Geri Bildirim
Adı:
Tuhaf Kütüphane
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
72
ISBN:
9786050938838
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Volkan Erdemir
Yayınevi:
Doğan Kitap
Haruki Murakami'den büyükler için yazılmış, masal tadında bir öykü…

Bir Osmanlı Vergi Tahsildarının Güncesi adlı kitabı elime aldım, okumaya başladım. Bu, Osmanlıca yazılmış zor bir kitaptı. Ne var ki tuhaf bir şekilde hiç güçlük çekmeden okuyabiliyordum. Kitabın sayfalarını çevirirken, Türk vergi tahsildarı İbn Armut Hasir olmuştum, belimde eğri bir pala, İstanbul'da vergi toplamaya çıkmıştım. Meyve ve tavuk, sigara ve kahve kokuları sokağa ağır ağır akan bir nehir gibi yayılmıştı. Hurma ve mandalina satan seyyar satıcılar yol kenarında yüksek sesle bağrışıyorlardı.

Yalnız bir çocuk, gizemli bir kız ve Koyun Adam… Acaba korkunç yaşlı adamın onları hapsettiği ürkünç kütüphaneden kaçmayı başarabilecekler mi? Haruki Murakami'den büyükler için yazılmış, masal tadında bir öykü… Neden bunlar benim başıma gelmek zorundaydı ki? Oysa tek yaptığım, kitap ödünç almak için kütüphaneye gelmekti. "O kadar da canını sıkma" dedi Koyun Adam, beni avutmak için."Baksana Koyun Adam" dedim. "Neden o yaşlı adam benim beynimi yemek istiyor ki?" "Bilgiyle dolu beyin çok lezzetli olur çünkü. Yumuşacıktır. Aynı zamanda böyle topak topaktır."
Aslında birkaç gündür Stephen King'in 30 sene önce kısa versiyonunu okuduğum ve bu hafta kesintisiz versiyonu çıkan Korku Ağı adlı kitabını okuyorum ve büyük keyif alıyorum; ama, artık, yaşım gereği mi bilmem, vampirler, korkutucu ölüm biçimlerinin olduğu kitapları okumak istemiyorum galiba. Benimkisi bir çeşit nostalji, gençliğimi yad etmek tabii ki, yani güzel fotoğraflar ve anılarla hatırlamak daha güzel ama, söz konusu olan edebiyat ve Stephen King benim için önemli, onu eski kitaplarıyla da olsa seviyorum, ve yeniden okumadan edemezdim Korku Ağı'nı...

Bugün, akşama doğru biraz bunaldım açıkçası. Kitabın negatif havasından, giderek korkutucu olan havasından uzaklaşmak istedim. Yeni kitaplarla dolu odamdaki küçük kitaplığım, yani bu siteden sevdiğim insanlardan gelen güzel yeni kitaplarla dolu raflarda arayıp buldum, aklımdaydı zaten, biraz da aradan çıkarsam mı diye düşünüyordum...

Murakami galiba en çok okuduğum yazarlardan birisi olmak üzere. Okuduğum bütün eserlerini çok sevdim. Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları ile tanışmıştım onunla ve ne harika bir tanışma olmuştu! Benim için en önemli kıstas olan karakter geliştirme, karakter yaratma özelliği Murakami'de son derece yalın, rahatça akan bir kıvrak dille ortaya konuyor. Tsukuru Tazaki kesinlikle en sevdiğim edebiyat karakterlerinden birisidir, yazarın diğer eserlerini okudukça yarattığı karakterlerin birbirine benzediğini görüyorum ancak bu negatif bir etki yaratmıyor kesinlikle, çünkü Murakami gerçekten anlatmayı çok iyi bilen ve ilgi çekici kılmakta hiç sıkıntı çekmeyen bir usta. Okumayan varsa, mutlaka denemeli.

Murakami'nin dünyasında paralel dünyaların misafiriyiz. Belki bütün karakterler tek bir karakterin farklı eserlerde anlatılan çoklu hikâyelerinin yansımalarıdır. Ne olursa olsun, Murakami deyince son derece doğal bir şekilde var olan garip, şaşılası dünyaların yan yanalığına şahit olmak normal. Bu dünyalarda kedilerin konuştuğunu ya da cinayet işlediğini, bir resimdeki ayrıntıdan yola çıkarak bir yaban koyununun peşine düşen insanları görmek, bilinmez ve harikalar ötesi bir ormanda yaşamaya başlamak mümkün. Ancak bunlar eserlerin gerçeklik duygusunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama sadece mekân olarak bozuyor, ama duygu olarak ister bu gerçek dünyada ister Murakami paralel evrenlerinden birinde olalım, hiç bir şey değişmiyor: herkes Murakami dünyasında, dünyalarında duygu ve his olarak komple bir bütünün içerisinde ve parçası olarak nefes almaya devam ediyor. Bana göre, bu, büyük bir meziyet bir yazar için.

