Adı:
Sputnik Sevgilim
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935721
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Volkan Erdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Sen benim bir parçamsın...

Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok.

Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de. Japonya'dan bir Yunan adasına uzanan, üç kişiyi birbirine kenetleyen büyüleyici bir aşkın hikâyesi. Haruki Murakami'den düşlerinize sızacak bir roman...
224 syf.
·1 günde·6/10
- Ben bu kadına aşık oldum. Şüphe yok. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki kendimi korumam neredeyse olanaksız. Şimdi sahip olduğum her şey elimden çıkıp gidebilir. Ama artık dönüş yok. Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.

- Sumire, hayatının baharında, içi yazma arzusuyla dolu genç bir kız. Bu arzusuyla arasına hiçbir şey giremezdi. Tutkusunun yanında başka hiçbir yeteneği yoktu. Ne yön bulma, ne ev işi ne de başka bir beceriye sahip değil aksine; dağınık bir odası ve düzensiz hayatı olan bir kız. Bu güzel çağda aşık olacağı aklına gelir miydi hiç? Gelse de her şeyden vazgeçebilecek gücü var mı? Özellikle de yazma arzusundan..

- Öğretmen, ilkokul öğretmeni, oldukça bilgili, kültürlü, görmüş geçirmiş birisi ve hemen hemen her konuda bir fikre sahip. Aslında bu özelliği ona kazandıran şey öğrencileri de denebilir. 10 yaşında çocukların soracağı soruları hangimiz hayal edebiliriz ki? Onlarla başedebilmek için doğal olarak onlar gibi kıvrak düşünmek gerek. Bu öğretmenimizin bazı kötü özellikleri var. Sadece öğrencilerle değil velileriyle de aşırı ilgileniyor.. Ama ne olursa olsun aşkını kalbinde yaşatmaya devam ediyor. Ne yaman çelişki ama.

- Myu, 30'lu yaşlarının sonunda, güzel, alımlı ve çekici bir patroniçe(kitap öyle diyor :) Babasından miras kalan işleri başarılı bir şekilde yönetmeye ve bu uğurda seyyah gibi dolaşarak, ekmeğini taştan değil de uçak seferleriyle gittiği anlaşmalardan kazanan ablamız. Sayesinde kaliteli üzüm bağları nerede var öğreniyoruz bununla kalmayıp güzelinden şarap markalarını ve tadını damağımızda hissediyoruz.. Çok farklı ve gizli bir karakteri olan Myu geçmişini sır gibi saklıyor. Yaşadığı olay onda çok büyük travmalara sebep olmuş ve bunu kimseye anlatmamış. Biz öğreniyoruz.

- Simure "Sputnik Sevgilisi" ile karşılaştığında üniversiteyi bırakalı iki yıldan fazla olmuştu. Müzik zevkleri ortak olan sevgilisiyle kuzi in düşünde tanışacak ve bu çıkmaz aşka düşecekti. Bu uğurda, kendini elinden geldiğince fazla zorlayıp, sevgilisi uğruna en başta sigaradan vazgeçerek nelet yapabileceğini kanıtlamaya çalıştı. Onunla olmak ona ayrı bir haz ve mutluluk veriyordu. Dolaştıkları yerlerin güzelliğinden çok sevdiğine odaklanmış ve tam anlamıyla zilzurna aşık olmuştu. Gözü hiçbir şey görecek gibi değil. Tek arzusu yanyana olmak ama elbette o gün geldi ve hiç olmayacak şeyler oldu. Yazma arzusu tükenir gibi oldu, içine düştüğü ruhsal durumla kabuslar gördü. Her zaman yanında olup sohbet etmekten farklı keyif aldığı arkadaşına, mektuplar yazdı, telefon etti ve hep değerli olduğunu hissettirdi.

- Bir gün hiç beklenmedik bir şey oldu. Kahramanlarımızdan birisi kayboldu ve diğerleri deliye döndü resmen. İşler bundan sonrası karışık. Bu olaylar da bizim hemen yakınımızdaki Yunan adalarında oldu. İçimden gidip yardım etmek geldiyse de elimden bişey gelmedi. Kitabı okumaya devam etmek daha faydalı oldu.

