Kitabın incelemesi değil kendi düşüncelerim
Puan vermedi·186 syf.··
2021 59. kitabı
Bir inceleme yazısı için okumak istemeyeceğiniz kadar uzun arkadaşlar o yüzden hiç başlamamanızı tavsiye ederim. Yaşadığımız çağda her iki cenahta da gerek sosyal platformlar gerek sözlü müzakereler yoluyla tartışma değerini sürekli koruyan kadının çalışması konusunda müstakil olarak kaleme alınan kitap sayısı yok denecek kadar azdır. (Nefes almasına kadar her konuda kitap olmasına rağmen buranın atlanmış olması ilginç geliyor doğrusu) Bu yazıda aslında kitabını incelemesinden ziyade kendi görüşlerimi yazacağım. Ara ara kitaptaki düşüncelere değinsem de ağırlıklı olarak kendi fikirlerim olacağını baştan belirteyim. (Sonradan dönüp baktım da pek de değinmemişim) Fakat yazıya geçmeden önce eserin sahibine ayıp olmaması için onun ne düşündüğüne dair de birkaç kelam edeyim. Kitabı elinize alıp da okumaya başladığınız andan itibaren Faruk hocanın bu duruma olumsuz yaklaştığını görüyorsunuz. Verdiği örneklerle, kullandığı araştırma sonuçlarıyla bu durum bariz bir şekilde anlaşılıyor. Fakat kitabının basımının yıllardır yapılmaması ve hocamızın kızının da hukuk fakültesinde okuması (şu an çalışıyor mu bilmiyorum) acaba sonradan fikirleri değişmiş olabilir mi sorusunu da akla getiriyor. Değişmemiş de olabilir pek tabii. Kadın çalışmalı mı sorusunun tek bir cevabı olmadığı için bu sorunun cevabını atladıktan sonra her iki kesimin düşüncelerinden yola çıkarak yazımıza bismillah diyelim. (Yemeğin sonunda akla gelen besmele gibi oldu ama neyse) -Kadının asli vazifesi, çalışma mecburiyetinin olmaması- Bizim camiada kadının çalışması denince kadının asli vazifesinin eviyle ve çocuğuyla ilgilenmesi gerektiği ve böyle bir mecburiyetinin olmadığı dile getirilir. Kadın çalıştığı zaman çocukların heba olacağı, ahlâklı bireyler olarak yetiştirilmedikleri gibi gerekçeler öne sürülür. İlk olarak kişinin önceliğinin her zaman ailesi olması gerektiğini savunmakla beraber bir insanın asıl sorumluluğu dışında da işler yapabileceğini ve mecburiyetinin olmamasının yapmak istemesinin önünde bir engel olmadığını söylemek isterim. Yaptığımız her işi mecbur olduğumuz için yapmayız, sevdiğimiz ve istediğimiz için de yaparız. İkinci olarak ise kadınların sağlık alanında çalışması gerektiği hususunda pek çok hocamız da mutabıktır. (İstisnaları da elbette de mevcut) Kadının burada çalışmasını normal gördüğümüz için onların çocuk yetiştirmesi hususunda korkuya düşülmemekte, bu durum hiçbir zaman dile getirilmemektedir. Eğer bir sağlık personeli çocuğunu güzel bir şekilde yetiştirebiliyorsa bunu diğer meslek gruplarındaki kadınların da yapması mümkündür. Bir ortamda oturulduğu zaman şimdiki çocukların durumu diye başlayan şikâyetlere hepimiz şahit oluyoruz. Ailelerin elinde yanlış eğitim sebebiyle yitip giden çocukları görüyoruz. Bunların anneleri yalnızca çalışan kadınlardan oluşmuyor. Hatta kendi çevremden yola çıkarak söyleyebilirim ki çoğunun annesi çalışmayan kadınlar maalesef. Annelerin eğitimsiz olması, tek meşguliyetinin yemek, çamaşır, temizlik olması, hem annenin hem çocukların teknoloji bağımlı olması ve daha pek çok sebepten dolayı çocuklar elimizden kayıp gidiyor. Çalışan annelerden çocuğunu güzel yetiştiren ve yetiştirmeyenler olduğu gibi yine çalışmayan annelerin de iyi ve kötü yetiştirilen çocukları olduğunu görüyoruz. Her durumun da binlerce örneği mevcut. Bu sebeple diyebiliriz ki