belçika’da mühendislik okudu, Fransa’da ise mimarlık ve ardından diş Hekimliği fakültelerine devam etti; ancak hepsini yarıda bıraktı. Bu dönemde, yirmi dört yaşındayken geçirdiği Ruhi bunalımlar sonucu Marne Nehri’ne atlayıp intihara kalkıştı ama kurtarıldı. Hidayet’in, ömrünün son yıllarında iki temel kuruma karşı eleştirilerinin dozunu artırdığı gözlemlenir: saltanat ve din adamları sınıfı. Söz konusu Sosyal politik eleştirilerinin en yoğun biçimde görülebildiği eserde Hacı Ağa’dır. Hem Doğu hem Batı etkisinde kalan Sadık Hidayet, eserlerini Farsçaya çevirdiği Anton Çehov ve Franz Kafka‘nın yanı sıra Edgar Allan Poe, Guy de Maupassant ve Dostoyeski’den de etkilenmiştir. Doğuda ise Ömer Hayyam’ı geçmişin en sevilen ve sözü en ölçülü şairi olarak kabul etmiştir. İlk kez 1945’te yayımlanan Hacı Ağa, Hidayet‘in mevcut toplum düzenine, din adamları sınıfına, kapital sisteme sert eleştiriler yönelttiği bir nevi toplumsal hicviyesidir ve başyapıtları arasında yer alır. Hacı Ağa, yaşı doksana varmış, çok eşli bir ihtiyardır. Oldukça zengindir ama yine bu nispette eli sıkıdır. Evinin taşlığında sabahtan akşama kadar oturur, türlü türlü adamlar ziyaretine gelir: siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları kaçakçılar,
Hacı AğaSadık Hidayet · Karbon Kitaplar · 20202,880 okunma
10/10
·105 syf.·
Beğendi
·
2021 106. kitabı
Kör baykuş ve Aylak Köpek’i okuduktan sonra okuduğum 3’üncü eseri oldu:” Hacı Ağa!” Hızımı alamadım, baya etkilendiğim bir yazar oldu. Özellikle İranlıların edebiyat alanındaki gelişimleri baya köklü diyebilirim, bundan merak saldım irani eserlere... Gelelim kitabımıza; Hacı Ağa tiplemesi günümüzden hiç ama hiç uzak olmayan çıkarını iyi kollayan, herkesle arkadaşlık yaparak çıkarını kollayan, Ali’nin külahını Veli’ye, Veli’nin külahını Ali’ye giydiren yeri geldiğinde liberal, yeri geldiğinde Şah hayranı, yeri geldiğinde Devrimci ama aslında hep paranın peşinde olan her zaman parasızlıktan yakınan, insanlara iyilik yaparak menfaat kazanan ve hayatının son günlerinde bakan / milletvekili olmaya çalışan bir karakteri öyküsü. İşin güzeli Sadık Hidayet bu karakterin içinden geçenleri çok güzel tahlil edip sentezlemiş. Okurken günümüz ülkesini gördüm! 1984 adlı kitapta George Orwel yönetici sınıfının söylemeye çekindiklerini kağıda dökmüştü, Hacı Ağa adlı eserde de Sadık Hidayet aynısını yapmış. Benzerlikler baya vardı diyebilirim. Sadık Hidayet “ Hacı Ağa” tiplemesinin analizini eleştirel bir metodla yapıp iğneneleme yapmaktan geri durmamış. Şimdi gelin Hacı Ağa tipli yönetici ve gerici kafanın dediklerini okuyalım; “Dünyada iki türlü insan vardır: çarpan, çarpılan. çarpılanlardan olmak istemiyorsan, başkalarını çarpmaya bak. Fazla okumak lazım değil. insanı delirtir ve hayatın gerisinde bırakır. Ama matematik dersinde dikkatli ol. Dört işlemi bilmen yeter. Para hesabını becerebilirsen kazıklanmazsın, anladın mı? hesap önemli; en kısa zamanda hayata atılman lazım. Gazeteyi okuyabiliyorsun ya, kâfi. Ticareti öğrenmeli, insanlarla muhatap olmalısın. Beni dinlersen eğer, bir ton kitap okuyacağına, git ayakkabının bağını işporta tahtasına koyup sat, daha iyi. Yüzsüz
Edebiyat
Hacı AğaSadık Hidayet · Karbon Kitaplar · 20202,880 okunma
8/10
·176 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 23:26
Kitap 1940'lı yıllarda İran'da yaşanan toplumun inançları kullanılarak cahilleştirip onları düşünemeyen sorgulamayan insanlar haline getirip onları sömüren Hacı Ağa karakteri üzerinedir. Sadık Hidayet sadece İran topluluğunu değil yıllardır her toplumda olan onlarca "Hacı Ağa" karakterinde insanları ve onların yanında yürüyenleri eleştirdiği harika bir eser. Dili gayet akıcı ve okuması keyifli bir eser. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. Bu kitabın benim için ana fikri: Bir insana körü körüne bağlanıp dediklerini koşulsuz şartsız kabul etmek yerine her bilginin peşine düşüp okuyup sorgulamak gerekmektedir aksi takdirde insana kulluk etmeye devam ederiz. "Tarafımdan oluşturulmuş bu yorumum tüm hakları kitapyurdu'na aittir."
