Puan vermedi·904 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Nisan 2024 03:54 #koaladankitaplarokumagrubu ile Nisan ayında Dünya Edebiyatı listenizden okuduğumuz Yamaç uzun ama kolay okunan bir eser.
Rusya'nın büyük şehirlerinden biri olan Petersburg'ta başlayıp daha sonra Malinovka isimli (çiftliğin bulunduğu) köyde devam eden yaklaşık 960 sayfa olmasına rağmen sade dili, ilginç ruhsal çözümlemeleri, karakterler arasındaki ilişkileri anlatmadaki başarısı nedeniyle hem ilgi çekici hem de son derece kolay okunan bir eser.
En başlarda şu notu almışım; karakter analizleri hem ruhsal hem fiziksel olarak çok detaylı. Hatta buna ilave olarak yer mekan doğa tasvirlerini de yazabilirim.
Ana karakter : Boris Pavlovic Rayski 35 yaşlarında sanatçı, güzel kadınlara, güzelliğe tutkulu.
Ivan Ivanoviç : Rayski'nin arkadaşı ve vurdumduymaz.
Sofia Nikolyevna : Genç ve dul bu kadına Rayski'nin ilgisi var.
Sofia'nın babası ve halaları da Petersburg bölümünün kahramanları, belli başlı karakterleri.
Eser'de romantizmi, felsefeyi, aşkı ama en belirgin ve en güçlü olarak tutkuyu hissediyor, okuyoruz, ki bu da daha çok kitabın ikinci bölümünde çiftlik günlerinde Rayski karakterinde ortaya çıkıyor.
Petersburg'ta Rayski'nin Sofia'ya ilgisi, sanat çalışmalarıyla geçen bu bölüm kitabın sonuna kadar sadece belleğimizde kalıyor ve oraya tekrar dönüş uzun süre olmuyor.
Rayski'den sonra en dikkat çekici ana karakter Malinovka'daki çiftliği yöneten büyükanne Tatyana Markovna'dır.
Büyükannesinden gelen çağrı mektubunun ardından Rayski çiftliğe gidiyor ve işte bundan sonra ruhsal fırtınalar, gizemli ilişkiler, kırsal yaşamın detaylarıyla birlikte tempo artıyor.
Rayski aslında kendine ait olan ama büyükannenin yönettiği çiftliğe gelince önce kuzenleri ile tanışıyor, iki kız kardeşin küçüğü Marfenka'yla tanışıyor ve kendini ölçüp biçip tarttıktan sonra yaşça kendisinden küçük olan Marfenka ile duygusal bir yakınlık kuramayacağına karar veriyor. Diğer kuzen Vera ise henüz ortada yoktur. Vera özgür bir ruha sahip gizemli davranışları olan güzel bir genç kızdır. Hep bir arayış içinde olan Rayski elbette sonuçta Vera'ya ilgi duyuyor, zamanla Vera onun için bir tutkuya dönüşüyor.
Aslında Rayski tutkularının esiri olan bir adam. Onun sevgisini,aşkının şiddetini anlayabilmek pek mümkün değil gibi. Bu konuyla ilgili bir alıntı yapacağım : " Dünyada güzellikten başka her şeye kayıtsız Rayski güzelliğe kölece tutkundu güzelliğin nerede bulunduğu hiç ilgilendirmezdi onu. Her çeşit çirkinliğe karşı ise kaba, hatta acımasızdı." syf.397
Ama sayfa 621'de de şöyle düşünüyor Rayski: " Tutku istiyordum arıyordum ama bilmiyorum şimdi bu tutku mudur ? İçimde tutkunun olup olmadığını anlamak için kaburgalarımın tam olmadıklarını, bir yerinde bir çıkık bulunup bulunmadığını anlamak istiyormuş gibi yokluyorum kendimi. Yüreğim hızlı çarpmıyor işte ! Tutkuya kapılacak bir yaradılışım yok anlaşılan !"
Bence Rayski bu düşüncelerinde yanılıyor, ömrünü bir tutku uğruna harcamaya hazır, güzelliğin peşinde, güzel kadınların ve onların portrelerini yapabilmenin peşinde.
Elbette romanın ilgi çekici olması için Vera'nın Rayski'ye değil de bir başkasına aşık olmuş olması gerekiyor Neredeyse son bölümlere kadar bu kişi bir bilinmez olarak kalıyor, ipucu olmaması adına ismini ve özelliklerini vermeden geçeceğim.
Çiftlik bölümünde çalışanlar hizmetçiler arabacılar, büyükannenin çok sevdiği yakın dostu ve birkaç karakter daha hikayeye arada dahil oluyorlar elbette ama Rayski, Vera ve büyükanne üçgeninde geçenler romanın mihenk taşı diyebiliriz. Tabii bu arada çiftliğin bulunduğu bölgenin yakınından geçen Volga Nehri, esere ismini veren Yamaç sık sık ön plana çıkıyor.
957 sayfalık bu romanda çok fazla tekrara düşüldüğü kanısındayım, benim gibi lafı uzattıkça uzatmış Gonçarov. Eserin final bölümü ben de bir tatmin duygusu yaratmadı, bu kitaba dair uzun uzun yazılmış önsöz ve sonsöz"ler merak edenler için daha fazla detay içeriyor. Benim kendime notlarım bunlar söz etmediğim karakterler olaylar var daha. Hepsi zaten not defterimde yazdığı için okumuş olanların bildiği, okuyacak olanların da öğreneceği varsayımıyla burada yer vermiyorum.
Kitap uzun olsa da akıcı, karakterlerin çoğu ilginç, 1869 yılında yazıldığına bakılırsa dönemin sosyal yaşamından da fikirler veriyor. Büyükanne Tatyana Markovna baskın ve güçlü, otoriter ama anlayışlı bir karakter yani diger Rus klasiklerinde karşılaştığımız tanıdık gelen ve Rus kadını tipinde.