İnsomnia hastası olduğunu düşündüğüm bir karakterin başından geçiyor hikaye. Ama tek sıkıntı uyumamasına rağmen hiç halsizlik veya yorgunluk belirtisi de göstermiyor bu karakterimiz. Karakterimizin eşi diş hekimi ve birde erkek çocukları var. Ana karakter birgün uykusundan karabasan diye tabir edeceğimiz varlık tarafından uyandırılıyor ve sonrasında daha da uyuyamıyor bunun yerine geceleri brendy içip Anna Karenina okuyor. Sonrasında Honda city arabasıyla şehir turu atıyor ve tekrar sabah kimse uyanmadan evine dönüyor. Bu sırada tabiki ne oğlunun ne de eşinin bunlardan haberi olmuyor. Hikaye güzel evet kendini okutturuyor fakat bir sonuca varmıyor. Kitabın bitince "Eee yani?" diyip düşünüyorsunuz yazar burada ne anlatmak istemiş diye. Giriş var gelişme var ama sonuç bölümü eksik kalmış o yüzden bu kitaba puanım 7/10.
(Başlık hakkında: Taklit yerine parodi kelimesini tercih edecektim lakin uykunun hiç de gülünç olmadığı aksine gayet ciddi bir mesele olduğu kanaatine vardım.)
Kitaba gelecek olursak: Kısa. Etkileyici. Ölümvari.
Kolay okunuyor doğru ama üzerine düşününce kolay sindirilmiyor. Kitabın belki de ölüm korkusunu işlediği gerçeğiyle karşı karşıya kalmış olmam bunun büyük nedeni.
Ölüm ve uyku arasında ezelden beri benzerlikler olduğu konuşulur. İkisinde de gözlerimiz kapalı diye mi? Gülünç, hayır elbette. Tamamıyla "bilinç" ile ilgili bir durum bu bence. Biliçsizlik belki de. Uykuda da ölümde de ipler bizim elimizde değil çünkü. Peki buna nasıl direnilir? Ölümden uyumayarak kaçabilir mi bir insan ya da uykusuzluk bir insanı daha dinç, daha genç kılar mı kitaptaki karakterimiz gibi?
Karakterin; yaşlanmaya karşı bir direnç gösterdiği, kocasının görünüşüne olan tavrından ve annesi gibi görünmek istemediğinden dolayı bedenine çok dikkat ettiğini söylemesinden anlaşılabilir. Hatta ve hatta çocuğuna karşı tavrı da bu yöndedir. Büyüyünce onu eskisi kadar sevemeyeceğini bile itiraf eder. (Bunun çocuğun kocasına benzemesi ve büyüdüğünde onun da kendisine karşı kocası gibi tavır takınacağını düşündüğünden olduğunu söylese de ben böyle ele alacağım olayı.) Yaşlılığa direnç bir nevi ölüme karşı geliş değil midir o halde?
Karakter, gündelik yaşamın benzerlik döngüsünde sıkışmış, bir günün diğerinden farklı olmadığı bir hayat yaşarken, gördüğü karabasanın etkisiyle bilinçdışı bir farkındalığa erişir. Şunun farkına varır o an diyebiliriz: "Eğer bu şekilde yaşayıp gidersem, benim yaşamımın anlamı ne olacak..."
Kitap, başlarda uykusuzluğu karşısında şaşkın fakat bu uykusuzluk durumunu bir o kadar da değerlendiren bir karakter çizer. Zamanla karakterin içsel sorgulamalarına şahitlik
Yine çerezlik güzel bir kitapla karşınızdayım. Hemen bir çırpıda okunacak bir kitap kadının rüya gördüğü yeri okurken aşırı gerildim açıkçası. Okurken kadının yalnız olduğunu etrafında birileri varken bile yalnız olduğunu 'Ben o şekilde hissettim' bir kişi bile iyi misin? Diye sormamaları benim moralimi bozdu resmen kadını anlayan soran olmadığını burda ben iliklerime kadar hissettim. Sonu belirsiz ve ucu açık bitti ama sanırım yazar zaten çoğu kitabında öyle yapıyor.
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Haruki Murakami'nin akıcı dili ve okuyucuyu içine çeken anlatımı var fakat hikaye bir sona bağlanmamış. Uyku ve ölüm hissi güzel tasvir edilmiş insanı düşündüren kafa karışıklıklarını içinde barındırıyor. Hikayenin bir yere bağlanması gerekiyordu sonrasının hayal edilemeyecek bir noktada bırakıldı. Bir de hikayeye diğer muhatapları tarafından nasıl bakıldığına çok az yer verilmiş. Okuma keyfi ve akıcılığı yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi
Bu yazarın ilk kez bir kitabını okudum. Açıkçası anlatım ve sürükleyiciliği güzeldi. Başucu kitabı olarak okunabilir. Ama sonrası için bir tık üzüldüm. Çünkü tam merak ettiğim yerde “eee ne olmuş” dedim. Meğer bu yazarımız böyle bitiriyormuş…. Anlatımı ve sürükleyiciliğinden dolayı başka kitaplarını da okuyacağımı düşünüyorum…
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı her kitabının sonu bu şekilde mi bitiyor bilemiyorum ama umarım böyle değildir, diğer kitaplarınıda okumak istiyorum. Kitabın sonunda -eee sonraa dedirtiyor.
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Tam bir seyahat kitabı.