Tuhaf Kütüphane, Murakami'nin paralel evrenlerinden birinde geçiyor. Bu sefer bir kütüphanedeyiz ve yaşımız küçük, ve sırf öylesine Osmanlı Devleti'nde vergi tahsilatı üzerine kitap var mı merak ediyoruz ve okumak istiyoruz. Bizimle ilgilenen yaşlı kütüphaneci oldukça asabi, itici birisi ama yardım ediyor ve bizi kütüphanenin aşağılarında bir yerlerde bir hücreye götürüyor. Orada bir Koyun Adam var ve yaşlı adamın emri üzerine en kısa sürede bize verilen 3 kitabı bitirmek zorundayız, çünkü sınav olacağız. Ancak Koyun Adamın bize söylediğine göre, sınavı geçsek bile kurtulmamız imkânsız, beynimizin yenmesinden kaçmamız mümkün değil.. evimize dönmek istiyoruz, acaba dönebilecek miyiz?

Kitap, yazarın hayâl gücünün zirvelerde dolaştığı bir eser, bu sefer yazarın paralel evreninde daha fazla zaman geçiriyoruz ve gerçek dünya bütün ağırlığıyla ve hüznüyle son sayfalara ve son paragrafa saklıyor kendini. Bu, aslında bir çeşit korku hikâyesi. Başımıza gelen olaylar değil, başımıza ne gelirse gelsin, ruh halimize ve duygularımıza verdiği hasarı anlatması anlamında bir korku kitabı. Bir kâbus mu? Bu dünyada ya da diğerinde, fark etmez, bir çocuk olan karakterimiz kıstırıldığı kapandan kurtulsa da kurtulmasa da boynuna geçirilmiş bir iple dolaşır gibi, herşey bir hayâlmiş, bir rüyaymış hissi vermeden, bize rahatlama konforunu sunmadan bitiyor kitap. Bu anlamda, ben Stephen King'in kitabındaki bu histen kurtulmaya çalışırken Murakami de aslında aynı şey yapmış oldu bana.

Bugün vampirlerle, kötü yaşlı adamlarla, saf temiz Koyun Adamlarla geçti. Her iki kitaptan yayılan karamsarlık ve kötülük hissi, çocuk dahi olsak bizi koruyacak kimsenin olmadığı hissi kitap yapraklarından yükseldi, odama yayıldı. Pencereleri açıp yazdım, ama hava fazla soğuk, geriye küçük odamda böyle oturup oflayıp puflamak ve bunalmak kaldı.
Yarıyıl tatilimin son haftasında farklı türlerde kitap okumak güzel bir duygu.Kitaplar her zaman terapi gibi gelir,bana.Özellikle de hiç sevmediğim tatillerde. :)

Kitaba gelince;her Kitap benim için farklı bir deneyim ve bu kitaptafarklı bir deneyim oldu,benim için.Bu kitabı İzmir'de Mavibahçe alışveriş merkezinde çay eşliğinde okudum.Resimleri ve konusuyla beni çeken bir kitap oldu.Yan masada oturan bir anne ile kızı otururken,kızın dikkatini çekti kitap ve onunla beraber okudum,bu kitabı.Spoi içerir.Tavsiye ederim.Keyifli okumalar. :)

Kitap içeriği hakkında; küçük bir çocuk,kütüphaneden ödünç aldığı kitapları geri vermek için kütüphaneye gider.Kitapları geri verdiğine dair onaylama işlemi yapıldıktan Sonra merak ettiği kitapları sorar.Görevli alt kata,depoya inmesini söyler.Çocuk yıllardır o kütüphaneye gitmesine rağmen böyle bir depo olduğunu duyunca şaşırır.Depoya indiğinde ise yaşlı adamla biraz sohbet ettikten Sonra,yaşlı adam konuyla ilgili üç kitap getirir ve çocuğu zindana atar.Çocugun zindan olabilmesinin tek bir yolu vardır.Kitplardan olacağı sözlüden geçmektir.Koyun Adam çok iyi biridir ve çocuğa yardımcı olur.Çocugun kaçması için yardımcı olur.Kitapları okurken yaşadıkları Ve evine döndüğü zaman yaşadıkları anlatılıyor.

Keyifli ve merak ettirici bir kitap.Nefes kesici idi,benim için.

