Puan vermedi·88 syf.····Okunma: 04 Haziran 2024 12:36 Murakami’nin okuduğum ilk kitabıydı. Gerçekten çok akıcı bir kitaptı. Anlattığı hikayeyi soluksuz okuduğumu belirtebilirim. Başlarda imkansız gibi düşündüm 17 gün uykusuz kalmayı. Bu cümle ile gerçek bir durumun anlatılmadığını düşündüm. Ancak kitabı okudukça ne ile karşı karşıya kaldığımı idrak etmeye başladım. Öncelikle kitapta bilinmezlikler hakim. Örneğin uyku problemi çeken karakterimizin gördüğü kabusun ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Çok detaylıca anlatılmış bu kabus. Üstüne sıkı sıkı oturmuş siyah bir kıyafet giyen, yüzü çökük, yüzünde ifade olmayan bir adam ve bu adam karakterimizin ayaklarına su döküyor ve çoğu kabusta olduğu gibi karakterimiz de bağırmak istiyor, hareket etmek istiyor ama edemiyor. Zaten ne oluyorsa bu kabustan sonra oluyor. 17 gün uykusuz kalıyor karakterimiz ve kendisini normalde olmadığı kadar dinç hissediyor. Daha iyi odaklandığını düşünüyor hatta bir noktadan sonra hiç uyumaya ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Aslında eskiden severek çok yaptığı kitap okuma eylemini uzun süredir yapmadığını fark ediyor ve sürekli kitap okumak istiyor. Bu noktalarda karakter varoluşsal bir sorgulama içerisindedir diye düşündüm. Çünkü gerçekten bir şeyleri severek yaptığını, o an ne ile meşgulse sadece ona odaklandığını, anı yaşadığını fark ediyor ve kitap bu şekilde ilerliyor. Ancak sonu hiç beklemediğim bir noktada bitti. Belki de Murakami’nin tarzı böyledir. Hiç beklenmeyen bir anda aniden kitaplarını sonlandırıyordur bilemiyorum. İran filmleri misali. Kitabın sonunda arabayı sarsanların yüzlerinden bahsetmiyordu. O an çok panik bir haldeydi çünkü karakter. Eli ayağına dolaşmıştı, arabası çalışmıyordu. Belki de ölüm vaktiydi karakterin. Ben uyuyamamaya başladığı zaman gördüğü kabus gibi bir kabus gördüğünü ve bu şekilde artık uyumaya başlayacağını düşünmüştüm. Yani başladığı gibi sonlanacağını. Ancak hiçbir açıklama yapılmadan aniden bitiyor kitap. Sonunu bu şekilde açık bırakarak belki de okuyucunun kendince belli bir son yaratmasını istemiş olabilir Murakami. Kitabın içindeki görselleri de ayrıyeten çok beğendim. İlk bakışta bazısında anlamlı hiçbir şey göremesem de yavaşça bazı çizgiler gözümde daha anlamlı hale gelmeye başladı.