alıntıyı toplam 12 kez okumuşumdur ve her seferinde farklı duygular hissettirdi bana. yaşadığım şeyleri anlamaya devam etsem mutluluk halim kalıcı olmuyor. ama anlama dürtümden vazgeçmek de mutluluğun bedelini ödememe sebep oluyor. peki öylece mutlu olmanın ne anlamı olurdu ki?
acaba yaşanan bunca sorgulamayı anlamaktan vazgeçmek midir en iyi yol? yoksa dostoyevski'nin dediği "her şeyi fazlasıyla anlamak gerçek bir hastalıktır" alıntısındaki gibi ruhen hasta birisi miyim ben de? kafamda deli sorular...
Bertrand Russel 'in mutlu olma sanatı adlı kitabını önerebilirim . Durumun pek de böyle olmadığını düşünüyorum. Cahillik mutluluktur durumu her zaman geçerli mi emin değilim . Yaşadığım şeyleri anlamaktan vazgeçtiğimde içinde bulunduğum durum bilinçli bir mutluluk hali olmaktan öte sarhoş olmaya benziyor sanki.