- Kitabın en güzel yanı betimlemeleri. O anın duygusunu içimize işletecek güzel örneklerle pekiştirmiş yazar. Ama gelgelelim konuyu toparlamamış ve dağınık bırakmış. Kitabın başı farklı, ortası farklı, sonu farklı olaylar zinciriyle kurulu 3 halka var. Hepsinin konusu güzel ama ben bağlamakta zorlandım. Yazar neden böyle bir yola başvurmuş anlamış değilim.

- Murakami diliyle ve hikayenin özgünlüğüyle güzel bir eser ortaya çıkarmış ama bütünlüğü sağlayamamış bence. Yine de okunabilecek güzel bir eser.

- İncelememi okuyan herkese teşekkürler.
224 syf.
·8/10
Yazarın 1Q84 romanına başlamadan önce tarzına alışayım diye bir günde okuduğum romanı, çok garip ve keyifli bir yolculuğa çıkardı beni. Japonya’dan Avrupa’nın egzotik yerlerine, son olarak da Yunanistan’ın bir adasına. Bu yolculuk bana kendini arayan, kendi yaşamını tanımlamaya çalışan kişilerin hikayesi gibi geldi. Hepimizin hayatında anlamlandıramadığımız mistik olaylar olmuştur, rüyada garip görüntüler, birdenbire gelen tanmlanamayan hisler, ortama yabancılaşma gibi. Yazar bunlar gibi, durumu biraz büyüterek romana eklemiş, güzel de olmuş.

Roman akıcı dili ve mükemmel benzetmeleriyle edebi bir doyum veriyor bu da yazarın son zamanlardaki yükselişini açıklıyor, daha çok kitabını okuyacağımı hissediyorum.
224 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Selam.. Haruki Murakami “Sputnik Sevgilim”.. Yazardan okuduğum bir önceki 1Q84’ten sonra, çok daha konforlu ve hızlı bir okuma yaptığım eseri, kendi perspektifimden iki bölümde değerlendirmek istiyorum. İlk yarı, okurun kendine yöneltmesi gereken bazı sorularla geliyor.
️Aşkın cinsiyeti olur mu?
️Ben homofobik miyim?
️Böyle bir aşkta taraflardan biri “seven ya da sevilen” olsaydım ne hissederdim?
Anlatıcı rolünü de üstlenen erkek karakterin, en yakın arkadaşı aynı zamanda aşık olduğu kadın “Sumire” karakteri, kendinden yaşça büyük bir başka kadın “Myu”ya ilk görüşte aşık olur. Karakterler klasik Murakami tasvirleri ile farklı formlarda yalnızdır. Hem erkek anlatıcı (bu arada genç bir ilkokul öğretmeni), hem de Sumire (yazar olmaya gönül vermiş, yazar aday adayı), aşık olunan kadın hakkında düşünür, konuşur. Yine yazarın özelliklerinden biri olarak “erotik düşler ve istekler de” betimlenir. Buraya kadar sevdin mi derseniz, homofobik değilim, tercihlere saygılıyım, lakin bir kadının başka bir kadına hissettiği aşkı okumak bana keyif veriyor da diyemem. Sumire’nin Myu’nun iş teklifini kabul edip, yanında çalışması ve birlikte yurtdışı seyahatine çıkmalarıyla metnin ilk yarısı tamamlanır.
Temel oluşturulmuş, taşlar yerine oturtulmuş, Murakami’nin akıl oyunları başlamıştır. Bu kısmı tamamlamadan Sputnik nedir diye merak edenler için; “Sputnik” Sovyetler Birliğinin 1957 yılında, uzaya gönderdiği ilk yapay uydunun adı. Rusçada Sputnik, İngilizcede “travelling companion” yani “Yol arkadaşı” manasında. Eserin yazım tarihi 1999, 1Q84 ise 2009, neden bu ayrıntıyı vermeye gerek duyduğuma geliyorum. Kitabın ikinci yarısı, adeta bir öncü 1Q84.

