·222 syf.····Okunma: 26 Nisan 2024 00:43 Anladığım kadarıyla yaşam bilgeliğinin altın kuralları şöyleymiş: (Hafiften kızgın yorumlarımı sonda yazdım)
1. En popüler olmuş öğüt: Hayatta mutlu olmayı hedefleme; en az mutsuz nasıl olurum veya en az nasıl acı çekerim bunun yollarını ara.
2. Kreşten çıkan oğlunun haleti ruhiyesini anlamak için nasıl geçti günün deme, bugün seni mutsuz eden şeyler oldu mu de :)
3. Öyle büyük şeyler falan isteme. Ot modunda yaşa :) Bir mucize olur da ulaşsan bile zaten sen değişmiş olacaksın, istediğin şey değişmiş olacak.. Çık bir yola, yolda denk geldiklerinle yetin.
4-6. Hayatın küçük ölçekli bir planını yap, duvarına as. Tabiki klasik öğüt carpe diem. Basit, monoton yaşa, hayatına dışsal sınırlandırma getir. 7. Gündelik hayat koşuşturmacasını zihinsel uğraşlarla destekle. (Bu güzel bir öğüt aslında, FAVORİM, oku, yaz, çiz mesela.)
8-20. Deneyimlerin üzerine az biraz düşün, günlük tut mesela! (Hiçbir şey yaşamadan yalnız kalarak hangi deneyimi düşüneceksek..) Kendinle yetin, yalnızlığı sev. Kıskançlık kötüdür. Bir işi yapmadan bin düşün bir yap. Kaderini kabullen. Bir işi yapmadan önce hayal kurma, özellikle de akşamları! Sürekli elimdekileri kaybetseydim nasıl olurdu diye düşün! Sağlığını koru, düzenli uyu.
21-46. Herkesin bireyselliğine saygı duy, yargılama (aslında insanları taş yerine koyup sabret, katlan). Kartallar yalnız uçar! Dostlarınla az görüş, özle! Salaklarla ve delilerle konuşup onların seviyesine inme! İnsanlardan vazgeçebileceğini hissettir, hatta arada küçümse! Narsist, egoist ve bencilleri tespit et ve uzaklaş, insanlar değişmez. Yapmacıklıktan sakın. İğneyi evvela kendine sonra çuvaldızı başkasına batır. Akıllı ve zeki insanlar, bir de güzel kadınlar toplumda sevilmez.. Güvensizlik iyidir. Nezaket akıllılıktır. Kimseyi örnek alma! Kimsenin görüşlerine karşı çıkma! Kimseye kişisel olayları anlatma! Kimseye düşman olma! Pasif agresif davran!
47-53. İnsan yaşamı özünde hep aynıdır. Hayatı yönlendirenler şans, rastlantılar, içsel itkiler ve uygularken farkında olmadığımız somut ilkelerimizdir. Her şey geçici ve değişebilirdir. Hiçbir olay karşısında büyük bir sevinç ya da büyük bir üzüntü duyma! Asla kararsızlığa düşme ve asla acele etme! Yürekli ol!
Bu mudur? Yani işte bazılarında haklılık payı yok değil. Schopenhauer bunları diyor. Özellikle kitapta ilk bölümde belirtilen, kişinin mutluluğun kaynağının bireyselliği olduğu yani kendi içinde olduğu, mal-mülk, ün, şöhret vs bunlarla asıl mutluluğun sağlanamayacağı tamam çok hoş. Ama yukardaki öğütlere harfiyen uyacaksak ee ne kaldı geriye? Diyojenin bir fıçıda yaşaması gibi bir sonuç o zaman elimizde kalan. Büyük yapıtlar, fedakarlıklar sonucu yapılan büyük işler, çağları değiştirenler yok. Bolca birbiriyle çelişen öğüt var.
Birçok insanın okuyunca hayatını değiştiren bir kitap olmuş, bana da bu bağlamda hediye edilmişti. Evet hayatımda değişiklik oldu gerçekten, eğlenceli bir yazı yazdım kendimce :)
Gerçi sanırım kitaptaki kadına bakış açısına biraz sinirlendim ve azıcık önyargılı davrandım. Ama bu konuyu da gerçekten anlamıyorum, Platondan Schopenhauer’e (hadi biri antik çağ, bu abimiz 1800’ler) bütün filozoflar mı kadını değersiz görür, bu kadar çığır açıcı, çağın ötesinde, aydın düşüncelerden hiçbiri mi kadınlar da bizimle eşit olabilir mi acaba hmmm gibi bir düşünce içermez?
Yapacak bir şey yok, biz günümüze bakalım. Çok eleştirel yazsam da abimizin altın öğütlerine uyalım ve mutlu olamasak da ot gibi yaşayıp bari en azından mutsuz olmayalım..