çocuk eğitiminin temeli kadının çalışıp çalışmamasından önce ailenin bilinçli olup olmamasına bağlıdır. -Toplumdaki her sorunun kadının çalışmasına bağlanması- Modern dünyada yaşanan ahlâkî çöküş muhtemelen çoğumuzun kabul ettiği bir hakikattir. Bu çöküşün sebebinin kadının bozulması (tesettür, çalışma hayatı, mahremiyet vs.) çözümün de yine kadınının değişmesi olduğunu savunan zihniyet de yine muhtemelen hepimizin duyduğu sloganik bir düşünce biçimidir. Malik bin Nebi’nin Doğu toplumlarına has olarak yaptığı tespiti yine kendisini haklı çıkarmaktadır: Problemi de kurtuluşu da tek sebebe bağlamak. Tabii ki de bu da sebeplerden birisi olarak kabul edilebilir fakat dijitalleşmeyi, zamanla birlikte değişen toplumun sosyolojik yapısını, kadın erkek fark etmeksizin hepimizi saran dünyevileşme hastalığını, insana dair olguları bir kenara atarak sorunu teke indirmek bizi doğru bir analizden ve çözümden uzaklaştıracaktır. -Çalışmayan kadının kraliçe, çalışan kadının modern köle kabul edilmesi- Bazı coşkulu sohbet ve vaazlarda çalışmayan kadın evinin kraliçesi olarak anlatılır. Kulağa hoş gelse de vakıanın her zaman öyle olmadığını, bu coğrafyada özellikle bizden önceki kuşaklardaki kadınların hayatının değil kraliçe sıradan insan kadar bile değerinin olmadığını anneanne, babaannelerimizin anlattığı hayat hikâyelerinden hepimiz dinlemişizdir. Modern köle addedilen kadınların tasviri yapılırken patronunu memnun etmek için çırpınan, evdeki kocasına bir bardak su getirmeyip patronuna sabahtan akşama kadar hizmet eden bir kadın profili çizilmektedir. Örneğini verirken bile hayâ etmemiz gereken bir durumu ne yazık ki sürekli resmediyoruz. Müslüman kadının çalışmasından bahsederken bize bu kadar uzak bir hayat tarzını ısıtıp ısıtıp dile getirmek yerine daha gerçekçi bir şekilde konuşmamız gerekmektedir. Çalışma hayatının sadece erkek patrona hizmet edildiği bir dünya olmadığını sanırım artık hepimizin kabul etmesi gerekiyor. Buraya kadar olan kısımda kadının çalışmasına olumsuz yaklaşanların öne sürdüğü gerekçelerden birkaç tanesine kısaca değindik. (Sadece bu kadar değil elbette başka gerekçeler de var ama zaten uzun olan yazıyı daha fazla uzatmamak için bu kadarı ile iktifa edelim.) Şimdi de kadının çalışmasını mutlaklaştıran zihin yapısına kısaca bakalım. -Kendi ayakları üzerinde durma mevzusu- Kadının çalışması gerektiğini savunanların ilk argümanı olan bu cümleye hepimiz aşinayız. Arkadaşlar emin olun çalışmayan kadınlar da amuda kalkmıyorlar onlar da kendi ayakları üzerinde duruyorlar. Neyse kast edilenin kendi paranı kazanmak, başkasından para almamak olduğunu biliyoruz elbette ama bir kadın babasından, eşinden para aldığı zaman bu durum o kişi için utanılacak bir şey olmuyor, aile olmanın doğal bir sonucu meydan geliyor. Eşinden, babasından maddi destek görmeyen kadınları inkâr edemeyiz, onun da bu toplumun bir gerçeği olduğu hepimizin malumu fakat maddi problem yaşamayan ve çalışmayı istemeyen kadın da yine kendi ayakları üzerinde duran bir kadındır. -Özgürlük olarak kabul edilmesi- Kendi ayakları üzerinde durma yanında çalışan kadın özgür bir kadın olarak kabul ediliyor. Fakat şu da var ki ofis hayatından şikâyetçi, sabahtan akşama kadar çalıştığı için hayatı yaşayamadığından muzdarip olan pek çok kadının da çığlığını duyuyoruz. Aynı zamanda modern hayatın dayattıklarına kafa tutarak iş hayatından uzaklaşan, kendisine Afrika’nın bilmem ne bölgesinde