Başlangıç kabul ettiğim kısmın sonrası, yazarın imzası sayılan; post-modern, sürrealist bir kurguya evriliyor. İlk bölümde zeminlenmiş karakterlerin yalnızlıklarına, çeşitli açmazların eklenmesi, doğal bir süreçten ziyade, bana biraz “yama” gibi geldi.
Öncü 1Q84 dememin sebeplerinden biri, anlatıcı erkek karakterin, 1Q84 baş karakterlerinden biri olan “Tengo” ile birden fazla bakımdan benzerlik göstermesi. Yine bir öğretmen, yine kendinden yaşça büyük evli kadınlarla ilişkiler, aşık olduğu kadın dışında birlikte olduklarının önem arz etmemesi vs vs.
Sumire ve Myu, seyahatinin son ayağı olan Yunanistan’ın küçük bir adasında gerçekleşen ya da sadece rüyadan ibaret olan, esrarengiz olaylar. Murakami sözün bir yerinden sonra her iki kadın için de “paralel evren” kapılarını aralıyor veya aralamış görünmesini istiyor. Kendine dışarıdan bakma, yaptıklarını izleme, ama buna müdahale edememe, yahut yapılan ya da yaşanandan duyulan pişmanlığın üstesinden gelememe hallerini,, ya paralel evren ya da rüyalar şeklinde alternatifliyor, ki bu da okurun ayağını hep havada bırakıyor, cebinde bir acaba ve birkaç belki ile birlikte. (Bakınız lunapark, bakınız Sumire’nin kayboluşu)
Gerçeklik duygusu hep belirsiz. 1Q84 kitabında bolca okuduğumuz “paralel evren” Sputnik Sevgilim’de bebek adımlarıyla, ben geliyorum diyor. Her ne kadar bir önce okuduğum 1200 küsür sayfaya göre, görece konforlu bir okuma yaptığımı söylemiş olsam da, eser metaforik diliyle okuru yorup, yoğurmaktan geri kalmıyor. Yazarın sırf bu kitap değil, genel anlamda final yazmak hususunda, bir gediği olduğunu düşünüyorum. Sanki, ya sona gelene kadar sarfettiği efor, finali getirirken onu zorluyor ya da sonu gelsin bitsin istemiyor gibi. Kısaca sonu zorlama buldum. Saygılarımla
224 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Murakami'nin bir kitabını daha okumak güzel. Yazarın, içinde doğa üstü olabilen, gerçekçiliğin ipinin ucunun kaçtığı, başka diyarlara dahi insanı götürebilen ve ama bu nasıl olabilir ki , diye düşündüren eserleri, ne olursa olsun, duyguların ince ince dokunduğu güzel eserler aslında. Olayları anlamasak, nasıl meydana geldiğini kavrayamasak ve onları gerçekçi bir şekilde algılayamasak da karakterlerin duygularını, açmazlarını anlıyor ve onlara kendimizi yakın hissediyoruz. Sputnik Sevgilim, Yaban Koyununun İzinde kitabındakini andıran, ama yanılmıyorsam oradakinden daha yalın, daha etkileyici duygularla örülü bir eser. Burada da, diğer eserlerinden hatırladığım o bir başka yer, bir başka mekân, gidilen tanık olunan, anlatılsa da kavrayamadığımız ama hislerin tercümesine aşina olduğumuz, bize yabancı gelmeyen bir duygu, bir edebiyat tadı var. Kitabın son bölümünün geri kalan bölümlerinden daha güzel olduğunu düşünüyorum, belki de Murakami'nin kaleminin daha duygusal olduğu bir bölüm burası, karakterlerimizin hikâyesi bir sona bağlanırken yazar belki de üzülerek veda ediyormuş gibi bir his hissettim...ya da ben veda ettiğim için hissettim böyle.

Sputnik Sevgilim'i bütün Murakami severlere öneriyorum.
224 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Bu yazarın okuduğum ilk kitabı. Merakla başladım ve keyifle okudum.
İlk önce “Sputnik” kelimesini araştırmakla başladım, zira anlamını bilmiyordum.
Sputnik , Sovyetler Birliği'nin 1957 yılında uzaya fırlattığı dünyanın ilk yapay uydusunun adı. Rusça kelime anlamı yoldaş, yol arkadaşı demekmiş.

Kitabın ana teması bana göre yalnızlık dı.
Kitaptan bir alındı: “Neden insanlar bu denli yalnız olmak zorundalar? Neden bu denli yalnız olunmak zorunda? Bu dünyada bu kadar çok insan yaşarken, her birimiz bir başkasından bir şeyler beklerken, neden bu kadar yalnızız? Yoksa gezegenimiz, insanların yalnızlığından beslenerek mi sağlıyor dönüşünü?”

Kısaca konusuna gelince:
Kahramanlarımız iki kadın ve bir erkek. Kitapta ismi anılmayan K. genç, bekar bir ilkokul öğretmeni.