Normal şartlarda 1.30 saatte bitirebileceğiniz, üslubu diğer romanlarına göre daha yumuşak ve anlaşılır.
Söz konusu kişi Haruki Murakami ise o kitabı her okumada farklı bir şekilde keşfedeceğimiz, farklı anlamlar çıkartacağımız kesindir. Ama bunu ilk defa bu kadar yoğun hissediyorum, bir şey daha var diyorum; anlamam gereken bir şey daha var. İkinci kez seve seve okuyacağım bir kitaptır.
"Uyku" neydi, ne işine yarıyordu, ne faydası vardı, günde kaç saat uyuyordu gibi sorgulaması yeniden başlayan yaşamı, çevresindeki bazı şeylerin yeniden farkına varması, kendini keşfetmesi ve eskiye özlemi ortaya çıkmaktadır. Öğrendiği yeni bilgiler hayatını değişik sekillerde etkilemektedir. Aldığı kararların sonuçları ise farklı şekilde ortaya çıkmaktadır.
Huzur dolu okumalar.
Bir saat boyunca elinizden bırakamayacağınız bir kitap arıyorsanız, kesinlikle tavsiye ederim. Yazar, uykusuzluk halini o kadar etkileyici anlatmış ki; kısa olmasına rağmen iz bırakıyor. Şimdiden iyi okumalar ve huzurlu uykular dilerim :) Allah kimseyi böylesi bir uykusuzlukla sınamasın; yaşayanlar bu duyguyu derinden hissedecektir.
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Haruki Murakami’nin uyuyamama hastalığı olan bir kadının uykusuz geçen yaşamından bölümler anlattığı hüzünlü kısa bir öyküsü...
Monoton bir hayat, gündelik zamanın her anında bizlerin de yaptığı gibi mutad iştigaller...
17 güne yakın bir zaman hiç uyuyamama ve bu uykusuzluk sonunda gördüğü bir kabusla hayatının yeniden şekillenmesi...
Daha çok kitap okuyarak, daha çok düşünerek zamanı kovalaması...
Murakami, bu hikayesiyle aslında bir kadının ruhsal dünyasına da uzanıyor. Kadınları anlamak, onların dünyasında tekdüze bir hayatın nasıl hezeyena sürüklediği, bu hisleri çözmeyi amaçlamıştır.
İnsanın zamanın içinde boğulduğu anlarda, kendine bile açıklamada güçlük çektiği düşünce ve duygularla nasıl mücadele ettiğini çok güzel ve bir o kadar duygusal ifade eden yarım kalan bir hikâye tadında öykü.
Düşünce çemberinde boğulan, monoton bir hayatın girdabında olan ve yarım kalan şeyleri sevenler mutlaka okumasını tavsiye ediyorum.
Bittiğinde üzüleceksiniz, ama üzülmeyin.
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,727 okunma
Murakami'nin '' hayatta olmanın gerçekliğini hissedebilmek '' meselesi üzerinden hafıza,uyku,zaman üçgeninde dolaşan bu kısa anlatısı, ''Zaman geçiyor ve tükeniyorsun ama sevdiğin bir şeyi gerçekten ne kadar içtenlikle ve kendini vererek yapıyorsun ? diye sorgulatıyor.
1949 yılında dünyaya geldi, 1975'te Tokyo'daki Vaseda Üniversitesi'nden mezun oldu. 1986-1995 yılları arasında Avrupa ve ABD'de yaşadı. Yazarın ilk ve Gunzou Edebiyat Ödülü'nü alan romanı "Kaze no oto vo kike"dir (1979). Onu "Hitsuci vo meguru Bohken" (1982) isimli romanı izledi. Yazar bu eseriyle Yeni Yazarlar Noma Edebiyat Ödülü'nü aldı. Ardından "Sekai no ovari to hahdo bohrudo" (1985) geldi ve bu kitap da yazara Tanizaki Ödülü'nü kazandırdı. Ama ona asıl ününü kazandıran 16 dile çevrilen "İmkânsızın Şarkısı" (1987) oldu. 1995'te yayımlanan "Zemberekkuşu'nun Güncesi"yle 1996 yılında Yomiuri Edebiyat Ödülü'nü de kazanan Murakami, daha sonra baştan çıkarıcı bir aşk hikâyesi olan "Supuhtoniku no Koibito"yu (2001) yazdı. Yazar ayrıca, "Zoh no şohşitsu" (1993) ve "Kami no Kodomotaçi-va mina adoru" (2002) adı altında öykülerini de kitaplaştırmıştır. Japonya'nın XX. yüzyıldaki en büyük edebiyatçılarından biri olarak kabul edilmesine rağmen, Amerikan kültürünün etkisi altında kaldığı ve aşırı Batıcı olduğu eleştirilerine maruz kalan yazarın edebiyat dışı tek kitabı "Andahguraundo"dur (2001). Murakami'nin son eserleri ise "Kokky no minami, taiyou no nişi" (2003) ve "Dansu dansu dansu"dur (2003).
Ödülleri :
- 1996 Yomiuri Edebiyat Ödülü ("Zemberekkuşu'nun Güncesi"yle
- 1985 Tanizaki Ödülü ("Sekai no ovari to hahdo bohrudo"yla)
- 1982 Yeni Yazarlar Noma Edebiyat Ödülü ("Hitsuci vo meguru Bohken"le)
- 1979 Gunzou Edebiyat Ödülü ("Kaze no oto vo kike"yle)