Öykü kitaplarını okumayı çok seviyorum. Samimi , içten kurgusal anlatımı olunca ve her öykünün sonunu kendiniz belirleyince , her öyküde bir parça buluyorsunuz. "Yoz" eseri de öykülerden oluşmuş bir eser .
İlk önce kitap ismi dikkatimi çekti . Verimsiz , hoşa gitmeyen bir anlamı var . Öyküdeki karakterlerin bazıları gerçekten halk diliyle yozlaşma tabirine uyuyor. Kendini geliştirememiş , cahil kalıp kendine göre doğruları doğrultusunda ilerleyen , hak hukuk bilmeyip insanları sömüren tutum sergiliyorlar . Tabi yazarın bu kısımda " Bir yeryüzü, iki mabet . Gören ve görmeyen . Anlayan ve henüz anlamamış olan . Utanan ve hiç utanmazcasına yaşayan . " sözü doğrular nitelikte.
Masalsı anlatımı bulamayacağınız gerçekçi hayatın, insanların yaşayıp başına gelen olayları öylüleştirmek istemiş yazarımız . Birinci kısımda özellikle köyde ki insanların hayatını örnek almış, konuşmalar ve üslup doğal cümleler ile harmanlanmış. Şive ya da kullanılan kelimeler doğallıktan yana olması gerçek hayatı ustaca yansıtmış .
Tabi kimsenin hakkı kimsede kalmaz , eden ettiğini bulur , diyen dediğini işitir hesabı , hak yolunu buluyor her zaman er ya da geç .
Öykülerin sonu tam bitmez burada sizin vicdanınıza kalmış iyi bitsin , kötü bitsin , hakkı olan hakkını alsın ....
#alinti
" Ötelerde uzanan bir toprak parçası var. Sizi orada bekliyor olacağım. "
Yazarın son cümlesinde dediği gibi bu eser de sizi birçok hayat bekliyor . Sessiz çığlıklar, haykırışlar , umutsuzluk ya da bir umut yolculuğu . Bu yolculuğa #yoz ile çıkmanızı unutulmaya yüz tutmuş doğru bildiklerimizi bulacağımıza inanıyorum. Öyküler sizleri bekliyor olacak.
YozHasan Kavak