Baş rol oyuncumuz ise K. için çok değerli olan Sumire. 22 yaşında, en büyük hayali yazmak olan genç bir kadın.

Mui ise yıllar önce yaşadığı bir olayın etkisinde kalmış ve buna dayalı hayatı, iç dünyası ve ruhu değişmiş bir kadın. Ayrıca yabancı ülkelerdeki küçük şarap üreticileriyle iş anlaşmaları yapan ve ithal ettiği şarapları restoranlara satan bir iş kadını.

Sumire, Mui’nin şirketinde işe başlar ve birlikte iş seyehatine çıkarlar. Sonrasında tatil için gittikleri Yunan adasında umulmadık şeyler olur ve Sumire bir anda ortadan kaybolur ve Sumireyi arama süreci başlar.
Bu süreçte neler olur?

Yunan adasının tarihi hakkında bilgiler verilirken, Türkler için kullanılan cümleler hoşuma gitmedi ve bu ırkçı düşüncesini hiç sevmedim!!!! Belirtmeden geçemeyeceğim....

Üç karakterin de kendi iç dünyalarındaki sorgulamalar ve yalnızlıkları işlenmişti.
Klasik müziğe dair keyifli esintiler vardı.
Kitabın sonu ise tamamen havada kalmış biçimde bitti. Sumire ile ilgili bir çok cevaplanmamış sorular vardı. Kitabın devamı olur mu bilemiyorum ancak bu şekilde çok eksik kalmış oldu....
Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Kitabı tavsiye ediyorum :)
224 syf.
·12 günde·10/10
Kitabın düşük tempoda seyreden anlatımı, yarısından sonra olayların gelişmeye başlaması ile hareketleniyor. İkinci yarının da yarısından sonra her şey çözüldü, akış yavaşladı gibi düşündürse de sonunda yine bi’ küçük heyecanlandırıyor biz okurları.

Ben diğer kitaplarından zaten tanıdığım Murakami’nin anlatımını ve hayal dünyasını çok sevdiğim için bu kitabını da beğenerek okudum.
224 syf.
·8/10
İlk kez murakami okudum ve çok beğendim . Yani neyi beğendim aslında çok bilmiyorum . Büyülü gerçekçilik gerçekten etkileyici . Akımı beğendim . Sonra olayların bende bıraktığı kalp çarpıntısıni da beğendim altı çizili cümleleri aşırı beğendim ilk kitaptı murakamiden asla son olmayacak
224 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Elime geçer geçmez başlayıp bitirdim.
Karakterler başarılıydı, kurgu çok güzeldi, sürükleyip götürdü kısaca. Ancak neler olacak diye sonuna kadar bir solukta gelip çok hızlı, özensiz, gereğinden fazla eksik bırakılmış bir sonla karşılaşmak sinir bozucuydu’ taa ki suçu kendimde arayıp kitapla ilgili başka incelemeleri, yorumları okuyana kadar.

Ekşi sözlükte denk geldiğim bir yorum kitapla ilgili bütün düşüncemi değiştirdi:


‘öncelikle bir "varlık" değil, "yokluk" anlatısı olduğundan, eserin sonunu hiç hızlıca yazılmış ve tamamlanmamış bulmadım.’