Hacı AğaSadık Hidayet · Karbon Kitaplar · 20202,880 okunma
Dünyanın düzeni bu; biri açlıktan ölür, biri tokluktan çatlar!
9/10
·144 syf.··
2023 138. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2023 10:27
Kör Baykuş'u bilir misiniz? Birçoğumuzun yazarla tanışma kitabı. Onunla tanıdık, onunla benimsedik Sadık Hidayet'i. Ruh hali, melankolisi, ölüme bakışı etkisi altına alır bizi. Bir süre o etkiden çıkmak zor gelir insana. Zira yaşamadığı bir duyguyu anlatmamıştır Hidayet. Kendisi de intihar ederek hayatla vedalaşmış, aslında kendi yürüdüğü yolu kaleme almıştır. İran edebiyatının dünyaya açılan kapısı... Yaşadığı coğrafyaya göre kendini geliştirmiş, resim sanatıyla uğraşan, Berthoven ve Çaykovski dinleyen bir isim. Hikayeleri de oldukça başarılı. Geçtiğimiz günlerde Aylak Köpek kitabını ilgiyle okumuş ve yeni bir kitabını daha okumak üzere veda etmiştim esere. Nitelikli yazarlar ele aldığı her konuyu derinlemesine işlemeyi başarıyorlar. Ölüm de olsa, zulüm de olsa... Hacı Ağa Zübük kitabını okumuş ya da filmini izlemiş miydiniz? Orada bir İbrahim Zübükzade vardı. Hatta rolü Kemal Sunal canlandırıyordu. Dönemin toplum ve siyasetini ele alan bir yapıttı. Hacı Ağa'yı okurken sık sık geldi aklıma. İran toplumunun Hacı Ağa karakteri üzerinden eleştirisi... Bir "Ali Şan" tiplemesi Hacı Ağa: Üç kağıtçı, paragöz, çıkarcı... Tüm bunlara rağmen kendisini yardımsever, cömert, mübarek görüyor ve içten içe diğer tarafta ödüllendirileceğini düşünüyor. Hani Aziz Nesin'in soyadının bir hikâyesi vardır: "Dünyanın en cimrileri 'Eli açık', dünyanın en korkakları 'Yürekli', dünyanın en tembelleri 'Çalışkan' gibi soyadları aldılar. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için, güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime 'Nesin' soyadını aldım." Hacı Ağa'nın da Hacı unvanını alması bundan olsa gerek... 1940'lı yılların İran'ında geçiyor eser. O coğrafyadaki kadına ve çocuğa bakış açısını net olarak görebiliyoruz. Hem kadınlar hem çocuklar ikinci
Edebiyat
Hacı AğaSadık Hidayet · Salt Okur Yayınları · 20202,880 okunma
her devrin adamı..:
10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2023 23:25
“Zamanımız böylelerine hayran işte, böyle günün türküsünü çağıranlara!” Hamlet - William Shakespeare Karşınızda Hacı Aga: olmaz olasıca dedirten türden bir garip efendi… Kimin kağnısı gıcırdıyorsa yükünü oraya yükleyen, kimin sazı çalıyorsa onun türküsünü çığıran bir efendi… İran siyasi hayatında vuku bulmuş tüm olaylardan zerre yara bere almadan sıyrılıvermiş. Bir film vardı: A Man of the All Season… olayımızın kahramanı Utopia kitabından hatırladığımız Thomas More … Filmde kralın fermanını kabul etmeyen More, gazaptan nasibini alıp idama mahkum ediliyordu. Düşününce, kralın kişisel danışmanlığına kadar yükseltilmiş bir şahsiyet, neden böyle bir riske girsin diye sormadan edemiyor insan. Zaten filmin adı da buradan mülhem olsa gerek: dönem ne olursa olsun kendi duruşunu koruduğu için onu Thomas More yapan şey tam olarak buydu. Şimdi Hacı Aga ‘yı bu yapan şeyi varın siz hayal edin diyebiliyorum sadece. Halk çok düşünmesin ki o ve onun gibilerin borusu ebediyete kadar üfürülsün. Babasından devraldığı bu debdebeli yumağı o da evladına sağ salimen bırakabilsin. Din mi, pazarlansın bezirganlarda en safsatalı hâli ile… Şah yanlısıyla şaha methiye düzülsün, özgürlükçü ile aynı şah yerin dibine geçirilsin. Yeter ki bu çark, bu düzen hiç bozulmasın… Namus ve ahlak şövalyesi(!) her devirde adam olamasa da her devrin adamı Hacı Aga… Bir gün onun da karşısına bir Öğretmen Kemal çıkıp, “sen susacaksın yobaz! ben oldukça sen susacaksın… ben senin kaderinim; baş kaldırdıkça karşına çıkacağım, ezeceğim…” der mi acep..?
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,880 okunma
Sadık hidayet- Hacı aga
9/10
·105 syf.·
2024 1. kitabı
Sadık hidayet ile tanışmam çoğu kişide olduğu gibi benimde kör baykuş sayesinde oldu. Ama devamının geleceğini biliyordum. Uzun bir aradan sonra bu kitabı okumaya karar verdim ve hiçte pişman değilim. Çok güzel bir anlatım çok güzel bir dil. Ve anlatılanların tarihte kalmadığını görmek beni üzdü açıkçası. Hacı ağa; dini ve ahlaki ilkeleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanan, din kisvesi altında eski gelenekleri din olarak insanlara peşkeş çeken bağnaz para kölesi olmuş bir insan. Paranın nereden geldiğinin önemi yoktur onun için. Kısacık bir kitapla bunu derinlemesine inceleyen bu kitabı çok severek okudum. Kalemini sevdiğim bir yazarın sevdiğim bir kitabı oldu.
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,880 okunma
9/10
·105 syf.··
2018 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2018 21:49
Sadık Hidayet; "Hiç kimse intihara karar vermez. İntihar bazılarına mahsustur. Onların yaradılışında vardır. Herkesin yazgısı alnına yazılmıştır. İntihar da bazı kimselerle birlikte doğmuştur. Ben, yaşamı sürekli alaya aldım. Dünya, tüm insanlar; gözümde bir oyuncak, bir rezillik, boş ve anlamsız bir şeydir. Uyumak, bir daha uyanmamak istiyorum. Rüya da görmek istemiyorum." diyerek Paris'te günlerce hava gazlı bir apartman aramış ve 9 Nisan 1951'de dairesine kapanıp bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açıp intihar etmiştir. Aslen İranlıdır; fakat kitapları İran'da yasaklıdır. Varlıklı bir ailenin çocuğu olmasına rağmen alçak gönüllü bir yaşamı tercih etmiş ve melankolik yazılar yazmaktan hiçbir zaman uzak duramamış. Kendisini Kör Baykuş isimli şahane eseriyle tanımıştım. Şimdi ise ikinci kitabını okudum ve bu kitabını da oldukça beğendim. Hacı Aga isimli bu kitap, yazarın topluma bir eleştirisi olarak görülebilir. Yazar, birçok toplumsal konuda fikirlerini ortaya koymuş ve eleştirilerini korkusuzca dile getirmiş. Benim Sadık Hidayet'te en sevdiğim özellik korkusuz olması oldu. Çünkü İran gibi baskı rejimlerinin sıkça görüldüğü ve toplum baskısının bir hayli fazla olduğu bir coğrafya içerisinde doğru bildiklerini söylemekten asla kaçınmamış ve doğru bildikleri doğrultusunda hayata gözlerini yummuştur. Kendisini severiz sevmeyiz; ama saygı göstermek zorundayız. Hacı Aga ise, 1945 yılında yazılmış; ama hala günümüze ışık tutmakta. Keşke Hacı Aga'lar Sadık Hidayet'in öyküsünde kalsaydı ve 1946 senesine geçemeselerdi. Ancak ne yazık ki, Hacı Aga'lar her devirde vardı ve korkarım halk boyun eğdikçe var olmaya da devam edecekler. Bildiğim bir şey var ki, biz onlara dur demediğimiz sürece onlar bize çobanlık yapmaktan asla vazgeçmeyecekler. Peki ama kimdir bu
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,880 okunma
Puan vermedi·105 syf.··
2023 80. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2023 22:55
Çürümüş bir İran düşünün. Ya da hep çürüktü. İnsani , ahlaki , vicdani yönden çürük bir İran tasviri Hacı Ağa karakteri üzerinden yansıtılıyor bizlere. Sadık Hidayet sen kral bir gözlemci, icselci ve yazarsın. Keşke intihar etmiş olmasaydın... Hacı Ağa dışardan pürü bak bir insan ama içine girdiğinizde , insanın tüm pis ve kötü yanları onda toplanmış gibi. Hain, içten pazarlıklı , pinti , kadın düşmanı, insanlık düşmanı, yüksek mevkilere yaranmak için , çalmaktan yüksünmeyen korkunc ötesi bir karakter. Devletlere özgü bir insan biçimi değil Hacı Ağa zannımca... İnsanlara özgü bir kişilik.... Paranın her kapıyı açtığını düşünen bir adam düşünün, Allah'ı ( estağfurullah )para dedikleri cinsten. Dönem kitabı olarak yazılsa da yukarda da bahsettiğim gibi, dönem değil bir insan tanıtım kitabı bence. İran'ın siyasi devinimleri içinde anlatılmış, bir eser... Sadık 'çım canım ciğerim keyifle okudum , yine yeniden seni ...
