İlk şiirini 11 yaşındayken bir şair. Normalde aşk üzerine şiirler yazan Nazım İstanbulumuz işgal edilince aşk şiirlerinin yerini vatanseverlik üzerine şiirlere bırakıyor. Bazı olaylar sebebiyeti ile kısa süreli cezaevinde yatıp çıkmıştır. Çok aktif bir şairdir. Yazıları,şiirleri dergilerde yayımlandığı gibi oyunları tiyatrolarda oynanır ama düşünceleri sebebi ile sürekli göz altına alınmıştır. Yaklaşık 17 yılı cezaevinde geçen bir şair... Bu yıllardan kalma hastalığı ile de en sonunda hayatı sona erer. Eh Nazımı bilip de Denizkızı Eftalya Hikâyesini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum Atatürkümüz ile arasında geçen mevzuu,ezberimdedir bu hikâye o derece.
Sağlığından önce yayımlanan ve sağlığında yayımlanan kısımlar olarak ayrılmaktadır. Üslubu oldukça akıcı ve yalındır. Neredeyse her konudan bahsedilerek üzerine yazılmış şiirler. Güzel şiirler,her biri insanın içinde duyguları canlandıran veyahutta ortaya çıkaran cinsten. Okuduğum zaman kaybı gibi hissettirmeyen aksine keyif alarak okuduğum bir şiir kitabı. Pişman etmez.
İyi ki bu ilk şiirlerindeki tarzda devam etmemiş. İlk şiirlerinde Tanzimat şairlerinin etkisi görülüyor. Hem şekil hem de içerik olarak. Nitekim o tarzda devam etseydi sıradan bir şair olarak kalırdı.
Açıkçası ilk şiirlerini okurken genelde sıkıldım. Bu belki de diğer şiirlerini, kalitesini bildiğim içindir.
İyi ki Mayakovski şiirleriyle tanışmış yoksa biz de onu tanıyamazdık.
İlk ŞiirlerNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20121,978 okunma
Nâzım Hikmet'i ne kadar sevdiğimi bilenleriniz vardır. Her kitabına övgüler dizerken bulabilirim kendimi fakat ne yazık ki İlk Şiirler bunlardan biri olmayacak. İyi ki bu şiirleri gelişmiş ve bizim Nâzım olmuş :)
Döneminin sanat anlayışını misliyle yansıtıyor. Türkçülük ve İslâm, şiirlerinde çok büyük bir yer kaplıyor. Onu sevmemizin nedeni olan fikirleriyle ise kitabın son sayfalarında karşılaşmış. Onlar da çok iyi sayılmaz ama baştaki şiirlere nazaran tabii ki iyi.
Kimsenin Nâzım Hikmet'le bu kitap vesilesiyle tanışmasını istemem. İyi/ustaca şiir okumak isteyen, klasik Nâzım Hikmet bekleyenlerin okumasını da önermem. Ama Nâzım Hikmet'in nasıl Nâzım Hikmet olduğunu görmek isterseniz okuyabilirsiniz.
Uzun bir aradan sonra inceleme yaptım, buraya kadar okuyanlara teşekkür ederim.
Kücücük, minicik bir inceleme gireyim şuraya çünkü uzun uzun yazılacak hiçbir şey yok...
İyi ki biçim ve içerik olarak bu tarzda devam etmemiş Nazım...
Evet şairin yaşını ve o dönemin şiir anlayışını göz önünde bulundurduğumuzda belki iyi şiirlerdir ama eğer bu tarzda yazmaya devam etseydi Nazım da tozlu sayfaların arasında hiç tanınamadan kaybolup gidecekti...
İlk ŞiirlerNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20121,978 okunma
Üstadın ilk yazdığı şiirlerin bulunduğu kitap. Kötü olması mümkün mü. :) Her cümlesi değerli.. Ama tabiki eski kelimeler biraz fazla. Ve o ilk acemiliği de hissedebilirsiniz. Ama güzeldi. :)
Kitabı tek kelimeyle anlatacak olsam bu kelime kesinlikle Farklı olurdu. Özellikle Nazım Hikmet severler okuduklarında daha net açıklayabilirler ama ben de gözüme takılanları kısaca açıklamaya çalışacağım. Öncelikle ilk şiirleri olması hasebiyle bir uslub arayışında olduğu çok belli, bilinen şiirlerinde görülen o serbestlikteki ahenkten ziyade vezinle yazma çabası göze batıyordu. Bil hassa üslubu eski Türkçe kelimeler barındırınca hayret ettim açıkcası.Hele İstanbul'un fethinin hicri yılını başlık yapması çok şaşırttı beni. Şiirlerinde bir çok şey denemiş ve özellike (açıklayacak başka kelime bulamadığım için bu kelimeyi kullanıyorum) komunizmden etkilenmeden önceki şiirleri iman vatan şehitlik gibi dini terimleri barındırması yönüyle bana Mehmet Akif'in etkisinde kaldığını düşündürdü. Sadece terimleri kullanması değil elbette, özellikle "Dağların Havası" şiiririni okurken bu kanıya vardım. Divan değildi tabii ki ama anlatı şeklindeydi tıpkı Mehmet Akif'in diyaloklarla sağladığı manzum anlatıları gibiydi. Bu yönüyle beni epey şaşırttı. Okumaya başladığım Nazım Hikmet ile okuduktan sonra kafamda oluşan Nazım Hikmet bambaşkaydı, buna şiirlerinde kendini gösteren iman inanç fedakarlık aşk hatta Mevlana'nın müridi olmak istemesi de eklenince gerçekten öyle çokta farklı bir yaşam sürmediğini düşündürttü. Daha iyi tanıdım Nazım Hikmeti. Gerçi anlatılan o çapkın Nazım'dan eser yok diyemeyiz küçük bir örnekle "Dört sevgilim var" şiirinde
"Birbirinden güzel dört sevgilim var
Fakat hâlâ gönül bilinmez neden
Evvel zamanki sevdayı arar?"
