Puan vermedi·390 syf.····Okunma: 30 Mayıs 2024 15:12 》Dostoyevski okumak... Bile bile üzmek, kırmak kendini. Karamsarlığın, acının, hüznün içine dalma çabası, depresyon uçurumu kenarında gezme cesareti. Gayet aklı başında, gayet bilinçli olarak yapmak bunu. Çünkü sizi çağırıyorsa, okumak zorundasınız onu...
》Ezilenler... Yazarın okuduğum 5.kitabı. Her okuduğum kitabına en güzeli buydu diyorum. Ama bence hala karar veremedim.
》Yazarın sürgünden döndükten sonra yazdığı ilk eseri bu. Tam da ismiyle uyumlu; ezenlerin ve ezilenlerin olduğu, öyle masallardaki gibi iyilerin kazanmadığı bir kitap.
》Bir tarafta, geçimini yazarlıkla sağlamaya çalışan, aşkın bir anlamda özveri olduğuna inanan Vanya. Yazarın kendisiydi. Onun hayatından da izler taşıyordu. Fedakarlık, dostluk, sadakat ve iyi niyetin temsilcisiydi adeta. Kitapta gerçek aşka sahip olan oydu.
Diğer tarafta yeni bir dünya kurmayı amaçlarken elindekileri de kaybeden, imkansızın peşinde koşan ve ailesini çok üzen Nataşa. Onun aşkının hastalıklı hali oldukça sinir bozucuydu. Sevmek kesinlikle onun yaptığı şey değil... Bir aşk hikayesi okuyacağımı düşünürken kitaba biri dahil oldu.
》Yoksulluk içinde bir ömür süren, annesini kaybeden ve her yaptığı ile yürekleri yakan Nelly. Bir yerden sonra onunla ilgili acı gerçekleri öğrenmeye başlayınca kitapta beni en derinden etkileyen karakter oldu.
》Bunların yanında iki karakter var ki, okurken sizi sinir krizine sokabilir. Gözünü para hırsı bürüyen, hırsları için iki gencin geleceğini karartan, entrika ve ayak oyunlarını kendine meslek edinen tehlikeli bir prens ve onun ayakları üzerinde duramayan, iradesiz, kararsızlık içinde kıvranan şıpsevdi oğlu Alyoşa. İkisinin yaptıkları da akıl alır şeyler değildi.
》Namusuyla, dürüstlüğüyle yaşayan, yoksulluklarına rağmen büyük hayaller kurmayı bırakmayan fakir insanlarla, kendinden başka kimseyi düşünmeyen, bencil ve çıkarcı zengin insanların hayatlarının kesişmesini, zenginlerin ezdiği fakirlerin hayatlarının tepetaklak oluşunu anlatan bir kitaptı.
》Aile bağlarının, dostluğun, merhametin, fedakarlığın, affetmenin önemini, sevginin gücünün neleri değiştirebileceğini göstermiş bize yazar. Bunu yaparken anlatımı öyle kuvvetli ki, hikayenin içine girmemeniz mümkün değil. Özellikle karakter analizleri her kitabında olduğu gibi çok başarılı. O şeytan gibi kötü karakterlerde bile kendinize ait bir şeyler bulabiliyorsanız, bu da kanıtı zaten.
》Yüzyıllar da geçse, hep ezenler, ezmeye çalışanlar ve ezilenler olacak. Keşke insan olduğumuzu unutmayıp sevgiden, merhametten, dostluktan bu kadar uzak olmasaydık... Ve evet Cemal Süreya doğru söylüyor: "Dostoyevski'yi okudum. O gün bugün huzurum yok."