Adı:
Uyku
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050928143
Kitabın türü:
Çeviri:
Hüseyin Can Erkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Haruki Murakami’den tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, her okumada yeni keşifler vaat eden sarsıcı bir anlatı…

Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum…

Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim İçimden. Eğer bu şekilde ölüp gidersem, benim yaşamımın anlamı ne olacak?

Uykuları çalınmış bir kadının öyküsü…

Haruki Murakami’den tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, her okumada yeni keşifler vaat eden sarsıcı bir anlatı…

 
“Uykusuzluk”
Kitaba bu isim bu mâna daha çok yakışıyor...

Murakami ile tanışma kitabım...Ben dilini, anlatımını, detaylı betimlemelerini sevdim..

Gördüğü karabasandan sonra on yedi gündür uyuyamayan kadının hikayesi..Tam on yedi gündüz ve on yedi gece...
Bu kadın uyuyamadığı o süre zarfında kendini ailesini yaşamını sorguluyor aydınlanma yaşıyor.
Uyku ne büyük zaman kaybı oysa ama sağlığımızı da ona borçluyuz...

Kitapta sürekli üzerine düşülmüş bir konu var ; 3 sayfa da bir yazar gözümüze sokuyor Tolstoy’un Anna Karenina romanı... Okumayanlar için bilgilendirici bir özet niteliğinde olmuş.Kitaptaki baş karakter kadın bu romanı tam 3 kez bitiriyor bu uykusuzluk halinde.

Bende sanki kitap yarım kalmışlık hissi yarattı, bir anda bittiği için çok şaşırdım. Ben sonunda bunların hepsinin bir rüya olacağını var saydım. Aslında rüyasında uykusuzluk çeken bir kadının öyküsü gibi düşündüm. Öyle bağlasa bence basit ama böyle yarım kalmışlık hissinden daha tatmin ediciği olacağını düşünüyorum.

*Söylemeden geçemeyeceğim muhteşem bir baskı!!
Ciltli ve o sayfaların hepsi kuşe kağıda basılmış zevkle okunuyor :)
Keyifli okumalar diliyorum...
Bir nefeste okuduğum kitaplar beni hep farklı etkilemiştir. Bu kitapta böyle oldu. Uyku uyku! Kitabın ana konusu uyku sorunu olan ve uyuyamayıp hayatına geniş bir alan açan bir kadından bahsediyor Murakami. Bu alanın içinde bol bol kitap okuyor ve çikolatayla birlikte kurabiye yiyor. Tolstoy ve Anna Karenina kitaba damgasını vurmuş diyebilirim. Kitaptan ve yazardan çokça bahsediyor Murakami.

Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren sizi bir gizemin esir aldığını hissediyorsunuz. Başlarda gerçekleşen garip olayların ilerleyip daha farklı olacağını düşünmeniz belki sizi yanıltabilir. Kitap daha farklı yerlere doğru gidiyor. Çok enteresan ve gizemli biten bir final kafalarda soru işaret bırakmıyor değil. Ben açıkçası daha değişik bir son bekliyordum. Burada sanırım yazar nasıl bitireceğine karar verememiş ve gizemli bitmesini istemiş olabilir diye düşündüm. Belkide planladığı son böyleydi.

Ayrı bir olay ölümü ve yaşamı öyle hassas terazilere koymuş ki, bir an için bir felsefe kitabı okuduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama Murakami bunu hep yapmıyor mu zaten? Kitapta öyle cümleler var ki, açılımın oldukça uzun kelimelere gebe olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak nefis bir kitaptı. Dikkat sizi uykusuz bırakabilir :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.242 Oy)18.981 beğeni43.175 okunma2.974 alıntı182.039 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.670 Oy)13.359 beğeni34.378 okunma3.384 alıntı145.366 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.232 Oy)9.198 beğeni25.470 okunma1.779 alıntı117.943 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.510 Oy)8.792 beğeni28.560 okunma819 alıntı138.907 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.861 Oy)8.809 beğeni26.223 okunma2.640 alıntı114.053 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.536 Oy)9.040 beğeni25.233 okunma1.559 alıntı125.726 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.419 Oy)7.992 beğeni22.665 okunma826 alıntı89.208 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.009 Oy)5.699 beğeni16.625 okunma2.059 alıntı88.891 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.988 Oy)6.328 beğeni16.733 okunma2.870 alıntı85.677 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.633 Oy)5.737 beğeni19.583 okunma835 alıntı100.609 gösterim
Uyku..Benim için yemek yemekten daha güzel bir öğün.