Benzer kitaplar

Tuhaf kütüphane Murakami'nin en sürükleyici eserlerinden olmalı. Kısa ama etkili bir öykü. Kütüphanenin o ürkütücü soğuk duvarlarını teninizde hissedeceksiniz. Koyun adam, Kız ve çocuk etrafında geçen bu fantastik hikayeyi okumanız damağınızda güzel bir tat bırakacaktır. Biraz gerilim biraz macera. Buyrun.
Başlamamla bitirmem bir oldu.Değişik bir hayal ürünü. Yazarın başka kitaplarını da okumak gerek bir fikre varmak için herhalde kitap o karar kısaki
#kitapyorum

Haruki Murakami yine harika, bir solukta biten, biraz ürpertici bir kitap ortaya çıkarmış. Karanlık bir öyküye sahip kitabı, karanlık resimler ile birlikte iyice harmanlamış. 72 Sayfalık harika bir kitap sizleri bekliyor. Kesinlikle tavsiye ederim.
Tuhaf kütüphane,dışarıdan bakılınca sıradan görünüşlü bir kütüphanede geçen masalsı,acayip bir korku hikayesi.Kısa ama özet gibi durmayan derinlemesine,
duygu,düşünce ve mekanları bütün ayıntılarıyla gösteren bir içeriği var.Yaşananları beş duyuyla hissetmek mümkün.Korku ögesi sadece olaylara bağlı olarak ortaya çıkmış değil.Sanki kahramanın içinde var olan kaygı ve beklentileri doğrulamak için başına gelmiş,daha çok bir rüyanın -ya da kabusun- detaylı anlatılmış hali gibi.Ürkütücülüğünün dışında olayların psikolojik farkındalıklara kapı aralayan bir yönü de olduğunu düşünüyorum.
OKUDUM AMA HİÇ BİR ŞEY BİLMİYORUM :))
Yine bir Murakami bitti ve yine benim kafamda onyüzbinmilyon tane soru kaldı. Ama okuduklarım arasında en sürükleyici ve güzel kitabı diyebilirim. Tabi ki sayfa sayısının az olmasıyla doğru orantılı olabilir. :) Murakami okumaya bu kitapla başlanması gerektiğini düşünüyorum. Diğer kitaplarına karşı ön yargılı olmamak adına hiç değilse öyle olmalı.
Şahane. İlk kez Murakami'de gerilimli ve yine yaratıcı sürükleyici bu kez bir masal.. son derece kısa masal kitabı hoş ilistürasyonlarla süslenmiş. Sevdim. Bir çocuğun, Kütüphanede Osmanlı İmparatorluğu Vergi sistemini öğrenmek istemesiyle başlayan, koyun adam, sığırcık kuşuna dönüşen güzel kız, söğüt dalı sopası, tüylü kurtçuklar, bilgi dolu yumuşak beyin yemeyi seven çirkin yaşlı görevli)) kısa, fantastik bir masal. Murakami'ye devam.)
"Tuhaf kütüphane"2016 Doğan kitap yayınevinden çıkan 72 sayfalık bir kitap "Tuhaf kütüphane" kıtabının yazarı ünlü Japon yazar Haruki murakami .Haruki murakami'nin "Tuhaf kütüphane" adlı eseri 2008 yılında Japonya'da ilk baskısını yaptı . Maalesef 2016 yılında Türkiye'ye çevirildi . "Tuhaf kütüphane küçük bir çocuğun bir kitabı merak etmesi ve kitabın peşinden kütüphaneye gitmesiyle başlamıştı . Kitap gerçekten çok güzel. Okunmasını tavsiye ederim. Kitap okumak iyidir.
Kitap nasıl? Güzel mi? diye soranlar için adini tamamen "tuhaf" hak ettiğini söyleyebilirim. Nedeni ise; ne bir masal, ne bir gerçekliğe yakın ne de tamamen hayal gücü diyemem. Tuhaf bir şekilde hepsinden tuhaf ölçüde pay almış diyebilirim. Okurken aklıma hep bur bireyin fiziki gerçekliği ve düşsel gerçekliği ( Düşsel gerçeklik mi? O nedir? derseniz. Net bir şekilde diyebilirim ki bir bilim adamı einstein hakkında yorum yaparken " Bizim düş dediğimize o düşsel deney diyordu ve bir çok teorisini de bu düşsel deney ile oluştururdu" demesi sonucunda hayaletimizle oluşturduğumuz gerçekliğimize düşsel demek durumundayım.) Şimdi gelelim düşsel gerçeklik ve fiziki gerçeklik hakkında vereceğim örneğe bir köle düşünün tüm gün boyunca sahibinden zulüm gören bir köle ve düşsel dünyası sayesinde ayakta durabileceğini söz konusu yani eğer güçlü bir karakterse sahibinin yerine koyup kölesini azat ettiğini düşünür ya da zayıf bir karakter ise kölesine zulüm ettiğini düşünür. Işte insanlar bu dünyada düşsel gerçekliği ile ayakta durabilirler teorisini ortaya atabilirim ve herkes fiziki gerçekliğini karakterine göre bir tutam yahut koca bir dünya ile düşsel gerçeklik ekleyerek mutlu yaşayabilirler diyebilirim. Kitap ise bu fiziki gerçeklik ve düşsel gerçeklik atası sınırın bulaniklasmasi ve geçmiş anıların gelecek kaygısı ile birleşmesi arasındaydı. Son soyledigim cümle tuhaf mi oldu? Evet kitaptaki hikaye gibi tuhaf oldu:) Bunlar benim fikirlerim tabi genelleme yaptığımı söyleyebilirim.Keyifli okumalar...
Bir şey oldu mu hep kötü olanı , daha kötüsünü hayal ederdi. Kötü bir şeyler hayal etmediği zamanlarda ise oturup televizyon izlerdi; bu ikisinden birini yapardı işte hep.
Labirentlerin zor yanı, seçtiğin yolun doğru olup olmadığını, sonuna kadar gitmeden bilememendir.Sonuna kadar ilerleyip de yolu karıştırdığını anladığında, geri dönüp baştan başlamak çok '' geç '' olabilir.
Yatağa oturup başımı ellerimin arasına aldım. Neden bunlar benim başıma gelmek zorundaydı ki? Oysa tek yaptığım , kitap ödünç almak için kütüphaneye gelmekti.
"Sen önemli önemsiz hiç ayrım gözetmeden her şeyden şikâyet eden karakterde biri misin?"
"Dünya bir şekilde dönmeye devam eder" dedi yaşlı adam,kaşlarını çatarak "Herkes kendini düşünür Ve yaşamaya devam eder.Annen de öyledir,sıpınek kuşun da.Dünya bir şrkildedönmete devam eder.
Haruki Murakami
Sayfa 44 - Doğan Kitap Yayınları
"Sana gelince" diye beni işaret etti yaşlı adam, " seni köpeğe yem yapacağım. Canlı canlı , yavaş yavaş yedireceğim seni köpeğe. Çığlıklar ata ata Öleceksin. Ancak beynin bana ait. Kitapları tam okumadığın için pek yumuşak değildir ama benim için fark etmez . Beynini yudum yudum içeceğim
Koyun Adam 'ın kendi dünyası var. Benim kendi dünyam. senin sana ait bir dünyan var. Öyle değil mi ?
Öyle tabii.
Bu yüzden Koyun Adam'ın dünyasında benim var olmamam , benim var olmadığım anlamına gelmez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tuhaf Kütüphane
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
72
ISBN:
9786050938838
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Volkan Erdemir
Yayınevi:
Doğan Kitap
Haruki Murakami'den büyükler için yazılmış, masal tadında bir öykü…

