Beş öyküden oluşan ve hep (?) ölümle sonuçlanan öykü kitabı. İkinci öyküden sonra artık diğerlerinin de ölümle biteceğini anlıyorsunuz.
Ay Işığı Sokağı: Kitaba da ismini veren öykü. Yabancı bir ülkeye gelen denizciyi ve meyhanede karşılaştığı eski eşlerin ilginç hikayesini bizlere aktarıyor. Sonunu hiç beğenmedim çünkü kadının yok yere öldürülme olasılığı ile bitiyor. Öldürüldü mü? Öldürülmedi mi? Bizim hayal gücümüze bırakılmış sanırım.
Leporella: Bir insanın, başka bir insanı Tanrısı, efendisi olarak görüp komut beklemesi, her anlamda hizmet etmeye çalışması. Crescenz yani takma adıyla Leporella yabani büyümesi sebebiyle kendisine ilk ilgi gösteren kişiyi, içinde gömülü olan duygu kırıntılarını yavaş yavaş açığa çıkararak, neredeysen Tanrısı olarak görüyor. Okurken ürküttü biraz. Kitapta da en az beğendiğim hatta hiç beğenmediğim bir öykü diyebilirim.
Nişan: Bir askerin düşman topraklarında tek başına kalması sonucu hayatta kalmaya çalışmasını anlatıyor. Etkileyici bir öyküydü çünkü çok gerçekçi bir konu ele alınmış.
Leman Gölü Kıyısında Olay: Çar için savaşmış Rus askerinin kendisini yabancı bir ülkede bulmasını konu alıyor. Savaş için dağılan aileler, biten hayatlar...
"Adam, kendisine armağan edilen pantolonu, nereyi ve ceketi özenle sahile bırakmış ve geldiği sulara yeniden dalmıştı. Olayla ilgili bir tutanak hazırlandı, ancak yabancının soyadı bilinmediği için, mezarının başına ucuzundan bir tahta haç konuldu; adı bilinmeyenlerin mezarlarına konuldu; isimsiz yazgıların üzerinde yer alan, Avrupamızı şimdi baştan başa kaplayan o küçük haçlardan biri.
Avare: Yirmi bir yaşında hâlâ lise sıralarında oturan bir öğrencinin buhranını ele alıyor.