Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 29 Mayıs 2024 09:20 Aytmatov'un bozkır tasvirlerini o kadar seviyorum ki kendimi bahsi geçen mekanlarda at üstünde dört nala giderken hissetmeme neden oluyor. Bu yüzden şimdiye kadar okuduğum kitaplarında sevmediğim tek bir tane bile yok.
Bu kitap da Orta Asya'nın bozkırlarında savaşın enkazlarında hayatta kalmaya çalışan bir annenin yaşadıklarını buğday tarlasında toprağa anlatması konu ediliyor. Tolgonay ananın yaşadıkları bana Yu Hua'nın "Yaşamak" adlı kitabını hatırlattı. "Toprak Ana" II. Dünya Savaşı yıllarını, "Yaşamak" ise 60'yıllarda geçen Kültür Devrimi zamanını anlatır. Her iki zaman dilimi de dönem insanına türlü sıkıntı ve cefa getirmiştir. İnsanlar aç kalmış, sevdiklerini yitirmiş ancak bunu ne için yaşadıklarına bir anlam verememiştir. Kimin için katlanmışlardır bunca acıya? Bu soruya cevap arayarak belki birçokları hayatını yitirmiştir. Bu sebeple Tolgonay ana ile Fugui sevdiklerinin akıbeti konusunda aynı kaderi paylaşan iki insan.
Tolgonay ana da tıpkı Toprak Ana gibi büyümüş büyütmüş ve sonunda bağrına taş basmak zorunda kalmış güçlü bir karakter. Hayat kendisine ve sevdiklerine türlü sıkıntılar verse de ayakta kalmayı başarabilmiş biri. Pes etmemek gerektiğini bu da gelir bu da geçer ağlama misali kendisine bahşedilen ömrü yaşamak mecburiyetinde kalmıştır. Hayatına kim girdi ise onunla yaşamış onunla defalarca ölmüştür.
Kısa ama öz bir okumaydı. Başta da söylediğim gibi Aytmatov kitapları hiç pişman etmiyor beni.