·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Mayıs 2024 13:59 Kitabın başında üç tane Kuran ayeti var. Bunlar;
*Bir adam öldürdüler ve aralarında tartıştılar. (Bakara, 72)
*Körle gören bir olmaz.(Fatır, 19)
*Doğu da Batı da Allah'ındır. (Bakara, 115)
Kitabın özeti gibiler.
Kitap bir ölünün ağzından başladığı için acaba kandan dolayı mı adı, Benim Adım Kırmızı diye merak ettim ama okudukça kitabın bir cinayet kitabı olmadığını anladığım için kitapta en çok geçen "nakkaş" kelimesine baktım. Minyatür sanatını yapan kişilere nakkaş denirmiş. (Kitapta bolca minyatür resmi betimleniyor. Okurken keşke bunların resimlerini de ekleseymiş diye çok geçirdim içimden) Minyatürün anlamına baktım. Çok ince işlenmiş, küçük boyutlu, kendine has boyama tekniği olan geleneksel bir resim sanatı imiş ve Latince "kırmızı ile boyamak" anlamına gelen "miniare" kelimesinden türetilmiş. Böylece kitabın ismi daha güzel geldi bana.
O kadar çok kişi var ki kitapta kısaca özetlemek mümkün değil. Yine de dönemin padişahının Batı'ya gönderme olsun diye yaptırmak istediği bir kitap var. Ama bu kitabı ilerlemeleri takip ettiğini göstermek adına Frenk usülünce yaptırmak istiyor. Tabi o dönemde Batı tarzında resim yapmak Allah'a şirk koşmak anlamına geldiği için padişah kimse duymadan yapılsın istiyor. Bunun için Batı'yı ve Batı tarzda resimleri görmüş olan Enişte Efendi'den yardım istiyor ve ona iyi para veriyor. Her devirde olduğu gibi o devirde de sanatçılar az para kazandığı için Enişte Efendi iyi nakkaşlardan Zeytin, Leylek ve Kelebek ve tezhip ustası Zarif ile anlaşıyor.
Kitapla ilgili Batı tarzında yapılıyor, Allah'a şirk koşuluyor iddiası çıkınca kitabı yapanlardan biri öldürülüyor. Okuduğumuz kitap, onun katilini ararken bir yandan da padişahın istediği kitabı bitirebilmek için Enişte Efendi'nin, yeğeni Kara'yı Tebriz'den getirtmesiyle devam ediyor. Kara Enişte Efendi'nin kızı Şekure'ye aşık. Bu aşkından dolayı 12yıl önce evlerinden kovulmuş. Şekure'nin kocası savaşa gidip 4 yıldır gelmemiş. İki çocuğu var: Orhan ve Şevket. O çocuklarına iyi babalık yapacak bir koca arıyor. Bu nedenle Kara'yı izlemeye başlıyor. Bir de kaynı Hasan var, Şekure'ye aşık. Gerçi kitapta Şekure o kadar güzel anlatılıyor ki onu görüp de aşık olmayan yok.
Kitabın bitmesine son bir resim kala katil öldürdüğü arkadaşının son resimde şirk koşuluyor günaha giriyoruz laflarından dolayı yaptıkları şeyi merak ediyor. Enişte Efendi'nin yanına gidip sadece son resmi görmek istediği söylüyor ama sonra aralarında anlaşmazlık çıkıyor ve ona herşeyi anlatıp hiç aklında yokken Enişte Efendi'yi de öldürüp son resmi de alıp kaçıyor.
Ölümler devam edince padişah derhal katilin bulunmasını istiyor. Katil nakkaşların içinden olduğu için Kara başnakkaş üstat Osman ile aramaya başlıyor. {Kara katili bulmak istiyor çünkü Şekure babasının katilini bulmadan onunla evlenmeyeceğini söylüyor. Üstat Osman ise nakkaşhanenin adını temizlemek adına katil olan nakkaşı bulmak istiyor.} Kitapta buraları çok merakla okuyoruz çünkü Orhan Pamuk o kadar ustaca yazmış ki tamam bu katil diyorsun sonra olamaz diyorsun. Ben son ana kadar tahmin edemedim. Daha doğrusu herkes olabilirdi olmayabilirdi de. En sonunda katil bulunuyor. Öldürülüyor. Kara katille boğuşurken omzuna ve burnuna darbe alıyor. Kara istediğine kavuşuyor ama aldığı darbelerden dolayı sakat diye anıldığı için tam anlamıyla mutlu olamıyor. Katili Şekure'nin kaynı Hasan Şekure'yi kaçırmalarına yardım ettiğini düşündüğü için, çünkü elinde kendi hançeri var, öldürüyor. Tabi ki katili söylemeyeceğim bence siz de okumalısınız:)
Bu arada nakkaşlar resimleri nasıl bilmiyorlar onlar çizmiyor mu derseniz, onlar sayfalara sadece Enişte Efendi'nin anlattığı şeyleri kendi tarzlarında çiziyorlar. Resmin bütününü kimse görmüyor. Ama Enişte Efendi resmin bütününü bildiği için resme perspektif kattırıyor. Böylece resim Batı tarzında olmuş oluyor.
Kitapla ilgili en büyük eleştirim bazı müstehcen kelimelerin tüm çıplaklığıyla yazılması olur. Kafamda Bir Tuhaflık kitabında da vardı aynı durum. Üstü kapalı anlatmıyor olduğu gibi anlatıyor. Bu beni rahatsız ediyor. Ama anlatılan hikayeler, insanların duygu geçişleri çok güzeldi.