kendisine yaşam alanı hazırlayan kadınları cesaretlerinden ötürü tezahüratlara boğuyoruz. İş hayatından istifa ederek evinde kendine bir dünya kuran ve bunu cafcaflı cümlelerle savunan kadınları alkışlarken çalışma hayatını hiç tercih etmeyerek evinde olmayı yeğleyen kadına ise burun kıvırıyoruz. Kendi iradesi ile çalışma hayatından çekilen kadın ne kadar özgür ruhlu ise yine kendi iradesi ile çalışma hayatına girmek istemeyen kadın da o derecede özgür ruhludur. Burada bir durup düşünmemiz neyi neden savunduğumuzu bilmemiz gerekiyor sanırım. Aynı zamanda özgürlük kelimesini sadece para kazanmak ile eşdeğer görüyorsak dünyaya çok sığ bir pencereden baktığımızı da ne yazık ki kabul etmek zorundayız. -Anneliği küçümseme ve basit görme- Çalışan kadının yeterince iyi anne olmadığını, fıtratından uzaklaştığını, kadının tek görevinin anne olduğunu savunan görüşünün karşı çizgisinde yer alan düşünce de anne olan kadını küçümseyerek yaptığı işi basit görmektir. Çocuğuyla ilgilenmek, çocuğu büyürken her anında yanında olmak ve bu ana şahit olmak bir anne için tüm dünyalara bedel olabilmektedir. Bir kadının bu hayatı tercih etmesi, anlam dünyasını sevdikleri ile birlikte vakit geçirerek inşa etmesi en doğal hakkıdır ve böyle bir hayatı seçtiği için eleştiri oklarına maruz kalmak zorunda değildir. -Kadının çalışması konusunda benim düşündüklerim- (Buraya kadar sanki kendi düşüncelerimi yazmıyormuşum gibi) Çalışmak demek yalnızca para kazanmak demek değildir. Bizim inancımıza göre çalışmak; çabalamak, hayırlı işler yapmak, faydalı işlerle meşgul olmak demektir. Çalışma kavramını sadece maddiyatı çağrıştıran dar anlamından uzaklaştırıp “hayırlı ve faydalı işler için çaba sarf etmek” olarak anlamamız gerekmektedir. Velev ki bize maddi bir kazanç getirmese bile. Benim zihin dünyamda çalışmanın tam karşılığı bu oluyor. Vakıf ve dernek gibi yerlerde eğitim ve hayır çalışmaları yapan bir kadın maddi bir kazanca sahip olmasa da çalışmanın en güzel şeklini icra ediyordur. Kendini geliştirmek için okuyan, dil öğrenen, hobilerine vakit ayıran bir kadından daha güzel çalışan kim vardır acaba? Çalışma alanına göre değişse de çalışmak psikolojik olarak da insana iyi gelen ve kişiyi yenileyen bir durum. İş hayatının çürüttüğü insanlar da var elbette ama çalışma hayatından memnun olan kişiler için özgüveni artıran, belli bir hedefe harekete etmeyi kolaylaştıran, işe yarama hissini veren bir yanı da var çalışmanın. Sadece para kazanma ve zorunluluk ile geçiştirilemeyecek bir konu artık çalışma hayatı. Ki buradaki kastım yine para kazanmak değil bir amaç uğruna kendine uğraşlar edinmek. Şu da kabul etmemiz gereken bir gerçek ki çalışma hayatında bulunmayan ve üstelik herhangi bir uğraşa sahip olmayan kadınların günleri de televizyon-ev işleri- boş dedikodu üçgeninde tüketilen bir ömre dönüşüyor. Önce kendini tüketen kadın sonra da eşini ve çocuklarını tüketmeye başlıyor. Özellikle bizim camiada kadının çalışmasına olumsuz yaklaşımın sebeplerinden birisi çalışma ortamları hakkındaki olumsuz durumlar oluyor. Fakat yaşadığımız çağdaki dijitalleşme ile birlikte evden yapılan iş sayısı hayli fazlalaştı. (En büyük hayalimdi ama yanlış bölüm kurbanı olduk sanırım. Neyse olsun yine hayalim olmaya devam ediyor.) Online diyetisyenlik, psikolojik danışmanlık, mimarlık, tercümanlık ve özellikle bilgisayar alanında yapılan işler hem evden çalışma imkânı sağlıyor hem de büyük bir konfor