Uzun zamandır inceleme yazmadığımı farkettim ve bu mini kitapla bunu kapatmak istedim peki neden bu kitabı seçtim?

Aslında sallantı da olan bir duygu girdabı içerisindeyim hayatımda yaşadığım şeylerden ve kendimden bıktıgım bir bunalım silsilesi.
Kitapla benzer duyguları yaşıyor gibiyim Ana karakter uyumamaktan muzdarip ben ise tam tersi ilginç :/

Haruki murakami ile bu kitap ile tanıştıgim için ayrı bir mutlu oldum. Çoğu okuyan hic bir sekilde uyuyamayan bir kadının hikayesini okuduğunu sanabilir. Olaya üstün körü bakmamak gerek aslında farklı bir boyut ile de kendini sevdiresi ve düşündüresi anlamlar var.

Kitapla kalın.
"Haruki Murakami" yazarının okuduğum ilk kitabı, böyle kalemi güçlü bir yazarla geç tanışdığım için üzüldüm, "Uyku" kitabının anlatımı resimli olması çok hoşuma gitti, bana çizgi roman okuyormuşum gibi geldi, bu kitabı bence okuma listenize ekleyin.
Murakami’den uyuyamayan bir kadının hikayesi.Mutlu,sıradan , her günü birbirinin aynı olan bir hayatı yaşayan bir kadın..
Bir gece gördüğü bir karabasanla uyanıp 17 gün boyunca uyuyamadan yaşadıklarını , ölüm ve uyku arasında ki kurduğu bağları gözler önüne sermiş yazar.
Kitabın arka kapağında ; Haruki Murakami’den tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, her okumada yeni keşifler vaat eden sarsıcı bir anlatı…diye bir cümle var ki kesinlikle doğru.
Kitabın sonuna geldiğinizde içinizde bir boşluk oluşuyor , sanki bir yerleri eksik okumuşsunuz da sonunu anlamlandıramamışsınız.Dönüp , dönüp tekrar okuyor ve bu sefer başka şeyler keşfediyorusunuz. Fakat sonu sizi bir türlü tatmin etmiyor. Sonu haricinde kitap tasarımı , çizimleri ve anlatımı her zaman ki gibi çok güzel..
Murakami'nin '' hayatta olmanın gerçekliğini hissedebilmek '' meselesi üzerinden hafıza,uyku,zaman üçgeninde dolaşan bu kısa anlatısı, ''Zaman geçiyor ve tükeniyorsun ama sevdiğin bir şeyi gerçekten ne kadar içtenlikle ve kendini vererek yapıyorsun ? diye sorgulatıyor.
Bu yazarın anlatım şeklini seviyorum. Hiç yormuyor, gayet akıcı, kelimeler zihnimde kayboluyor, kaybolurkende düşündürüyor. Bir kadın, gündelik rutinin arasında kaybolmuş, yıllarca bunun farkına varamamış. Üstelik çokta sağlıklı, güçlü, akıllı, eğitimli bir anne, eş. Her şey yolundayken uyku problemi ortaya çıkıyor. Uyuyamadiginda kendi varoluşunu, hayatını, ölümü sorgulamaya başlıyor. Uykunun bir nevi ölüm olduğunu düşünerek bu zamanı geri almaya çalışıyor çünkü ölümü sevmiyor, istemiyor. Yazar neden bir kadın kahraman seçti diye düşünmeden edemiyorum. Aslında bir toplumu, şekillendiren anneler, kadınlardır. Babada önemlidir fakat çocuk annede can bulur , doğar, anneyle şekillenir. Evlenir.
Kitabın sonu hiç beklemediğim bir anda geliyor. Keşke biraz daha yazsaydı diyorum. Böyle bitmeseydi keşke ve aklımda birçok soru cevapsız kalıyor. Belki de yazarın istediği de buydu.
Eşi diş hekimi olan bir ev hanımı.Uzun süre birbirinin aynı günlerinin rutinlerini hiç şikayetçi olmadığını durmadan vurgulayarak detaylıca anlatıyor.Mutlulukla,zorlukla da olsa geçen,kendine hatırlattıklarıyla,tahammül edilebilir hale getirdiği anılarıyla sıradan bir hayatı var.Konuşurken kendisini ikna edeceği cümleleri ,kesinliği bozan ifadelerle şüpheye düşüren ,umut ve hayal kırıklıklarını kalbine fark ettirmeden yaşamış bu iyimser,kalender ev hanımı, bir gece gördüğü karabasan ve ardından yaşadığı uyku bozuklukları sonrası, hayatın neresinde,kim,ne yapmakta olduğunu,nelerden vazgeçtiğini yeniden gözden geçiriyor.Sık sık aynada fiziksel varlığını incelemesi,unutulmuş birini uzun zaman sonra görüp de anımsayıp çıkaramama durumuna benziyor.Kendi kabuğuna sıkışmış sığ yaşamı sürdürürken,bir yandan da korunaklı hale getirdiği özü, bir zaman sonra kabuğunu kırıp varlığını ilan etmeye başlıyor.İstekleri,şartları,ısrarları olan biri değil,var olmak,'olmak' isteyen biri.Kişiliklerini,benliklerini,hayallerini yavaş yavaş,fark etmeden ve gönüllüce normal bir hayata feda etmiş bütün kadınların hatırlanmayı uman bir insan olma kimliği var.Bu konuyu uyku metaforu üzerinden hikayeleştiren,kısa sayılabilecek ama derinlemesine anlamlar taşıyan etkileyici bir kitap.
Bu kitabı okumadan önce 2 kere düşünün. Çünkü ya çok sevilip ya da hiç sevilmeyecek kitaplardan bu. Ortası yok. Sen hangisi oldun derseniz, ben çok sevenlerden oldum. Murakami’den okuduğum ilk kitaptı ve son da olmayacak. Hatta diğer kitaplarını okuduktan sonra dönüp Uyku’yu tekrar okumayı düşünüyorum. 1990’da yazılmış bir kitaba 2015’te kavuşmak da oldukça garip tabii, neden şimdiye kadar çevrilmemiş acaba?