Mısralarında bana hep anlatıla gelen Piraye'yi düşündürttü. Hasılı Nazım okumak istiyorum ama öyle dillerde dolanan şiirlerinden başka farklılıklar barındırsın diyenler hiç durmadan başlasınlar. Keyifli okumalar
Bir insanın Nâzım Hikmet'i bu kitapla ve bu şiirlerle tanımaması gerekir, onunla böyle tanışmamalı, yoksa katiyen soğur, bu çok açık.
Şiirini, kalemini ideolojilerin emrine, hizmetine verdiği dönemler... önce ölçülü sonra serbest... önce Kurtuluş Savaşı çığlıkları, sonra Komünizm...
Neyse ki kendisiyle böyle tanışmadım, Nâzım'ın bu yönünü hiçbir zaman sevmedim. O da her genç gibi, her an öğrenmekte, etkilenmekte olan her genç gibi fikirlerin, ideolojilerin, grupların heveslisiydi. Şiirlerine bariz yansımış.
Lâkin şiirlerinin yine de bir kalitesi var, öyle alelâde değiller, ki böyle şiirlerden şu bildiğimiz ve pek sevdiğimiz şiirlere olan serüvenini görmüş olmak bana kitabın en büyük katkısıdır.
Bana kalırsa boş verin bu kitabı, ölümüne yakın dönem yazdığı şiirlerine kulak verin.
Nazim Hikmet, mavi gözlü dev şairimizin ilk şiirlerini onu çok sevenler mutlaka okumalı diye düşünüyorum.
Nazim Hikmet'in ilk şiirlerinde onun mevcut şiir düzeniyle yazıldığı şiirlerini göreceksiniz. Belli şiir ölçüleri kullanılmış, kafiye düzeni içinde ve sıradan şiirlermiş gibi geliyor insana. Tabi ki onu bilmeyenler için sıradan gelecektir.
Benim gibi Nazım Hikmet sevenlerin, onu aşk ile okuyanların; şiirlerinde bir çok gizli anlamı bulacağına eminim.
Şimdiden iyi okumalar...
Bu kitaptaki şiirlerin hemen hemen tamamı Nazım'ın hayattayken yayımlamadığı şiirlerden oluşuyor.
1913-1920 yılları arasında yazılmış bu şiirlerde savaş ve işgalin yarattığı etki çok yoğun yansıtılmış.
Şiirlerin hemen tamamı Türkçülük ve İslam mistisizmi etkisiyle kaleme alınmış. Eski şiirin şekil ve muhtevası olduğu gibi korunmuş bu şiirlerde.
Farklı fikirlerde, alışılmışın çok dışında bir Nazım var bu şiirlerde. Acemi bir şairin olgun olmayan ilk örnekleri de diyebiliriz bu şiirlere.
Külliyat ı tamamlamak adına okunabilecek bir kitap.
İlk ŞiirlerNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20121,978 okunma
Sayfaları her çevirişimde beni bekleyen belki de benim beklediğim şiirler var. Birçok şiir anlatıyor sizi,beni. Şiirler, güzelleştiriyor,süslüyor insanı. Eminim sizin de unutamayacağınız bir şiir sizi bekliyor.
Nâzım Hikmet Ran ya da Türkiye'den ayrıldıktan sonraki soyadı ile Nâzım Hikmet Borzecki (15 Ocak 1902; Selanik, Osmanlı İmparatorluğu - 3 Haziran 1963; Moskova, SSCB), Türk şair ve yazardır.
Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş ve eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin en önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmıştır ve dünyada 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir.
Komünist siyasi düşünceleri yüzünden defalarca tutuklanmış ve yetişkin yaşamının büyük bölümünü hapiste ya da sürgünde geçirmiş; Türkiye'de 11 ayrı davadan yargılanarak İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın süre hapis yatmıştır. 1951 yılında Türkiye'den ayrılması sonrasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılmış; bu karar ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009 tarihinde iptal edilmiştir.
1963 yılında Moskova'da kalp krizinden hayatını kaybetmiştir. Mezarı Moskova'dadır.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Nazim_Hikmet