sağlıyor. Kadınların çalışmasının zaten uygun olmadığı pozisyonları öne sürmek yerine çalışma imkânlarının olduğu bölümleri öne çıkarmaya çalışmak daha sağlıklı olacaktır. Yine aynı konu ile bağlantılı olarak kadınların çalışması konusu açıldığında kadının çalışamayacağı alanları, haramları, mekruhları sıralayıp sonrasında “elbette çalışabilir kadının çalışması haram değil” cümlesini araya sıkıştırmaktan vaz geçip çalışma imkânının olduğu ve buralarda ne gibi katkılarının olacağı üzerinde yoğunlaşılabilir. Erkeklerin de çalışmasının haram olduğu pek çok alan olmasına rağmen onlar için bu cümleleri kurmak söz konusu bile olmazken neden kadınların önce çalışamayacağı alanlar kol gibi sıralanıyor hâlâ anlamış değilim. Çalışma saatlerinin yoruculuğu hepimizin malumu ve şikâyetçi olduğu bir konu. Bu konuya düzenleme getirildiğinde birçok kadının hayatında olumlu değişimler olacaktır muhakkak. Kadın çalışmalı mı çalışmamalı mı tartışmamız sonuçlanmayacağına göre kadınların sosyal hayattaki rolünün istesek de istemesek de arttığını kabul ederek kadınların çalışma saatlerinin hem işine hem ailesine vakit ayıracak şekilde ayarlanması en elzem konulardan birisi. (Ki sadece kadınların değil erkeklerin çalışma saatlerinin bile insanca bir hâle getirilmesi gerekiyor ama bunun için kaç asır geçmesi gerekiyor bakalım.) Vel hâsıl kelam kadın çalışmalı mı çalışmamalı sorusunun tek bir cevabının olmadığını, bizim gibi düşünmeyen insanların da kendi tercihlerinin onlar için en doğrusu olduğunu, toplumsal değişim gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor artık. Allah’ın birliği dışında her konunun tartışmasının yapıldığı medeniyetimizde konu buraya geldiğinde tüm Müslümanların tek tip düşünmesini beklemek de beyhude bir bekleyiş olacaktır. Yine aynı şekilde kadının mutlak olarak çalışmasını beklemek, çalışmayan kadını cahillikle yaftalamak da kendini geliştiren ancak çalışma hayatını tercih etmeyen kadına yapılan en büyük haksızlıklar arasındadır. Fakat ne olursa olsun kadının kendi ilgi alanlarına göre bir uğraşının ve hedefinin olması hem kendisinin hem de yaşadığı toplumun yararına olacaktır. Buraya kadar okuma zahmetine katlanan (tabi böyle bir şey mümkün olduysa) veya yazıyı atlayıp direkt son paragrafa gelen siz güzide okuyucuların eklemek istediği olursa bundan sonrasını kendilerine bırakıyorum.
Kadın
İslamda Kadının Çalışması ve Sosyal GüvenliğiFaruk Beşer · Nun · 200924 okunma
··
1 +1'leme
·
1.469 Gösterim
7 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ne çağdışı fikirler yav benim kadınım tabiki çalışacak, hem de birkaç iş birden yapacak aşçılık yapcak (tam saatinde yemeğim önümde olacak), doktor olacak (ayaklarımın hijyeni ve sağlığı için her gece yıkayacak), öğretmen olacak (mahallede dönen dedikoduları anlatcak), geri kafalı olmaktan çıkmak lazım, lütfen insanların ne dediklerini umursamayın ben arkanızdayım 🌱🌱🌱
Rabia
Gönderi Sahibi
Yav ben de biliyorum da bilmeyen birisi şu yorumu okusa çıldıracak burda :)