İsmini öğrenemediğimiz uyuyamayan kadın, Tolstoy’un “birbirine benzeyen mutlu ailelerinin” birinde yaşıyor. Her şey olması gerektiği gibi. “Şikayet edecek bir şey yok.” Öyle ki bazen bu bile can sıkıcı olabiliyor. Her gün aynı “dikkat et” ve her gün aynı “merak etme” lafları. Birbirlerine söyledikleri sözlerin bile değişmediği bir hayata sahip eşiyle ve çocuğuyla. Günlüğüne baktığında bir günü diğer günden ayıramıyor. Sonra bir gün aniden uykudan uyanıyor ve bir daha uyuyamıyor. Eşlik ettiğimiz 17 gün boyunca bir kez bile uyumuyor karakterimiz. Ne eşi ne de çocuğu ondaki değişikliği fark etmiyor, çünkü hala günlük rutinlerini yerine getiriyor, her gün söylediği sözleri söylemeye devam ediyor. Aklının nerde olduğu ise kimsenin umrunda değil. Uyuyamadığı gecelerde eskiden çok sevip evlendiğinden beri yapmadığı şeyleri yapmaya başlıyor. Defalarca Anna Karenina’yı okuyor mesela, evlendiğinden beri eşi sevmediği için çikolata yememiş, çikolata ve kurabiye yemeye başlıyor, onları yeniden keşfediyor. Kendisi oluyor geceleri.

Birçok yerde karakterimizin ölümden korktuğundan bahsedilmiş. Bence ölümden değil yaşadığı o tekdüze hayatıyla ölüp gitmekten korkuyor o. Biraz kendi olduktan sonra ölmek artık çok da fark etmiyor, şimdisi onun çünkü.

Karakterimizin uykusuz gecelerle birlikte günden güne değişimine şahit oluyoruz. Kitap bittiğinde “o neydi şimdi?” diye kalakalıyoruz. Anlatı tarzına alışık olmayanlar için biraz tuhaf gelebilir. Benim defalarca okunacak kitaplarım arasına girdi bile :)

Son olarak size tavsiyem bu kitabı diyetteyken okumayın, zira fena halde çikolata, kurabiye yiyesiniz geliyor :D

