Suçlu Kim?, klasik Rus edebiyatının başyapıtlarından birisi sayılmakta olup aynı zamanda saf anlamda ilk "toplumsal" romanı olarak değerlendirilmektedir. Dostoyevski'nin kitaplarını değerlendirmesinden tanıdığımız eleştirmen Belinski'de, romanı çağdaş Rus yaşamını toplumsal ve psikolojik açıdan ele alması bakımından önemli bulmuştur.
Romanda karşımıza birbirinden farklı yapılarda aileler çıkıyor. Her bir ailenin birbirinin hayatında önemli bir rolü var. Bütün ailelerin nasıl bir toplumsal-sosyal konumda olduğunu, dinamiklerini, ilişkilerini detaylı bir şekilde okuyoruz. Tüm bunları Herzen o kadar güzel bir şekilde okuyucu sıkmadan ama hiçbir önemli detayı da anlatmadan aktarıyor ki; edebi açıdan doyarken bir yandan da okuru kendisiyle birlikte düşündürüyor. Kitap ana hatlarıyla aşk, evlilik, aile, ilişkiler üzerinde dursa da alt metniyle aslında okuru düşündürme amacı edindiğini düşünüyorum. Tüm bu ana temaları anlatırken arka planda Rusya'daki toplumsal sınıfları çok iyi ve çok açık bir şekilde ele alıp, eleştirerek acı gerçekleri resmediyor. Toprak sahibi zenginlerin hem ahlaki hem ekonomik yönden ciddi bir şekilde eleştirdiği için Çarlık Rusya sansürüne uğramıştır. Zengin toprak sahiplerinin alt sosyaoekonomik sınıfın üstündeki hem maddi hem manevi üstünlüğünü tüm netliğiyle anlatmaktadır. Ve geçen uzun yıllara rağmen çoğu şeyin değişmediğini hala günümüz toplumunun en büyük sorunlarından biri olmaya devam ediyor.
Yazar romanını yazarken kendine has bir üslup oluşturmuş. Özellikle de eleştirme üslubunda bunu çok daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz. Suçlu Kim kendisinin yayımlanmış ilk romanı. 1841 yılında sürgünde yazmaya başladığı romanı epey geç bir şekilde Moskova'da bitirmiş. 1847 yılında kitap halinde basılarak yayımlanmıştır. Aslında kitabın bu kadar uzun sürmesi okuduğunuz zaman oldukça iyi anlıyorsunuz. Ciddi bir gözlem, değerlendirme isteyen konulara değinilmiş. Birbirinden farklı hayatlar o kadar güzel tüm hatlarıyla ele alınmış ki, aklınızda soru işareti kalan gerçekten böyle mi diyeceğiniz bir nokta kalmıyor. Toplumsal hayata bir ayna görevi görmüş adeta. Hatta İngiliz felsefeci Isaiah Berlin roman için "1840'ların düşünsel mayalanmasında ciddi bir rol oynadı. Toplumsal ve ahlaki anlamda önemli bir yapıttır ve Herzen'in kişiliğinin de mükemmel bir ifadesidir" sözlerini demiştir.
Romanın konusu genel anlamda; her şeyden uzakta sadece kendi hayatlarını düşünen toprak beylerini işlerken bir yandan da mutluluğu arayan genç bir çift üzerinden Rus toplumunun çok iyi bir izlenimini sunarken ahlaki açıdan da yolundan gitmeyen ilişkilerdeki asıl suçlu kim onu aramaktadır...Toplumcu gerçekçi roman okumak, asıl suçlu kim bulmak isteyenlere kesinlikle tavsiye edebileceğim alanında yazılmış en iyi kitaplardan biri. Ben kitabı sevgili İpek Dadakçı'da görüp almıştım ve kendisinin önerileri her zamanki gibi harika. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.