tamamını okumak isteyenler için de: https://eksisozluk.com/entry/63990324

224 syf.
·Puan vermedi
Ne yazsa okurum diyebileceğim yazarlardan biri olması tarafsız yaklaşmamı engelliyor olabilir. Tek solukta okunan, akıcı, yaratıcı, sıkmayan aksine doyuran Marukami aşkı yine kendi tarzında kağıda dökmüş.
224 syf.
·Puan vermedi
İnsanın ruhundan bir şeyler kopar veya kırılırsa ancak fiziksel görünüşü aynı ise o insan aynı insan mıdır?
Sanırım her insan hissediyor bunu. 'Yabancılaşma' hissini.. Kendine bile başka gelmek.. Asıl ben, gerçek ben kimim? Neredeyim? Kişiliğimizin incecik bir perdeyle ayrıldığı varsayımına inanmalı mı?
Tüm benliğimle yaşamakta mıyım? Umarım öyledir.
Haruki Murakami ve diğer aşk romanlarına benzemeyen bir aşk romanı. Çok başka, çok güzel.
224 syf.
Bu Haruki Murakami'den okuduğum yedinci kitap. Aslında bu kitaba başlamayı düşünmüyordum çünkü çok fazla Murakami okuyunca yazardan sıkılmaya başladığım fark ettim. Murakami her ne kadar iyi bir yazar olsa da kendini tekrarlayan yönleri olduğunu düşünüyorum. Neyse konumuz Sputnik Sevgilim bu yüzden ondan devam ediyorum. Kitabı çok beğendim. Murakami'nin sade bir dili var ve zamanınız da varsa bir çırpıda okuyabiliyorsunuz. Başta ana karakterimiz Sumire'yi tanıyoruz kitapta. Sumire yazar olmak isteyen, çok fazla kitap okuyan deli dolu bir kız. Bir de ona aşık olan en yakın arkadaşı var ve tabii ki Myu. Japonya'da başlayıp Yunanistan'a kadar giden bu roman ucu açık bitiyor her Murakami romanında olduğu gibi. Aşk, fantastik, mistik... Nasıl tanımlarsanız tanımlayın. Bu roman hepsinin karışımı. Okumanızı öneririm.
224 syf.
Kitabın başlarında oldukça sıkıldığımı söylemeliyim. 200 sayfa kitabı bir günde okuyabilirdim lakin oldukça bunaldim, araya başka okumalar ekledim. Bundan sonrası spoiler içerebilir. Okumayı düşünenler lütfen dikkat etsinler. Sumire'nin kaybolmasıya birlikte kitap hızlandı ki bu da kitabın 100. sayfasından sonra oldu. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey yazar Haruki Murakami'nin Türkler için yazdığı şu satırlar oldu: " ...sonra bu adaya Türkler gelmiş. Kitapta yazdığına göre onların hakimiyeti gaddarca ve mutlakmış. Türkler hoşlarına gitmeyen bir şey olduğunda, bahçedeki ağacı budar gibi kolayca insanların (Yunanlilarin) kulak ve burunlarını keserlermis." Yazarın burada bilinçli bir Türk düşmanlığı yapıp yapmadığını bilemesem de bu sözler "milliyetçi damarıma" bastı... Sonrasında kitaptan pek zevk aldığımı söyleyemem. Kitap için yorumum "okumasam da olurdu" olabilir.
"Ben bu kadına aşık oldum. Şüphe yok. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de."

BUTTERFREE
Sözgelimi, "Ben aptallık derecesinde dürüst ve açık bir insanım" ya da "Ben çok hassas biriyim ve dünyayla uzlaşamıyorum" veya "Ben karşımdakinin yüreğindekini anlamakta becerikli biriyim" gibi şeyler çıkıyor ağızlarından. Ancak ben "hassas" insanların başkalarını incittiklerini defalarca gördüm. "Dürüst ve açık" insanların, istediklerini almak için işlerine geldiğini gibi davrandıklarını gördüm. "Karşısındakinin yüreğindekileri anlamakta becerikli" olan kişilerin hiç de içten olmayan övgülere kolayca kandıklarını gördüm. Bu durumda bizler kendimiz hakkında gerçekte ne biliyor olabiliriz?
Haruki Murakami
Sayfa 64 - Doğan Kitap

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sputnik Sevgilim
Baskı tarihi:
Temmuz 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935721
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Volkan Erdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Sen benim bir parçamsın...

Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok.

Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de. Japonya'dan bir Yunan adasına uzanan, üç kişiyi birbirine kenetleyen büyüleyici bir aşkın hikâyesi. Haruki Murakami'den düşlerinize sızacak bir roman...

Kitabı okuyanlar 1.667 okur

  • Pınar Peri
  • Berna Çay
  • Donia Yahia
  • Ahsen
  • Seher arseven
  • Râbia
  • Ophelia Woolf
  • esra eyceoğlu
  • Lethe ️️
  • Simurg (Sênmurv)

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%0.6
18-24 Yaş
%23.1
25-34 Yaş
%32.5
35-44 Yaş
%29
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%1.2
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.7
Erkek
%22.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.1 (66)
9
%14.9 (81)
8
%25.7 (140)
7
%25.7 (140)
6
%11.9 (65)
5
%4 (22)
4
%2 (11)
3
%1.3 (7)
2
%0.9 (5)
1
%1.3 (7)

Kitabın sıralamaları