Bir Osmanlı Vergi Tahsildarının Güncesi adlı kitabı elime aldım, okumaya başladım. Bu, Osmanlıca yazılmış zor bir kitaptı. Ne var ki tuhaf bir şekilde hiç güçlük çekmeden okuyabiliyordum. Kitabın sayfalarını çevirirken, Türk vergi tahsildarı İbn Armut Hasir olmuştum, belimde eğri bir pala, İstanbul'da vergi toplamaya çıkmıştım. Meyve ve tavuk, sigara ve kahve kokuları sokağa ağır ağır akan bir nehir gibi yayılmıştı. Hurma ve mandalina satan seyyar satıcılar yol kenarında yüksek sesle bağrışıyorlardı.

Yalnız bir çocuk, gizemli bir kız ve Koyun Adam… Acaba korkunç yaşlı adamın onları hapsettiği ürkünç kütüphaneden kaçmayı başarabilecekler mi? Haruki Murakami'den büyükler için yazılmış, masal tadında bir öykü… Neden bunlar benim başıma gelmek zorundaydı ki? Oysa tek yaptığım, kitap ödünç almak için kütüphaneye gelmekti. "O kadar da canını sıkma" dedi Koyun Adam, beni avutmak için."Baksana Koyun Adam" dedim. "Neden o yaşlı adam benim beynimi yemek istiyor ki?" "Bilgiyle dolu beyin çok lezzetli olur çünkü. Yumuşacıktır. Aynı zamanda böyle topak topaktır."

Kitabı okuyanlar 154 okur

  • Melek Işık
  • GAMZE KILINÇ
  • Esin Elif Durdağ
  • Rüfət Orucov
  • Bengisu Duru
  • HE
  • Fatih Kuzu
  • Nağlan
  • Altheda Beery
  • Hüseyin Sabuncu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%5.8
18-24 Yaş
%19.8
25-34 Yaş
%38.4
35-44 Yaş
%24.4
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.1
Erkek
%28.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.7 (14)
9
%9.3 (7)
8
%25.3 (19)
7
%25.3 (19)
6
%6.7 (5)
5
%6.7 (5)
4
%2.7 (2)
3
%5.3 (4)
2
%0
1
%0