·597 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mayıs 2024 16:05 Başlarını ve sonunu bir çırpıda okuduğum bir kitap oldu. Çünkü Kitap, başlangıçta Osmanlı'nın son zamanları, 2. Abdülhamit'in ölümü ile başlıyor. Bu sebeple bize çok tanıdık, çok yakın geliyor. Özellikle Savaş ve Atatürk'ün mücadelesi ile ilgili kısımları pürdikkat okumama sebep olmuştur.
Ama bu kitabı özellikle şunun için iyi ki okumuşum diyorum. O da şu ki; bu zamana kadar çocukluğumuzdan kendi okuduğum roman/tarihi kitap/belgesel ya da her neyse hepsinde Milli Mücadelenin ve Devrimlerin, yenilik ve mutluluk verdiği, bu devrimlerin neticesinde mutlu son ile the end olduğunu okudum. Ama saltanatın kaldırılmasını hiç bir Saraylı tarafından düşünmedim, okumayı/okutulmayı bırakın düşünmek bile gelmedi aklıma. Yani saltanatı kaldırdık haberi geldiğinde bizi 600 yıldır yöneten Sultanlarımızın/kızlarının/damatlarının/gelinlerin/cariyelerin/haremağalarının ve diğerlerinin ne hissettiği, şimdi ne olacağı endişelerini düşünme ve okuma fırsatı verdi.
Mesela bir anda Sürgün kararı veriliyor ve daha önce hiç yurtdışına çıkmamış Saray halkı artık Türkiye'yi terketmek zorunda kalıyor. Hislerini, korkularını, umutlarını ve düşüncelerinizi düşünsenize ! Ben bunu daha önce neden hiç tahhayyül edememişim ki bir de empati yeteneğim yüksektir zannederdim. Halkın gözünden Atatürk ve ,hiç de vatan haini olmayan ama 600yıldır tahta oldukları için Saraylı olan, Sarayın gözünden Atatürk...
İşte bu kitap ufkumu açtıysa bu sebepledir.
Onun dışında, Beyrut'ta geçenler, Fransa'da geçenler bence fazlasıyla kurgu ve hayal ürünü içeriyor.
Sonuna gelince, yine de sonunu bilsem de (wikipediden ailenin hayatını okuduğum için) gözyaşlarımı tutamadım. Zeynel Ağa, sen neler çekmişsin hele. Gözlerimde canlandı o zayıf, cılız ve kırışık yaşlı ve yaslı halin. Hiç bir insan bu kadar çok sevdiği bir kişinin mezarını eşmemeli.
Bence okuyun, sevmediğiniz kısımları olacaktır, çünkü uzun bir kitap. Ama gerekirse hızlıca atlayarak okuyun oraları, yine de bırakmayın derim ben.