hepsi ve çok daha fazlası için: http://biposetkitap.blogspot.com.tr/...mi-kitap-yorumu.html
17 gündür uyuyamayan romanın kahramanı kadın, cok monoton bir yaşamı olan biri. Sabah kalkıyor, kahvaltı hazırlıyor. Sonra öğle yemeğini. Her gün aynı saatte alışverişe çıkıyor. Arada sırada yüzmeye gidiyor, yarım saatligine. Bir gün bu monotonluk, bir saat gibi kurulu hayatı gece gördüğü kabus sonunda değişir. Kabus sonunda artık uyuyamiyordur. 17 gün olmuştur uyuyamayali ancak kötü etkileri olması gerekirken aksine bu uykusuzluğun iyi etkilerini görür. Daha çok kitap okuyor, daha uzun yüzüyor...
...
Haruki Murakami'nin okuduğum ikinci kitabı. Heralde Murakami belli bir son cizmeyi sevmiyor kitaplarına. Fırçayi okura vermeyi seviyor.
..
Sürükleyici bir kitap olan Uyku sonlara doğru felsefi bir kitaba çevriliyor. Kadın uyuyamamasindan dolayi sürekli kitap okuyor, tüm gece bundan önce yapmadığı yada ihmal ettiği şeylerle ilgileniyor, algilarinin arttığını sanki bu zamana kadar yaşadığı hayatın sahte olduğuna kani geliyor ve artık 17 günün sonunda gerçek gercekligin farkına varıyor.
Elinize alıp bir çırpıda bitireceğiniz ve okurken de sıkılmayacağınız bir kitap. Ama açıkçası kitabın son sayfasını kapattığımda "bu da neydi şimdi" hissine kapıldım. Sanki kitabın giriş kısmını yazmışlar da gelişme ve sonuç eksik kalmış gibi... Belki anlatı tarzına çok da alışkın olmayışımdandır bu yadırgayışım, ama pek sevmedim, sevemedim...
Çikolata almadan kitap bitti :))
Ilk defa bu yazarı okuyorum...
Beğendim ya da beğenmedim diyemem bu yazara saygısızlık olur. Şöyle okurlar arasında bir söz vardır. "Bir yazarı anlamak için en az üç kitabını okumak gerek" diye duydum. Yazarın bir diğer kitabı olan "Karanlıktan Sonra" da var onu da okuyacam bakalim artık.
Naçizane okuma tecrübelerime dayanaraktan kitapta eksiklikler var.

Ya aslında kitaplarda sonucu görmeye alıştığımız için bu kitap yarım kalmış gibi. 17 gündür uyumayan biri normal bir insandan daha sağlıklı olması. Uyku ihtiyacının hiç bir şekilde karşılamamadi. Ilginçti aslında
Işin komik tarafı kitap uyumayan kadını anlatırken benim çok fazla uykum geldi arada şekerleme yaptım :))
Öyle çok bir gizemi yoktu bence...
Okumaya bir türlü fırsat bulamadığım "ANNA KARENINA" kitabını okuma hissi tekrar uyandı bende...
Kitabın baskısı çok iyiydi gerçekten.
"Kim ölümü gerçekten tecrübe edebilmiş ki? Hiç kimse. Ölümü tecrübe edenler çoktan öldüler.
Hiç kimse bendeki değişikliğin farkında değildi. Benim hiç uyuyamadığımın, durmaksızın kitap okuduğumun, aklımın gerçeklikten yüzlerce yıl, on binlerce kilometre uzakta bir yerde olduğunun hiç kimse farkına varmadı.
Yaşarken gerçeklik hissi vermeyen bir yaşam ne kadar uzun sürerse sürsün, bir anlamı olmayacağı kanısındaydım. Artık, bunu kesin olarak anlayabiliyordum.
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Uyku
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050928143
Kitabın türü:
Çeviri:
Hüseyin Can Erkin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Haruki Murakami’den tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, her okumada yeni keşifler vaat eden sarsıcı bir anlatı…

Uyuyamıyorum. Tam on yedi gün oldu. On yedi gündüz ve on yedi gece. Çok uzun bir zaman. Artık uykunun nasıl bir şey olduğunu bile tam olarak anımsayamıyorum…

Gözlerimi kapatmayı denedim. Sonra uyumanın nasıl bir his olduğunu hatırlamaya çalıştım. Fakat orada yalnızca uykuya yer olmayan zifiri bir karanlık vardı. Bu, zihnimde ölümü çağrıştırdı. Ölecek miyim acaba, diye geçirdim İçimden. Eğer bu şekilde ölüp gidersem, benim yaşamımın anlamı ne olacak?

Uykuları çalınmış bir kadının öyküsü…

Haruki Murakami’den tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz, her okumada yeni keşifler vaat eden sarsıcı bir anlatı…

 

Kitabı okuyanlar 381 okur

  • Pelin KORKMAZ
  • Ceyda Azman
  • Emre Karaoğlu
  • magic
  • demirpehlivan
  • Selin Zengin
  • İsmail Hakkı Kocaoğlu
  • Gizem Akgün
  • Hamit Akan
  • Deva

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.1
14-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%42.3
35-44 Yaş
%21.2
45-54 Yaş
%2.9
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.7
Erkek
%26.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.6 (26)
9
%10.8 (17)
8
%21 (33)
7
%24.2 (38)
6
%14.6 (23)
5
%5.7 (9)
4
%3.2 (5)
3
%1.3 (2)
2
%1.9 (3)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları