“Bir korkuya neden sığınır insan, neden onu içinde besler ve büyütür?”
Batıl inançlarınız var mı?
Çoğumuzun cevabı evet olsa da, “hadi canım, öyle şey olur mu,” diyenlerin sesini de duyar gibiyim. Ama şu bir gerçek ki gün içerisinde batıl olup olmadığına dikkat etmeksizin birçoğunu uygularken buluyoruz kendimizi. “Doğum gününde mum üflemek gibi.” Kimileri evrensel, kimisi tarihimizden, kültürümüzden gelme. Yok etmek, önüne geçmek mümkün değil.
Antik Çağ ve sonrasından gelen batıl inanışları duyduğunuzda şu anki inanışların çok daha akla yatkın olduğunu düşüneceksiniz. Zira öyle inanışlar var ki dudak uçuklatacak cinsten.
Kadınların gebelikten korunma yöntemi olarak seksten sonra hapşırdıklarını duymuş muydunuz?
Bir salgın nedeniyle insanların hapşırırken ya da hapşırdıktan hemen sonra öldüklerini ve onları kutsamak adına hapşırdıktan sonra “çok yaşa” deyişinin türediğini?
Ayakkabı altına isim yazmak falan hikaye! Kızların kendilerine aşık olmalarını istedikleri erkeğin ayakkabılarına işediklerini?
Düşünsenize “Ya kızlar çok tatlı çocuk değil mi, durun ben şunun ayakkabılarına işeyeyim de bana aşık olsun!”
Daha neler neler… Batıl uğruna ölenler mi dersiniz, bakire kanı içenler mi, yeni doğmuş bebekleri kurban edenler mi… Bir korku kültürü bir dini ritüel halini almış, toplum benimseyince de uymayan insanlar yanlışın kendilerinde olduğunu düşünüp benimsemek durumunda kalmışlar. Hatta bunu da kendilerinde mantığa uydurmaya çalışmışlar. “Batıl inanç aptalca, çocukça, ilkel ve irrasyonel bir şeydir. Ama bir tahtaya vurmanın da ne maliyeti var ki?”
Anlatılanlar yer yer ürkütücü olsa da yazarın üslubu o kadar eğlenceli ki eserin içinde buluyorsunuz kendinizi. Size hitap edecek bir nokta mutlaka buluyor. Okurken onun da Harry Potter hayranı olduğunu gördüm mesela. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı gibi serinin birçok kitabından örnek verdi batıl inanışlara. Ve çok sevdiğimiz bir sanatçı: Barış Manço, Nane Limon Kabuğu. youtube.com/watch?v=BNoLjE7...
Bir gün kıyafet giyiyorsun ve günün güzel geçiyor, başka bir gün tesadüfen yine o elbiseyi giyiyor ve yine güzel bir gün geçiriyorsun. Sonra bir bakmışsın o elbisenin uğuruna inanır olmuşsun. Yok mu benzer şeylerimiz? Ortaokulda çift sayının uğuruna inanırdım, bir dokunduğum şeye tekrar dokunurdum. Sınıfta bir gün elim bir kızın eline dokundu, çift sayının uğruna inandığım için gittim elini tuttum, ağlamaya başladı. Yıllar geçtikçe azaldı batıllarım. Ama kahve tortusu gibi kalmıştır muhakkak bir yerlerde.
Kamu Spotu: Okuduklarınızı lütfen evde denemeyin. Zira beğendiğiniz birinin ayakkabısına işemek olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bkz: Amber Heard
Hocam hem okudum, hem güldüm.
Bu arada Sivas'ta batıl inanışlar o kadar abartılı ki hocam inanamazsınız.
Barış Manço en sevdiğim sanatçı.
Teşekkürler...