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,880 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2024 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 13:47
"Dünyadaki bunca suç, bunca katliam, bunca yağma din adına yapıldı, yapılıyor da. Bu durumda bile hâlâ siyaseti kullanan insanlar bilirim." İran edebiyatının güçlü kalemlerinden olan Sadık Hidayet, Hacı Aga karakteri üzerinden İran halkını, siyasetini, ticaretini, çıkar sahiplerini, dini anlayaşını ortaya koyuyor kitabında. Dini kendi çıkarlarına alet eden, siyasi ve ticari kaygıları için bir silah olarak kullanan, iki yüzlü, kaypak, olduğundan farklı görünmeye çalışan, böbürlenen, yalakalık yapan, üstünlük taslayan, sofu görünüp günahtan çekinmeyen, halkın hakkını yiyip cebini dolduran, halkı istediği gibi güdebileceğini düşünen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor Hacı Aga. Paraya tapan Hacı Aga, 90 yaşına merdiven dayamasına rağmen dünyaya doyamamış, para, makam hırsına ve kadın düşkünlüğüne kapılmış, kendini her zaman haklı bulmaya çalışan, halkı sömürülmesi gereken bir inek olarak gören, kendini dindar, güvenilir, yardımsever olarak gösterip tam tersi işler çeviren birisidir. Yeri gelince padişahçı yeri gelince özgürlükçü, meşrutiyetçi, demokrasi kahramanı olarak sunabilir kendini. Ticaret ile milleti kazıklayan, siyasiler arasında da sözü geçebilen, kendini de milletvekilliğine hazırlayan dünyaya kazık çakacağını zanneden birisidir. Böyle bir karaktere de elbette gerçekleri yüzüne haykıracak bir insan lazımdır. Kitapta da neyseki öyle bir karakterin varlığı biraz içimizi rahatlatacaktır. Sadık Hidayet İran üzerinden böyle çarpık bir düzeni anlatırken, aslında diğer Doğu toplumlarında da işlerin benzer olduğunu bilerek yazıyor hikayesini. Hindistan'da Paris'te de bulunmuş olan Hidayet iki tarafı da, Doğu'yu da Batı'yı da iyi bir şekilde gözlemlemiş bir yazar Sadık Hidayet. Bu kitabında da müthiş bir eleştiri dozuyla softaların, halkı ezen, din tüccarlığı
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20202,880 okunma
Hacı Agalanmak ya da Hacılanmamak?
