Selam.. Haruki Murakami “Sputnik Sevgilim”.. Yazardan okuduğum bir önceki 1Q84’ten sonra, çok daha konforlu ve hızlı bir okuma yaptığım eseri, kendi perspektifimden iki bölümde değerlendirmek istiyorum. İlk yarı, okurun kendine yöneltmesi gereken bazı sorularla geliyor.
️Aşkın cinsiyeti olur mu?
️Ben homofobik miyim?
️Böyle bir aşkta taraflardan biri “seven ya da sevilen” olsaydım ne hissederdim?
Anlatıcı rolünü de üstlenen erkek karakterin, en yakın arkadaşı aynı zamanda aşık olduğu kadın “Sumire” karakteri, kendinden yaşça büyük bir başka kadın “Myu”ya ilk görüşte aşık olur. Karakterler klasik Murakami tasvirleri ile farklı formlarda yalnızdır. Hem erkek anlatıcı (bu arada genç bir ilkokul öğretmeni), hem de Sumire (yazar olmaya gönül vermiş, yazar aday adayı), aşık olunan kadın hakkında düşünür, konuşur. Yine yazarın özelliklerinden biri olarak “erotik düşler ve istekler de” betimlenir. Buraya kadar sevdin mi derseniz, homofobik değilim, tercihlere saygılıyım, lakin bir kadının başka bir kadına hissettiği aşkı okumak bana keyif veriyor da diyemem. Sumire’nin Myu’nun iş teklifini kabul edip, yanında çalışması ve birlikte yurtdışı seyahatine çıkmalarıyla metnin ilk yarısı tamamlanır.
Temel oluşturulmuş, taşlar yerine oturtulmuş, Murakami’nin akıl oyunları başlamıştır. Bu kısmı tamamlamadan Sputnik nedir diye merak edenler için; “Sputnik” Sovyetler Birliğinin 1957 yılında, uzaya gönderdiği ilk yapay uydunun adı. Rusçada Sputnik, İngilizcede “travelling companion” yani “Yol arkadaşı” manasında. Eserin yazım tarihi 1999, 1Q84 ise 2009, neden bu ayrıntıyı vermeye gerek duyduğuma geliyorum. Kitabın ikinci yarısı, adeta bir öncü 1Q84.
Başlangıç kabul ettiğim kısmın sonrası, yazarın imzası sayılan; post-modern, sürrealist bir kurguya evriliyor. İlk bölümde zeminlenmiş