Rabiiiiiişşş 💎 İncelemeyi görünce dedim ki Faruk Beşer az çok savunduğu açı belli bir adam acaba nasıl bir şey yazmışsın merak ettim. Eleştirel açıdan yazdığını görünce çok hoşuma gitti. Teze karşı yazılan bir antitez şeklinde olmuş. Sunduğun sebepler, mantıksız bulduğun şeyler cidden üzerinde önemle durulması gereken şeyler. Biliyorsun genelleme yapmak gibi olmasın erkekler (ve garip bir şekilde bir kısım kadınlar) kendi kıskançlıklarını, kendi istedikleri şeyleri, kendileri o an kadın kendilerine göre nasıl olsun istiyorlarsa öyle yorum yapan çok kişiye denk geldim. Âlim denilen adamlar olsun, cahili olsun. Ciddi bir şekilde etraflıca, Allah'tan ve Allah'ın bize de verdiği haklardan korkarak, kitap yazan ya da toplumda konuşan çok az kişi gördüm. Bu konular artık tartışılmaya bile gerek duyulmayan şeyler olmalı ama biz düzelemiyoruz. Hani şu da var, para kazanmak için çalışmak istediğimizi düşünen kesim çok garibime gidiyor. Belki zenginim, maddi durumum zaten iyi paraya ihtiyacım yok belki ya da evlenip koca parası da çok rahat yiyebilirim? (bu cümlenin çok saçma olması hakkında başka bir inceleme de yaz Rabiş) Mükemmel şeyler yapabiliriz, çocuklarınızı İslâm ahlakına göre yetiştirmenizde size yardımcı olabiliriz, yeni nesilleri öğretici olarak güzelleştirebiliriz. Bunu yaparken kocamızdan da çocuğumuzdan da feragat etmek zorunda değiliz. Niye kadın her dışarı adım attığında şeytanla iş birliği yapıp "acaba bugün hangi fitneyi işlesem" modunu düşünüyorsunuz. Belki gün içinde sizin yaptığınız şeylerden iyi bir şey yapıyordur. Bazı kadınlar bunu yapıyor. Allah'ım beni faydalı işe yarar kıl diyen kadınlar. Tek niyetleri (siz niyet okuyucu olsanız da) dünyaya güzel şeyler bırakmak olan kadınlar da var. Allah sayılarını artırsın. Çalışmaması da dert değil üstelik, evinde oturup kendi kendine tez de yazabilir, sabahtan akşama kadar keyfine göre de takılabilir. İçeriyi de dışarıyı da tam olarak göremiyorsunuz, bu dayatma niye? Üstün değiliz, ayrıcalıklı da değiliz. Normal nefes alan Allah'ın kullarıyız. Biraz farklı pencerelerden bakın, aynı düşünün demiyorum ama her şey sizin sandığınız gibi değil bunu düşünün. Niyet okumayın.
Rabia
Gönderi Sahibi
Canımsın Mihrim 💛
Allah razı olsun. Kadının çalışma hayatından tamamen el çektirilmesi iktisada ve cemiyete vurulan büyük bir darbe olur. Helal dairesinde çalışma imkânı sunulması gerekiyor. Sağlıkta, emniyette, maarifte vs. kadının yeri olmazsa olmaz. Ancak bütün bunlar İslâm devletinde yaşamadığımız için tesirsiz. Her saniye haramdan başka bir şey solumuyoruz. Kadının bilmem nerede çalışmasına hop oturup hop kalkmak yerine "neremiz düzgün ki" diyerek asıl olanın devlet teessüsü olduğunu bilmeliyiz. Öbür türlü kâfir düzenin sorunlarına İslâmî çözüm arayarak kendimizi ve inancımızı heder ederiz -ki şu zamanda bundan başka bir şey yapmıyoruz-. Allah bizi hidayete erdirsin.
Rabia
Gönderi Sahibi
Katkınız için teşekkür ederim. Siz daha farklı bir perspektiften bakarak yorum yapmışsınız ama ben biraz yanlış anlamış olabilirim. O dar sınırın içerisinde de olsa doğru yoldan ayrılmadan ömrümüzü tamamlamak nasip olsun inşallah.
Bir yandan sorumluluklarım ve hobilerim için koşuşturma içindeyim bir yandan da kendi içimde bu soruyla cebelleşiyorum. Uzun ve günümüz için nokta atışı bir yazı olmuş, emeğiniz için teşekkürler. :) (Anladığım kadarıyla şimdiye kadar olduğu gibi devam edeceğim. Durum neyi gerektiriyorsa ona hazırlıklı olmak için... :) )
Rabia
Gönderi Sahibi
Okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Daha da uzayacaktı da bu kadar kısalabildi ancak :) En güzelini yapıyorsunuz bence. Duruma hazırlıklı olmak. O aşamayı geçtikten sonra dilerseniz çalışma hayatını dilerseniz hobilerinize vakit ayırmayı seçersiniz ve en büyük özgürlük de birisine saplanıp kalmak yerine ikisine de sahip olup dilediğini tercih etmek sanırım ☘️