10/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2018 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2018 21:53
Hacı Agalansak da mı Hacılansak, Hacılanmasak da mı Hacı Agalansak? Efendim? Peki, peki yeterince anlaşılmadı farkındayım… Biraz daha açık olmakta fayda var... Kitaba tam 35 alıntı yapmışım. Daha fazlasını pek ala yapabilirdim. 105 Sayfalık bir kitap nasıl bu kadar anlam yüklü olabilir, nasıl bu kadar halimizi ve ülkemizi anlatabilir size tam olarak bunu anlatmaya çalışacağım. İncelemelerimi bildiğiniz üzere, kitap kritiği yapmıyorum. Bana ne verdiyse, ne hissettirdiyse sizlere onu aktarıyorum. Biraz alıntılardan yararlanıp sizlere ufakta olsa bir fikir veriyorum. Kesinlikle spoiler yok, gönül rahatlığıyla okuyup, kitabı alıp almamaya karar verebilirsiniz. Kesinlikle kitabın çizgisinin dışına çıkmayacağımı bildireyim. Hazırsanız, nasıl güdülüyoruz, nasıl kandırılıyoruz, nasıl inançlarımızla dalga geçilmesine izin veriyoruz bir bakalım. Bakalım ki, belki kafamız da birkaç soru işareti oluşturur, acaba dedikten sonra bir şeyleri araştırma yoluna gideriz. Sadık Hidayet’in okuduğum ikinci kitabı. İlk Kör Baykuş’u okumuş, istediğimi alamamıştım. Ama bu kitapta düşündüğümden de fazlasını aldım. Bana neler hissettirdi, neleri hatırlattı bir bakalım. Baştan uyarayım, eyyam yapmadan ve hiç kimseden çekinmeden “Gaddar” bir inceleme yapacağım. Günümüz: Türkiye - 27.06.2018 18:00 En çok yakındığımız şeylerin başında ne geliyor? Dinin, devlet işlerine karıştırılması ve Din üzerinden maddi-manevi kazanç sağlanması. Mustafa Kemal Atatürk 1930 yılın da “Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi çıkar sağlayanlar iğrenç kimselerdir. İşte biz bu duruma karşıyız ve buna izin vermeyeceğiz.” demiştir. Hacı Aga işte bu sözün tam olarak karşılığıdır. Kısa bir tanımlama yapalım; - Parayı çok sever, - Din ile ilgisi yoktur, - Borç verir faizi ile alır, - Kaçak
Edebiyat
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,880 okunma

Yazar Hakkında

Sadık HidayetYazar · 27 kitap
Sadık Hidayet (Farsça: صادق هدایت) ‎ (17 Şubat 1903, Tahran - 9 Nisan 1951, Paris), modern İran edebiyatının önde gelen düzyazı ve kısa hikâye yazarı. 17 Şubat 1903 tarihinde Tahran'da dünyaya geldi ve bu kentteki Fransız Lisesi'nde eğitim gördü. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa'ya gitti. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da mühendislik okumak için diş hekimliğinden vazgeçti. Fransa ve Belçika'da geçirdiği dört yılın ardından İran'a döndü ve kısa sürelerle çeşitli işlerde çalıştı. İlk hikâyelerini Paris'teyken yazdı. 1936'da Hindistan'a giderek Sanskritçe öğrendi. Buradayken Budizm'i inceledi ve Buda'nın kimi yazılarını Farsçaya çevirdi. Sadık Hidayet sonunda tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adadı. En çok, Guy de Maupassant, Çehov, Rilke, E.A. Poe ve Kafka'nın eserleriyle ilgilendi. Hidayet birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme aldı. Yazıları arasında ayrıca birçok edebiyat eleştirisi, İran folkloru ile ilgili araştırmalar ve Orta Farsça ile Fransızcadan yapılmış çeviriler yer alır. Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir. Sonraki yıllarda, zamanın sosyo-politik problemlerinin de etkisiyle, İran'ın gerilemesinin sebebi olarak gördüğü monarşiye ve ruhban sınıfına yoğun eleştiriler yöneltmeye başladı. Eserleri aracılığıyla bu iki kurumun su-i istimallerinin İran milletinin sağırlığının ve körlüğünün sebebi olduğunu gösterme çabasına girdi. Çevresine, özellikle de, çağdaşlarına yabancılaşan Hidayet, son eseri Kafka'nın Mesajı'nda ancak ayrımcılık ve baskı sonucunda yaşanabilecek bir melankoli, umutsuzluk ve ölüm halinden bahseder. Sadık Hidayet'in en tanınmış eseri 1937 yılında Bombay'da yayımlanan Kör Baykuş'tur. Beethoven ve Çaykovski dinlemeyi seven ve afyon tiryakiliği bilinen Sadık Hidayet, resimle de uğraştı. Günümüze kalabilen resimleri Hassan Qa'emian tarafından bir araya getirildi. Kimileri bu eserlerde sanatsal bir değer bulmazken, kimilerine göre de bunlar geleceğin resimleridir. Ölümünü yirmi beş yıllık arkadaşı Bozorg Alevi şöyle anlatır: "Paris'te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu." Yılmaz Güney'in de yattığı Père Lachaise (okunuşu: per laşez) mezarlığında gömülüdür. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâdık_Hidâyet