Her ne kadar "Türk Edebiyatı’nın Gamlı Prensesi", Tezer Özlü olsa da, bence Didem Madak da edebiyatımızın gamlı prenseslerinden, inci tanelerinden.
Annesizliğinden şair yaratabilmiş, cümleleriyle kalplere dokunabilen nadir kişiliklerden. Kendisini Pollyanna’ya Son Mektup şiiriyle Furkan Özdemir’in seslendirmesiyle dört yıl kadar önce tanımıştım. Ve daha dinler dinlemez, “bunlar nasıl cümleler, nasıl betimlemeler?” demiştim. Bu şiirini defalarca dinledim ama kendisini detaylı olarak tanıyabilmek ve diğer şiirlerine de göz atabilmek şimdiye nasip oldu.
Kitaptaki şiirlerini ikişer kez okudum, zaman zaman da açıp okurum gibi geliyor. Benim için Didem Madak çok özel biri, kadın şair olarak edebiyatta yerini bulabilmiş olması (ki bu kısım tartışılabilir), işlediği temalar onu özel kılıyor nazarımda. Şiirlerini ve kendisini tanımlayabilecek bir kelime bulamıyorum, ancak “tatlı” diyebilirim sanırım. Tanışmayanlar varsa, lütfen tanışınız.
Buraya da kendisinin minnoş sesiyle röportajını bırakıyorum.
youtu.be/LGpbjWpNams?si=...